Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

31 Ocak 2010

BİR KIZILDERİLİ KİTABESİNDEN ALINMIŞTIR:

Ocak 31, 2010 0
BİR KIZILDERİLİ KİTABESİNDEN ALINMIŞTIR:

Verdiği kırkın her biri bir tohumdur ki, onlar da bire kırk verir.
Bilgi de tohumdur. Bire yüz verir.
Verdiği yüzün her biri bir tohumdur ki; onlar da sana bilgelik, torunlarına da ilham verir.
Zeka sudur, tohumları yeşertir; yalanı da, bilgiyi de.
Yetenek topraktır, ne ekersen onu biçersin; ekmezsen üzerinde ayrık otları biter.
Emek güneştir, tohuma da, suya da, toprağa da hayat verir.
Kader, çadırındaki kilim gibidir, ipliğini Ulu Manitu verir; sen dokursun, deseni sendendir, renkleri Tanrı’dan.
Şans doğal gübredir, ne zaman nereye düşeceği belli olmaz; kilimine düşerse kirletir, desenini değiştirir, oysa toprağına düşerse besler.

GÜVEN TEK TARAFLI OLMAZ ...

Ocak 31, 2010 0
GÜVEN TEK TARAFLI OLMAZ ...

İngiltere''de yargıçların maaşı yoktur.
Onun yerine ihtiyaçları oldukça kullandıkları
kredisi sınırsız çek defterleri vardır.
İngiliz devleti hakimlerine o kadar güvenir.
Bir gün hakimin biri bir bankaya gidip
1.000.000 poundluk bir çek bozdurmak istediğini söylemiş.
Tabii ortalık birbirine girmiş.
Banka yöneticileri en üst makamdan onay almadan
bu kadar parayı veremeyeceklerini söyleyip hemen
İçişleri Bakanlığı''na, Adalet Bakanlığı''na ve Başbakanlığa telefon etmişler.
Ancak aradıkları her yerden gelen cevap aynıymış: ÖDEYIN!
Gel gelelim bankada o kadar nakit yokmuş.
Hakimden ertesi gün gelmesi rica edilmiş.
Ertesi gün para bir bavul içinde hazırmış.
Aradan birkaç gün geçmiş. Hakim çıkagelmiş.
Parayı bankaya geri vermek istiyormuş.
Banka yönetimi şaşırıp kalmış.
Hemen Adalet Bakanlığı''nı aramışlar.
Derhal Bakanlık müfettişleri devreye girmiş
ve hakime hareketinin sebebini sormuşlar.
Hakim ''Kraliçenin hükümeti bize gerçekten bu kadar güveniyor mu?
Onu sınadım.'' cevabını vermiş.
Raporlar Bakanlığa iletilmiş ve aynı gün hakim azledilmiş.
Adalet Bakanlığı hakime gönderdiği yazıda gerekçeyi şöyle açıklamış:
''Kraliçe hükümetinin saygın bir hakimi, devletine güvenmiyor ve onu sınıyorsa, devlet ona asla güvenmez.''

Güven çok ince bir çizgidir.
Onu kalınlaştırarak kırılmasını engelleyen tek şey,
''iki taraflı'' olmasıdır

DERS ALINACAK SÖZLER.....

Ocak 31, 2010 7
DERS ALINACAK SÖZLER.....

