Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

24 Ağustos 2010

KENDİNİ SEV

Ağustos 24, 2010 0
KENDİNİ SEV



“Kendini sev” dediğimde bu hiç içlerine dönmemiş kişilere yöneliktir. Çünkü onlar yalnızca ikiliğin dilinden anlarlar. Kendini sev, kendini seven ve sevilen diye ikiye böl demektir. Bunu düşünmemiş olabilirsin ama içine döndüğünde kendini sevmezsin, sevgi sen olursun.

Sevgi denen enerji sen olursun.

Sevgiyle dolarsın, sevgi yayarsın.

Sevgi senin yaydığın koku olur.

İçinde ismin yok, egon yok. İçinde saf var, varoluştan ibaretsin ve o saf varoluşun içinden sevginin aroması yükseliyor.

OSHO



KIZILDERİLİLERİN ŞEREF YASALARI !

Ağustos 24, 2010 0
KIZILDERİLİLERİN ŞEREF YASALARI !
1 – Dua etmek için güneşle birlikte kalk. Tek başına dua et, sık sık dua et. Büyük Ruh dinler, eğer sen sadece konuşursan.


2 – Yollarında kaybolmuş olanlara karşı anlayışlı ol. Cehalet, kibir, öfke, kıskançlık ve açgözlülük, kayıp bir ruhtan kaynaklanır. Rehberlik bulmaları için dua et.


3 – Kendini, kendi kendine araştır, keşfet. Başkalarının senin yolunu senin için belirlemelerine izin verme. O senin, sadece senin yolundur. Diğerleri o yolu seninle birlikte yürüyebilirler, fakat hiç kimse o yolu senin için yürüyemez.


4 – Misafirlerine evinde saygıyla davran. Onlara en iyi yiyeceklerini ver, en iyi yatağı ver ve onlara saygı ve onurla muamele et.


5 – Herhangi bir kişiden, bir topluluktan, bir çölden ya da bir kültürden olsun, senin olmayan şeyi alma. O ne kazanılmıştır, ne de verilmiştir. Senin değildir.


6 – Yeryüzü üzerindeki her şeye saygılı ol – ister insan, ister bitki olsun.


7 – Diğer insanların düşüncelerini, isteklerini ve sözcüklerini onurlandır. Başka birinin sözünü asla kesme, alay etme ya da taklidini yapma. Herkese kişisel ifadeleri için izin ver.


8 – Başkalarına asla kötü bir şekilde konuşma. Evrene bıraktığın negatif enerji, sana katlanmış olarak geri döner.


9 - Herkes hatalar yapar. Ve tüm hatalar bağışlanabilir.


10 - Kötü düşünceler zihinsel, bedensel ve ruhsal hastalıklara neden olur. İyimser ol.


11 – Doğa bizim için değildir, o bizim bir parçamızdır. Onlar senin dünyasal ailenin parçalarıdır.


12 – Çocuklar geleceğimizin tohumlarıdır. Onların yüreklerine sevgi ek ve bilgelik ve hayatın dersleriyle sula. Onlar büyürken, onlara büyümeleri için yer bırak.


13 - Başkalarının kalplerini incitmekten kaçın. Verdiğin acının zehiri sana geri döner.


14 - Her zaman dürüst ol.


15 - Kendini dengede tut. Senin Zihinsel ben ‘in, Ruhsal ben ‘in, Duygusal ben ‘in ve Fiziksel ben ‘in – hepsinin güçlü, saf ve sağlıklı olmaya gereksinimi var. Zihnini güçlendirmek için bedenini çalıştır. Duygusal rahatsızlıkları iyileştirmek için ruhsallıkta büyü.


16 – Kim olacağını ve nasıl davranacağını belirlerken bilinçli kararlar ver. Kendi eylemlerinin sorumluluğunu üzerine al.


17 – Başkalarının mahremiyetine ve kişisel yerlerine saygılı ol. Başkalarının kişisel eşyalarına dokunma – özellikle kutsal ve dini eşyalarına. Bu yasaktır.


18 – Önce kendine karşı dürüst ol. Önce kendini besleyemezsen ve kendine yardım edemezsen, başkalarını besleyemezsin ve onlara yardım edemezsin.


19 – Başkalarının dini inançlarına saygı göster. Kendi inancını başkalarına kabul ettirmeye çalışma.


20 – İyi talihini başkaları ile paylaş. Yardım kurumlarına bağışta bulun, şefkatli ol.



SÖZ BAŞIBOŞ BIRAKILMAZ...

Ağustos 24, 2010 0
SÖZ BAŞIBOŞ BIRAKILMAZ...

Çevrenizdeki insanlar Konfüçyüs`e “Bir ulusun tüm yönetimi sana bırakılsaydı önce ne yapardın?” diye sordular.
Bilge Konfüçyüs “Önce dilini geliştirirdim” dedi ve açıkladı:
“Dil düzgün olmayınca, söylenen, söylemek istenen değildir. Söylenen, söylemek istenen olmayınca, yapılması gereken yapılmadan kalır. Yapılması gereken yapılmadan kalınca, gelenek ve sanat geriler. Gelenek ve sanat gerileyince, adalet yoldan çıkar. Adalet yoldan çıkınca, halk çaresizlik içinde kalır. İşte bu nedenle söz, başıboş bırakılmaz.”




