Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

26 Ekim 2008

PLATONİK AŞK ÜZERİNE MEKTUP

Ekim 26, 2008 0
PLATONİK AŞK ÜZERİNE MEKTUP


Sana uzaktan bakıyorum. Sana bakmak inanılmaz mutlu ediyor beni. Sen gidince aklım da senin peşinden sürüklenip gidiyor, yüreğim de.. Yanında biri mi var, ona bir şey mi söylüyorsun, onunla gülüyor musun.. içim yanıyor. Ama senden sonra gördüğüm o insan birden senden biri oluyor. Senin baktığın her yer artık güzel, senin konuştuğun her insan, özel oluyor. Sen evine şu yollardan gidiyorsun. Ardından yürüyorum. Beni fark etmiyorsun. Önünden geçtiğin evlere, gölgesinde yürüdüğün ağaçlara, her gün bindiğin otobüse bakıyorum. Senin gözünle bakıyorum. Sen yokken de o yollardan defalarca geçiyorum. Senin kokun, senin havan, senin auran sinmiş havaya.. Sanki seni soluyorum. Akşamları ne yaparsın acaba? Sofraya oturduğun zaman yanında kimler var? Hangi yemeği severek yersin, neyi sevmezsin? Kitap okur musun? Hangi kitapları seversin? Ne tür filmlerden hoşlanırsın? Televizyon izler misin? Gece sokağa çıkar mısın? Arkadaşlarınla en çok neye gülersin? En çok kim kızdırır seni..Hangi futbol takımını tutarsın? Bilmeliyim. Senin hakkındaki bütün ayrıntıları öğrenmeliyim. Çünkü ben de o filmlere gideceğim, ben de o dizileri izleyeceğim, ben de o yemekleri seveceğim ya da nefret edeceğim. Bilmeliyim. Baştan kuruyorum dünyamı. Seninle yaşamaya başlıyorum. Onca kalabalığın içinde, karmaşık yaşamın ortasında eğer sen varsan daha seni görmeden bir kuş gibi çırpınmaya başlıyor yüreğim. Bir ışık çarpıyor yüzüme, bir sıcaklık yürüyor göğsümde. Anlıyorum ki sen varsın. Sen ordasın. Sen gelmişsin. Bakmadan, başımı çevirip seni görmeden varlığının farkındayım. Ey uzak uzak baktığım.. göz göze gelmeden, saçını okşamadan, değil bir rüyayı bir cümleyi paylaşmadan sevdiğim sevgilim. Bir aşk filiz verdi, fidan verdi, kök saldı içimde. Onu sana göstermek için ömrümü veririm.


Yazarı Bilinmiyor...

MARCUS AURELIUS

Ekim 26, 2008 0
MARCUS AURELIUS

'Başkalarının gözünde nasıl görünüyorum?' düşüncesini bir yana bırak.Yaşamının geri kalan bölümünü doğanın gerektirdiği gibi yaşayabiliyorsanbundan hoşnut ol. Kendi doğanın ne istediğine bak ve başka hiçbir şeyinbuna engel olmasına izin verme; çünkü, şimdiye değin edindiğin deneyim,sayısız araştırma yapmana karşın hiçbir yerde, ama hiçbir yerde aradığınmutluluğu bulamadığını gösteriyor; ne mantıksal düşüncede, ne maddizenginlikte, ne şöhrette, ne de haz peşinde koşmakta.


Peki mutluluğu nerede bulabilirim?Kendi doğamın gerektirdiği biçimde yaşamakta.


Bunu nasıl yapabilirim?Davranışlarımın ve eylemlerimin, ilkelerime dayanmasını sağlayarak.


Hangi ilkeler?
Bunlar iyi ve kötüyü ele alan ilkelerdir, beni adil, ılımlı, cesur veözgür kılmayan hiçbir şey benim için iyi değildir; ve bunların tam zıttıolmayan hiçbir şey de kötü değildir.


Marcus AURELİUS

KAR MÛSIKÎLERİ / Varşova 1927

Ekim 26, 2008 1
KAR MÛSIKÎLERİ / Varşova 1927

Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu;
Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu.

Bir kuytu manastırda duâlar gibi gamlı,
Yüzlerce ağızdan koro hâlinde devamlı,

Bir erganun âhengi yayılmakta derinden...
Duydumsa da zevk almadım İslâv kederinden.

Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta,
Tanbûri Cemil Bey çalıyor eski plâkta.

Birdenbire mes'ûdum işitmek hevesiyle,
Gönlüm dolu İstanbul'un en özlü sesiyle.

Sandım ki uzaklaştı yağan kar ve karanlık,
Uykumda bütün bir gece Körfez'deyim artık!

Yahya Kemal BEYATLI

NEŞRİYAT - ARGO GEMİCİLERİN DESTANI

Ekim 26, 2008 0
NEŞRİYAT - ARGO GEMİCİLERİN DESTANI


Argo Gemicilerin Destanı, Troya Savaşı’ndan yıllarca önce Argo adlı gemiyle efsanevi Altın Post’un peşinde Kolkhis’e (bugünkü Abhazya) gitmek üzere denize açılan Akhalı kahramanların heyecan verici hikâyesini anlatıyor.

Bu yolculuk öyküsü nedense İlyada ve Odysseia destanlarının bir adım gerisinde kalmıştır hep. Oysa İÖ 3. yüzyılda yaşamış olan Apollonios aynı antik destan geleneğinin en önemli temsilcilerinden birisidir. Aslen İskenderiyeli olan Apollonios’un bu destanı o kadar ilgi görür ve sevilir ki Rodoslular ozana fahri hemşerilik verir. O zamandan bu yana da, İskenderiyeli Apollonios, “Rodoslu Apollonios” olarak anılır ve tanınır.

Kitabın başkahramanı İason’dur, ama aralarında Herakles, Orpheus, Kastor, Peleus gibi ünlü mitolojik şahsiyetler de vardır. Olympos tanrıları da her zamanki şaşırtıcı davranışlarıyla bu serüvendeki yerlerini alırlar.

Argo Gemicilerinin serüvenleri genelde Anadolu kıyılarında geçmesine karşın ülkemizde pek bilinmez. Rodoslu Apollonios’un Argonautika adıyla kaleme aldığı bu serüveni Bilgin Adalı, gençler için ilk kez bütün olarak, yalınlaştırarak ve şiirsel bir yapı içerisinde Türkçeye kazandırdı. 2300 yıl önce yazılan bu görkemli destan, olanca güzelliğiyle Türk okurları bekliyor.

120 sayfadan oluşan kitabın fiyatı, 14 YTL.