1)Zaman, bekleyenler için çok yavas, korkanlar için çok hizli, yas tutanlar için çok uzun, sevinenler için çok kisa, ama sevenler için sonsuzdur...
2) Kadin olsun , kitap olsun cildine aldanmayip içindekilere bakilmalidir. (Cenap Sahabettin)
3) Dostu üzmek , düsmani sevindirir.
4) Paraya ihtiyaciniz yokmus gibi çalisin, hiç incinmemis gibi herkesi sevin, hiç kimse sizi izlemiyormus gibi dans edin.
5) Ask köprü kurmaktir.Insanlar köprü kuracaklarina , duvar ördükleri için yalniz kalirlar.(Newton)
6) Ayni dili konusan degil, ayni duygulari paylasanlar anlasabilirler.(Mevlana)
7) Hiçbir Sey için 'benimdir' deme Sadece de ki 'yanimdadir' Çünkü ne altin, ne toprak, ne sevgili, ne hayat, ne ölüm, ne huzur, ne de keder daima seninle kalmaz. (D.H.Lawrence)
8) Para açligi giderir, mutsuzlugu degil, yemek mideyi doyurur , ruhu degil. (Shaw)
9) Analar Yaraticinin ilahi merhametinden en fazla nasip almis varliklardir.
10) 'Ben annemi nasil sevmem ki, o beni bir müddet cisminde, uzun zaman kucaginda , ölünceye kadar da kalbinin Sefkat kösesinde tasimistir.(Abdurrahman Camii)
11) Dostundan bir cefa gördünse , onun bin tane vefasi oldugunu hatirla.
12) Gerçek sevgi iyilik gördügünde artmayan, kötülük gördügünde eksilmeyendir.
13) Insanlarin en büyügü, en yüksek mevkide iken tevazu gösteren , kudret sahibi iken affeden, kuvvetli iken adaletle hükmedendir.
14) Söylenen söz , atilan ok, kaçan firsat, giden gençlik geri gelmez.
15) Allahim 'Bana degistiremeyecegim Seyleri tevekkül içinde kabul edecek vakari, degistirebileceklerimi degistirecek cesareti ve ikisi arasindaki farki anlayabilecek akli nasip et. (Reinhold Neibuhr)
16) Küçük kafalar kisileri, orta kafalar olaylari, büyük kafalar fikirleri konusurlar.
17) Erkekler kadinlarin ilk aski, kadinlarda erkeklerin son aski olmak isterler.
18) Ayakkabim yok diye üzülüyordum, ayaklari olmayan bir çocuk görene kadar.(Antele France)
19) Nokta kadar menfaat için , virgül gibi egilenler, sonunda düz hat olup çignenmeye mahkumdurlar. (La Edri)
20) Saglik gibi dost, hastalik gibi düsman, evlat sevgisi gibi sevgi, açlik gibi aci yoktur.
14. Gerdanimda pirlantalar olacagina , masamda güller olmasini tercih ederim.(Emma Goldman)
15. Bütün zekami , yetenegimi, Söhretimi, eserlerimi aksam eve zamaninda gelip gelmeyecegimi merak eden bir kadin için feda edebilirim.(George Bernard Show)
21) Sabir , yüzünü eksitmeden aciyi yudumlamaktir.
22) Hayat aynaya benzer, Sen ona küsersen o da sana küser.Sen ona gülümsersen o da sana gülümser.
23) Gel dese de bakma cimri asina, bir firsat arar da kakar basina.(Neyzen Tevfik)
24) Depremle ask arasindaki benzerlik, ikisinin de insani fena halde sarsmasidir.
25) Hiç kimse yumruklari sikiliyken net düsünemez.(George Jean Nuthar)
26) Sözlerinizdeki hiddeti anliyorum, ama sözlerinizi anlamiyorum.(Shekespeare)
27) Kimine çözülmeyen kördügümdür yasamak, Kimine yasadikça bir ölümdür yasamak, varolusun gizine erenlerse, diyorki 'Ölmezlik kitabinda bir bölümdür yasamak.' (Ümit yasar Oguzcan)
28) Bilgi insani Süpheden, iyilik aci çekmekten, kararli olmak korkudan kurtarir.
29) Bilginin efendisi olmak için çalismanin usagi olmak Sarttir. (Balzac)
30) Insanlar agaçlardan ders almalidirlar.Ne üzerinde barinan kuslarin, ne gölgesinde yatan insanlarin, ne de verdikleri yemislerin hesabini tutarlar.
31) Nasil ve ne zaman öleceginize kendiniz karar veremezsiniz, ama nasil yasayacaginiz kendi elinizdedir.
32) Bir erkegin bu dünya da sahip olabilecegi en degerli Sey, bir kadinin kalbidir. (Josiah G.Holland)
33) Öyle horozlar vardir ki, öttükleri için günesin dogdugunu sanirlar.(H.Dunant)
34) Dünyayi degistirmek istedim, ama sonunda fark ettim ki , degistirmeye gücümün tek yettigi Sey kendimdim.(Aldous Husoley)
35) Payina düsenden memnun olan her kisi zengindir.
36) Akilli insan düsündügü her Seyi söylemez;ama her söyledigini düsünür.(Aristotales)
37) Sikilmis bir yumrukla , kimseyle tokalasamazsiniz.(Indra Gandi)
38) Tas atmaya alisanin sonunda kendi kolu agrir.
39) Kebabi köz öldürür, sürmeyi göz öldürür, Yigidi kiliç degil , aci bir söz öldürür.
40) Bir yerde küçük insanlarin büyük gölgeleri olusuyorsa , orada günes batiyor demektir.(Çin Atasözü)
41) Rüyalari gerçeklestirmenin en kestirme yolu uyanmaktir.(J.M.Power)
42) Ölüm hayattan daha evrenseldir.Herkes ölür ama herkes yasamaz.
43) Gerçek dostlar yildizlara benzer, karanlik çökünce ilk onlar gözükürler.
44) Ask dünyanin en tatli mutlulugu ile en derin acisindan yaratilmistir.(Bailey)
45) Bir babanin çocuklarina verebilecegi en büyük hediye annelerini sevmektir.
46) Günesini kaybettiysen sakin gözlerini kapama, yoksa yildizlarini da kaybedersin.