KONFUCYUS

KISSADAN HİSSE... BARDAK YA DA GÖL OLMAK

Ağustos 24, 2010 0
KISSADAN HİSSE... BARDAK YA DA GÖL OLMAK


Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli herşeyden şikayet etmesinden bıkmıştı.

Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi.

Hayatındaki herşeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi.

Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı.
- "Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle;
- "Acı" diye cevap verdi.

Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı.

Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi.

Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken ustası aynı soruyu sordu:
- "Tadı nasıl?"
- "Ferahlatıcı" diye cevap verdi genç çırak.
- "Tuzun tadını aldın mı?" diye sordu yaşlı adam,
- "Hayır" diye cevapladı çırağı.

Bunun üzerine yaşlı adam,suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi:
- "Yaşamdaki ıstıraplar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Istırabın miktarı hep aynıdır. Ancak bu ıstırabın acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır.

Istırabın olduğunda yapman gereken tek şey ıstırap veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir.

Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış."



18 Ağustos 2010

VERDİM CANIMI GİTTİ

Ağustos 18, 2010 0
VERDİM CANIMI GİTTİ


Nerde bir topluluk görürsen, tellal,
hiç durma, bağır:
Kaçan bir kul gördünüz mü ey insanlar, de,
tertemiz kokan bir kul gördünüz mü,
ay parçası bir yüzü var,
baştanbaşa fitne.

Savaş vakti tez gider, de , tellal,
barış vakti uysal olur, de.

Nerde bir topluluk görürsen, tellal,
hiç durma, bağır:
İnce boylu, güler yüzlü, tatlı sözlü,
tez canlı, çevik bir kul gördünüz mü?
Sırtında bir al kaftan taşıyor.

Kucağında bir rebap, elinde bir yay var, de , tellal,
Çaldığı hep güzel, hep sıcak havalar, de.

Nerede bir topluluk görürsen, tellal,
hiç durma, bağır:
Onun bağından bir meyva devşiren var mı ey insanlar, de,
onun gül bahçesinden bir demet gül deren var mı?

İş ki çıksın bir habercik getirsin biri ondan bana, tellal
çıksın biri ondan bana bir şeyler desin iş ki,
söyle, verdim canımı ona gitti, telal,
verdim ona gitti.


Mevlana Celaleddin Rumi


ZAMAN...

Ağustos 18, 2010 0
ZAMAN...

"ZAMAN değişti" derdi babam...Oysa ağarmış saçlarına, eğilmiş omuzlarına, derinleşmiş gözlerine bakardım da, babam daha çok değişmişti zamandan...Zaman yelkovanla-akrep arasında ya da takvim yapraklarında değildir...Zaman iki nefes arasında, iki lokma arasında, iki uyanış arasında, iki gece, iki sabah arasında, iki mevsim arasındadır...Biri doğarken biri ölürken, iki ağlayış arasındadır zaman... "Zaman ne kadar çabuk geçiyor" derdi babam...Oysa geçen babamdı.Günleri boş geçmişti, haftalar, aylar, mevsimleri boş...Bağlarındaki üzümden şarap basıp tadına bakmadan...Aşkları doyasıya yaşamadan...İçinden geldiği gibi kahkahalar atmadan...En sevdiği şeydi; taşlarla küçük küçük havuzlar yapıp, çamurdan kanallarla su getirmek havuzlara, çocuklar gibi...O zamanlar henüz akarsuları kurumamıştı Tülmen'in.Kısacası...Birçok şeyi yaşamadığını anlardım babamın; eski şarkılar çalınca ağlamasından...Ve ne babam zamanı doldurdu, ne de babamı bekledi zaman... "Zamanı gelir" derdi babam...Kimi zaman ben de boynumu büker "Zamanı gelir" derim...Bu iki kelimelik sabır ve avunma sözcüğü demek ki miras kaldı bana babamdan...Doğrusunu isterseniz çok şey de istemez bizim gibi insanlar; hani sadece bomboş geçen bir yaşama yanmadan...Karanlıklarda gizli gizli ağlamadan...Diyelim ki dizlerimize vurmadan...
Ne yapacaksınız...Keşke o en son gün söylediğini en başta söyleseydi babam:"O kötü bir yol arkadaşıdır...Durup da kimseyi beklemez zaman..."


Yazan: Bekir COŞKUN

İNAT İÇİN BU KADAR EZİYET ÇEKMEYE DEĞER Mİ ?

Ağustos 18, 2010 0
İNAT İÇİN BU KADAR EZİYET ÇEKMEYE DEĞER Mİ ?
Evlerimizde küslükler bazen günlerce sürer. Küsenler ve küsülenler birlikte ağır bir yükü paylaşmaktadırlar. Bir yandan küslüğümüzü sürdürmek isterken bir yandan da barışmak isteriz. Bu ikilem ruh sağlığımızı bozar. Aynı evde aylarca birbirine küs duran iki kardeşten birisinin, gece yatağından kalkıp diğerinin odasına giderek onu öptüğünü, sabah ise bu olayı hiç hatırlamadığını öğrenmiştim. Büyük bir ihtimalle bu kardeşler, barışmak için ilk adımın karşıdan gelmesini bekliyorlardı.