22 Ocak 2010

YILDIZ KENTER’DEN….

Ocak 22, 2010 1
YILDIZ KENTER’DEN….

İnsanın ortak kaderi doğum, ölüm ve o aradaki zaman, yaşam...
Doğmak, ölmek isteğe bağlı değil...
Ölmek, belki bazen.
Bize düşen yaşamak.
Koşullar ne olursa olsun yaşamak...
Ayakta kalmak...
Hadi sıyırttın sıyırttın, hayatta kalabildin zar zor...
Uzun yaşamak, bir ayrıcalık.
İyi, güzel...
Ama ayakta kalmak, kalabilmek.
Ceza!
Müthiş bir ceza!
İlkokuldaydım, birinci sınıfta.
Hiç unutmadığım bir cezaya çarptırıldım.
Karatahtanın önünde, sırtım sınıfa, yüzüm karatahtaya dönük,
ders bitimine kadar kıpırdamadan ayakta durmak...
Utanıyorum, midem bulanıyor.
Ölmek istiyorum.
Herkesten nefret ediyorum, herkes ölsün istiyorum.
Sonra bir ara cebimdeki kabarıklığı hissediyorum:
Kabak çekirdeklerim!
Bir kuruşluk kabak çekirdeği almıştım, bir tane bile yemedim.
Mahmut'la (benden birbuçuk yaş büyük ağabeyim;
üçüncü sınıfa gidiyor) eve giderken yiyecektik.
Evimiz taa tepede, Abidin Paşa Köşkü'nün orada.
Bahardı...
Bademler açmış, tepeye giden toprak yol bomboş.
Ev yok pek.
Apartman hele hiç yok.
Göz alabildiğine tarla.
Papatyalar,gelincikler.
Hadi be sen de!..
Ne diye ölecekmişim...
Mati'cigimle güzelim dağ yolunda çekirdek yiyerek,
konuşa gülüşe eve gitmek varken!
Şimdi dönüp geriye baktığımda,
hep çekirdek misali umutlar peşinde ayakta kalabildiğimi görüyorum.
Öleceğimi bile bile bir çekirdek uğruna bu kadar çaba, çırpınma!
Değer mi?..
Birşey yap, Met'i anımsıyorum, sevgili Aziz Nesin'i...
İçim ısınıyor yeniden.
Kalk hadi diyorum, durma koş, birşeyler yap.
Yaşa...
Dur diyorlar bir yandan da, koşma...
Yeter dinlen artık.
Koşma...
Öl artık!
Ama çekirdeklerim bitmedi ki daha..."

Yıldız KENTER

MEVLANA OĞLUNA DER Kİ

Ocak 22, 2010 0
MEVLANA OĞLUNA DER Kİ

“Bahaeddin! Eğer daima cennette olmak istersen,
herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma!
Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla olma!
Merhem ve mum gibi ol! İğne gibi olma!
Eğer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen,
Fena söyleyici!
Fena öğretici!
Fena düşünceli olma!
Çünkü bir adamı dostlukla anarsan, daima sevinç içinde olursun..
İşte o sevinç Cennetin ta kendisidir.
Eğer bir kimseyi düşmanlıkla anarsan, daima üzüntü içinde olursun.
İşte bu gam da cehennemin ta kendisidir.
Dostlarını andığın vakit içinin bahçesi çiçeklenir,
gül ve fesleğenlerle dolar.
Düşmanları andığın vakit, için dikenler ve yılanlarla dolar,
canın sıkılır, içine pejmürdelik gelir..
Bütün peygamberler ve veliler, böyle yaptılar,
içlerindeki karakteri dışarı vurdular.
Halk onların bu güzel huyuna mağlup olup tutuldu,
hepsi gönül hoşluğu ile onların ümmeti ve müridi oldular.”

Mevlana oğluna der ki:
Bahaeddin!

Düşmanını sevmek, düşmanının da seni sevmesini istersen,
kırk gün onun hayrını ve iyiliğini söyle, o düşman senin dostun olur;
Çünkü gönülden dile yol olduğu gibi, dilden de gönüle yol vardır.

AŞK "SABIR"DIR BELKİ, AMA ASLA "TAHAMMÜL" DEĞİL

Ocak 22, 2010 0
AŞK "SABIR"DIR BELKİ, AMA ASLA "TAHAMMÜL" DEĞİL

Aşk "sabır"dır belki, ama asla "tahammül" değil


İlişkilerin derinlerinde bir yerde, fay hattında bir çatlak varsa, en ufak bir sarsıntı, onu ciddi bir kırılmaya sürükleyebilir.
Bu sarsıntıyı yaratan, bir kriz anı olabileceği gibi, ilgi beklentisiyle hazırlanılmış özel bir gün de olabilir.
Krizlerde yiğitleşir kadınlar,... özel günlerde ışıldar. Ve yanlarındaki adam, kendileri gibi yiğitleşmiyor, ışık saçmıyorsa o an kestirip atabilirler.
Merkez üssü yürek olan bu deprem, yaşananın aşk değil, kolayca vazgeçilebilir bir alışkanlık olduğunu hissettirirse, çoktandır göğüs kafeslerini sıkıştıranı bu dertten gözlerini kırpmadan kurtulabilirler;
...o anda... sigarayı bırakır gibi...
Dayanma eşiği en geniş ilişkiler bile kalbin bu sarsıntısına dayanamaz. İlişkinin yaldızı dökülüp de altından sahtekârlık saçıldı mı ortalığa, derindeki yarık büyüyüp yerle bir eder birlikteliği...
Aşk "sabır"dır belki, ama asla "tahammül" değil

Can Dündar.

KALP ROMA(n)TİZMASI

Ocak 22, 2010 0
KALP ROMA(n)TİZMASI

Ahh! şimdi romatizması tuttu kalbimin.
Dolaşmak asla derken hiç bir yağmun altında
Birazdan gökyüzüm fena halde yağacak.
Tamda dolulardan kaçmam gerektiğine inanmıştım,
Ama işte seviyor bedenim kendi yağmurunu.
Biliyorum ne zaman ağlasam:rüzgarda başlar.
Ah! şimdi sırası mı kendi selinden fırtınalar koparmak?