Böyle küçük bir inat için, bu kadar eziyet çekmeye değer mi?



ÜSTÜN DÖKMEN

AŞK DİLE GELMİŞ !...

Ağustos 18, 2010 0
AŞK DİLE GELMİŞ !...


.Hep "aşkın dili olsa da konuşsa" deriz. İşte birgün aşk konuşmaya başlamış ve demiş ki:

- "Ey insanlık hep peşimden koştunuz, bana ulaşmaya çalıştınız. Aslında bana ulaştınız ama hiç farketmediniz. Benım için ağladığınız zaman bile size hep yalan belki de şaka gibi geldim. Bana hep yakıştırmalar yaptınız. Size bir hikay...e anlatayım.
Birgün küçük bir kedi kuyruğunu yakalamak için hep kendi etrafında dönüp duruyormuş ve büyük kedi dayanamayıp ne yapmaya çalışıyorsun diye sormuş. Yavru kedi de bana ancak kuyruğumu yakaladığım zaman mutluluğa ulaşacağımı söylediler. Ben de onun için uğraşıyorum diye cevap vermiş.
Büyük kedi gülmüş ve "ben de küçükken senin gibiydim. Hep kendi etrafımda döner, kuyruğumu yakalamaya çalışırdım ama birgün durdum ve düşündüm ve yürümeye karar verdim işte o zaman anladım ki zaten o benim peşimden geliyordu."
İşte şimdi anladınız mı?

Aşk bir kedinin kuyruğudur ki ona ulaşmak için peşinden koşmanız gerekmez, o zaten her hareketinizde arkanızdan gelir.


MARANGOZUN GÖREMEDİĞİ..

Ağustos 18, 2010 0
MARANGOZUN GÖREMEDİĞİ..


Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. Patronuna işten ayrılarak artik ailesi ve torunlariyla zaman geçirmek istedigini söyler. Bunun karşılığında patronu marangozdan son bir istegi oldugunu ve ondan son kez bir ev yapmasini istediğiniz söyler. Marangoz kabul eder ve ise girisir. Fakat gönlü artik iste olmadigi için bastan savma isçilik ve kalitesiz malzeme kullanarak evi bitirir. Isini bitirdiginde isveren, evi gözden geçirmek için gelir. Dış kapinin anahtarini marangoza uzatır. "Bu ev senin" der, "sana benden hediye". Marangoz şoka girer. Bu nasıl olur diye düşünür. Bu son diye bir an önce bitirmek için yaptığı evin kendisinin olduğunu öğrenince çok utanır. Bu evin kendi evim olduğunu bilseydim hiç böyle yapar mıydım diye düşünür ve o anda yaptığı hatanın farkına varır. Bir başkası için yaptığı iş aslında kendi kullanacağı standartların çok altındadır. Evet kendi hayatınızda da marangoz sizsiniz. Her gün bir çivi çakar, bir tahta koyar yada bir duvar dikersiniz. Hayat bir "kendin yap" tasarimidir. Başkaları için yaptığınızı düşündüğünüz olumlu ya da olumsuz herşey sizin kendi evinizi inşa eder. Oturdugunuz evin güzelligi de, çirkinligi de sizin eserinizdir.


PROBLEMİN ÇÖZÜMÜ ONUNLA YÜZLEŞMEKTEN GEÇER

Ağustos 18, 2010 0
PROBLEMİN ÇÖZÜMÜ ONUNLA YÜZLEŞMEKTEN GEÇER

Günlük yaşam içinde problemlerimiz çoğalmaya mahkûmdur. Kaçınılmaz şekilde yüzleşmek zorunda kaldığımız problemlerimiz; yaşlılık, hastalık ve ölümdür. Bunları göz ardı etmek ya da onlar hakkında düşünmemeye çalışmak geçici bir süre rahatlama getirebilir belki; ama bana kalırsa daha doğru bir yaklaşım mevcut. Eğer acın ve kederinle doğrudan doğruya yüzleşirsen, problemin derinliği ve niteliği hakkında daha gerçekçi bir anlayışa sahip olursun. Diyelim ki, bir savaştasın, düşmanının statüsü ve rekabet yeteneğinden habersizsen, korkunun esiri olmaktan ve elin kolun bağlı oturmaktan başka bir şey yapamazsın. Ancak eğer rakibinin savaşma ve direnme becerisi, ne tür silahlar kullandığı gibi durumlar hakkında bilgi sahibi olursan, savaşa girdiğinde hazırlıklı ve tedbirli davranırsın. Aynı şekilde, problemlerinden kaçmak yerine onlarla yüzleşmeyi tercih edersen, onların üstesinden gelme konusunda daha iyi bir konumda olursun.




DALAI LAMA