İşte sevmeyi de ...tam buradan başlatmak istiyorum.
Kusura bakma ne zaman tutacağı belli olmaz
Bu kalbimin romatizması.
Nede olsa hasta bir bedeb taşıyorum.
Ki kendimi nicedir bulutlu havalarda da dolaştırıyorum.
Öyleyse ismimim baş harflerinden başlayayım ağlamaya,
Çünkü en ağırı onlar oluyor ağzımda:taşıyamıyorum.
Seni susmak:Çok kurak geçiyor kaç mevsimdir.
Dökülse bi dökülse harflerin ağzımdan:rahatlayacağım.

Durmuş ağzımın içine bakıyorsun,
Bilmezmiş gibi bu kalp romatizmasının huyunu.
Tutuutmu mutlaka yağacak:
Yazsa:yağmur.güzse:dolu,kışsa:kar,
Neyse nerde kalmıştık?
Şimdi isminin harflerine ağlamalıyım,
Yoksa kurutur beni bu bulutlu yağmursuzluk.
Bir damla:Se,bir damla daha:elif,
Bir damla,bir damla daha ve son damla.
Evet dindi,dindi şimdiliğk bu fırtına.
Ama biliyorum seni nerde görsem
Tutacak kalbimin romaztizması.
Yağacak bu yaz:yağacak bu yağmuru.

AUT İNSANİT HOMO,AUT VERCUS FACİT*(HORATİUS)
*İNSAN YA DELİRİR,YA DA ŞİİR YAZAR...

14 Ocak 2010

HİÇ VAKTİNİZ YOK

Ocak 14, 2010 0
HİÇ VAKTİNİZ YOK

Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?
Hiç vaktiniz yok, "Fast live", "Fast fo...od", "Fast music", "Fast love"...
Dikte ettirilen "yükselen değerler", "in" ler, "out" lar...
Buna benzer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi.... Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar, Size sesleniyorum!Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini?
Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını?
İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza?
Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?
Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir?
Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?
Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını?
Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında?
Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda?
Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor?


Müşfik KENTER

DIŞARIDA ÜŞÜYEN HAZİRAN KALBİMDE HAZAN

Ocak 14, 2010 0
DIŞARIDA ÜŞÜYEN HAZİRAN KALBİMDE HAZAN

“Uygarlık ve barbarlık kardeştir.”
-Havel-

Dünya sığmıyor insana Havel,
yüzlerdeki, yüreklerdeki maske,
parada kir, suda klor, havada nem,
yüksek borsa, alçak basınç
ve kanun hükmünde ihanetler, sahtekâr jestler.

/İnsan, sığmıyor insana Havel! /

Ve her şey:
Şey!
Mesela o takvimler,... o günler
her biri şimdi kim bilir neredeler?
Yalancıdır aynalara gülümseyen o muhteşem gençlikler;
bir yaz yağmuru gibi çabucak geçecekler.
Bize kalan kurt kapanı sözleşmeler
ve iş akdi kıvamında morarmış evlilikler.

Oysa insanı büyüten yalnızlık mıdır Havel?


Biz bu kentlerde,
bu ömürlerin gecelerinde çürüsek bile,
şimdi eski dağlarda vakur bir şafak yırtılmaktadır
ve dışarıda üşüyen bir haziran;
kalbimde yılların tufanından artık bir hazan.

(Kalbimde hazan
ve şairdir elbet
sözcüklere rus ruleti oynatıp yazan!)

Dışarıda üşüyen bir Haziran.
Kanımda nikotin cehennemi;
Kısa kibrit, uzun duman:Yaan!
Yine yaan… Yine yaaaan!
Yan ki yangınlar bile yansın;
haklıdır içindeki abdal bırak ağlasın...




Bırak ağlasın, artık gündüzlerin ışığında aşk,
gecelerin sularında yakamozlar yok
ve kuşlar konsun diye gerilmiyor balkonlara
çamaşır ipleri;
duyuyorsun işte şiir de yazıyorlarmış iğfal şebekeleri!

Dışarıda üşüyen bir Haziran.
Dışarıda aşksız aşk, Aids, Hepatit b,
dışarıda hormonlu sevinçler, kokmayan güller.
Dışarıda dostluğun, puştluğun kolunda gülümsemesi;
ama öğrendim karanlıklardan ışık destelemeyi
ve baka baka irkilmiş gözlerine hayatın:
İnatla…İnatla gülümsemeyi;
öğrendim içimdeki abdalı hünerle gizlemeyi...

(Herkes fanusuna asmış kendini;
bu yüzden beklemiyorum farklı kıyametleri...)

D ı ş a r ı d a ü ş ü y e n b i r H a z i r a n.
D ı ş a r ı d a ö l d ü i n s a n.
Ö l d ü i n s a n…
H i ç b i r k i t a b a y a k ı ş m a d a n!

Ben de yaza yaza çürütüp dünlerimi;
her gün bu cehennemden çalıyorum kendimi…

Bu yüzden her şey:
Şey!
Havada hava, günlerinde gün, evlerde sarmısak soğan;
hepsi bu işte basit, olağan.
Her şey şey’dir;
inandıklarımızdır belki de yalan.
Abarttığımızdır,
kül’dür herkesin payına kalan...

Yılmaz ODABAŞI

10 Ocak 2010

YARALARA DAİR

Ocak 10, 2010 0
YARALARA DAİR

Yaşlı ve çirkin bir tüccar; karşılığını parayla ödeyeceği zevk gecesi için olağanüstü güzel,ama taş kalpli bir fahişeye gitmiş... Sabaha karşı, yaşlı adamın uykuya dalmasını fırsat bilen genç kadın,soyguncu dostlarını çağırmış. Ne var ki tüccar, tilki uykusundan fırladığı gibi olanca gücüyle karşı koymaya..., dövüşmeye başlamış.Haydutlar hem kalabalık, hem de işinin ehliymiş. Onu kolayca köşeye sıkıştırmışlar. Ancak ne kadar vururlarsa,bu zayıf ve çirkin bedende yara açılmadığını, can alıcı darbelerin hiç iz bırakmadığını görmüşler... Bıçaklarını, kılıçlarını çekmişler... Ancak en keskin bıçak, en acımasız kılıç bile tüccara hiç bir şey yapamıyormuş....Sonunda korkup kaçmışlar... Dövüşü izleyen kadın, yaşlı adamın mucizevi gücünden etkilenmiş, bir kez daha -ama bu kez aşk adına- tüccarla sevişmek istemiş. Onu hayranlıkla, arzuyla, şefkatle okşamaya başlamış...Gelgelelim güzel kadının her dokunuşunda tüccarın bedeninde yeni bir yara beliriyormuş. Dövüşün,darbelerin, bıçakların, kılıçların açtığı yaralarmış bunlar... İçten bir ilgi ve şefkat görene dek gizli kalmışlar.Sonunda tüccar kanlar içinde kadının kollarına yığılmış, ölmüş....

Tam bu türden hayatlar yaşamıyor muyuz? Aşktan bunca korkmamız bu yüzden değil mi? Kimsenin kollarında yığılıp can vermek istemiyoruz.Çünkü zaten, her yanımız kılıç yaralarıyla dolu. Ama bir şekilde kapanmış, kabuk bağlanmış yaralar onlar....Nasıl yapmışsak yapmışız üstesinden gelmişiz... Ama biri, kabuk tutmuş yaraları okşamaya başladığında,cırt diye açılıveriyor ve oluk oluk kanama başlıyor yeniden.... Birine teslim olduğumuzda, anlatmaya başladığımızda, içimizi döktüğümüzde bedenimiz ve ruhumuz kan içinde kalıveriyor....
O yüzden değil mi içimizi tutmamız?Birisine teslim olmaktan korkmamız?Ortalıkta tedirgin ve gergin dolanmamız?"Anlatsam mı, anlatmasam mı?" kararsızlığımız,"Bu sevgi beni acıtır mı?" kuşkularımız.... Her zaman seni üzecek birileri olacaktır.Yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğini iyi seçmek.


Gabriel Garcia MARQUEZ