Bu Blogda Ara
05 Temmuz 2009
Sana ne kadar çok şey var söylemek istediğim, yüreğimde biriktirdiğim…
Özlemlerim var şöyle başımı omzuna dayayıp anlatmak istediğim..
Seni düşlerimde gördüğümü de bilmiyorsun zaten..
Habersizsin sana karşı hislerimden,
Gönlümde filizlenmeye başlayan sevgiden de,
Ve ben her günü sensiz bir gün ilan ederek yaşıyorum sessizce…
Oysa mutluluk yolunda birlikte yürümek tek isteğim.
Seninle el ele kol kola gidebilmek dünyanın en ücra köşelerine.
Sabahları birlikte uyanıp günaydın diyebilmek birbirimize.
Günü birlikte geçirebilmek evimizde…
Bazen karışsa da göz yaşlarımız,
Acılarla daha bir büyümek ama birlikte.
Ekmeği çaya katıp yemek seninle.
Seninle bir ömür boyu yaşamak göğüs germek hayatın yüküne…
Şimdi sen ve ben aynı şehirde ayrı yerlerde uyanıyoruz sabahlara.
Görmüyorum seni ama biliyorum işte ordasın.
Elimi uzatsam geleceksin belki de ,
Ve kim bilir bir daha hiç ayrılmamak üzere…
MEHPARE ÖĞÜT
2009
Seni, yatagında yakalamalıyım bir sabah erkenden
Yüzün saçlarınla saklı olmalı
Duymazsan adımlarımın sesini
Nefesim uyandırsın seni
Ya da
Omuzbasına indirdigim bir öpücükle uyandıgında
Usulca açtıgın gözlerin sasırmalı gözlerimde
Ve o kısık
Özlem kokan sesinle
Hos geldin demelisin
Ellerin bes kez uzansın boynumu avuçlamaya
Her defasında, beklemek yılgınlıgıyla
Küskün çekilsin geriye
Dudakların da, gelen her güzel sözcügü tutsak etsin isterse
Yeter ki bak gözlerime
Bak günes gibi
Bakarsan sana denizimden kucaklayıp getirdigim mavilerden veririm
Bakarsan avuçlarında yıldız kusu olur, yanıbasında sevinçli insanlar
Sonra martı gülüsleri
Bir de her sabah yeniden yaratılan
Bir yasamın penceresi
Ardından haydi derim, ürkekligine aldırmadan
Haydi gidelim seninle düslerime
Bos bir film seridinden düseriz, belki
Bir tek ikimizin bildigi baharına
Sen, nazlı bir bebeksin ya
Alıp kucagıma anadenize götürürdüm avutmak için
Ama tam mavilerden geçerken
Yani denizden yani gökyüzünden gözlerinden yani
Yeniden yaratırken yasamı iste
Sakın susma, ansızın gülümse olur mu?
Alnından bulutlar kalkıp gitsin böylece
Seni, yatagında yakalamalıyım bir sabah erkenden
Yüzün saçlarınla saklı olmalı.
Sen açık unutmussun da kapını
Duymamıssın gelisimi
Girip, saçlarında saklı yüzünü bin kez daha çizmeliyim beynime
Alnıma koymalıyım kirpiklerinin öldüren yanını
Ama sen uyandıgında herseyden habersiz
Dudaklarında bir bahar bulmalısın, kulaklarında martı sesleri
Ve avuçlarında,
Yeniden yaratılmıs bir yasamın penceresini
Zübeyir KINDIRA
Yüzün saçlarınla saklı olmalı
Duymazsan adımlarımın sesini
Nefesim uyandırsın seni
Ya da
Omuzbasına indirdigim bir öpücükle uyandıgında
Usulca açtıgın gözlerin sasırmalı gözlerimde
Ve o kısık
Özlem kokan sesinle
Hos geldin demelisin
Ellerin bes kez uzansın boynumu avuçlamaya
Her defasında, beklemek yılgınlıgıyla
Küskün çekilsin geriye
Dudakların da, gelen her güzel sözcügü tutsak etsin isterse
Yeter ki bak gözlerime
Bak günes gibi
Bakarsan sana denizimden kucaklayıp getirdigim mavilerden veririm
Bakarsan avuçlarında yıldız kusu olur, yanıbasında sevinçli insanlar
Sonra martı gülüsleri
Bir de her sabah yeniden yaratılan
Bir yasamın penceresi
Ardından haydi derim, ürkekligine aldırmadan
Haydi gidelim seninle düslerime
Bos bir film seridinden düseriz, belki
Bir tek ikimizin bildigi baharına
Sen, nazlı bir bebeksin ya
Alıp kucagıma anadenize götürürdüm avutmak için
Ama tam mavilerden geçerken
Yani denizden yani gökyüzünden gözlerinden yani
Yeniden yaratırken yasamı iste
Sakın susma, ansızın gülümse olur mu?
Alnından bulutlar kalkıp gitsin böylece
Seni, yatagında yakalamalıyım bir sabah erkenden
Yüzün saçlarınla saklı olmalı.
Sen açık unutmussun da kapını
Duymamıssın gelisimi
Girip, saçlarında saklı yüzünü bin kez daha çizmeliyim beynime
Alnıma koymalıyım kirpiklerinin öldüren yanını
Ama sen uyandıgında herseyden habersiz
Dudaklarında bir bahar bulmalısın, kulaklarında martı sesleri
Ve avuçlarında,
Yeniden yaratılmıs bir yasamın penceresini
Zübeyir KINDIRA
Ansızın bir duman yükselir gülüm,
Bu ruhsuz kentin ufuklarında...
Ve.. Yangınlarda gönüller...
Kavrulan bedenindir, kıs ikindilerinde..
Ve.. Bin yalana adanmıs taptaze yürekler...
Agıtlarım SANA’dır.. ZAMÂNA’dır,
Ve.. SENDEKI BANA’dır, gülüm!..
Bir bir boyun büker fidanlarım,
Dallar tomurcuklanmaz, çiçeklenmez baharlar..
Ve.. Meyve vermez artık agaçlar..
Bu hasat mevsimidir gülüm!..
Ve.. Biçilen yüreklerdir,
Aysız gecelerde,
Hiç ekilmemis topraklardan...
Ah!.. Yine yangınlarda yüregim!..
Ah!.. Bu Aysız geceler!..
Bu bereketsiz toprak, bu ruhsuz sehir!..
Gülleri hep kokusuz, kokuları gülsüz sehir!..
Ah! O, insanları nursuz sehir!..
Biliyorum yangınlarda yüregin!...
Agıtlarım ZAMÂN’adır gülüm, feryatlarım SANA..
Ve isyânım: SENDEKI BANA’dır..
Bilirsin: Bas egmissem, bu yalnızca RAHMAN’adır..
Ve.. Sikâyetlerim, asla O’ndan degil, ONA’dır..
Yemin olsun ki, ZAMÂN’a, SANA ve SENDEKI BANA,
Ve.. ilk basta YARADAN’a..
Yemin olsun ki, Va’dedilen, elbet olacak gülüm!..
Iste o gün: Ebâbil Kusları’nın kanatlarında YÜREKLERINIZ,
Sehri teslim alacak, Ebrehe’nin Ordusu’ndan..
Sehri ve zamâni..
Ve.. Özbenliklerini, nefsin sultasından..
Ve bitecek yangınlar gülüm!..
Bitecek ve atesler gül bahçesine dönecek...
Iste O GÜN, Ben olamasam da SENDE,
Bil ki.. Sükürlerim RAHMANA’dır..
Ve bu seslenisim, SANA ve SENDEKI BANA ve ZAMÂNADIR..
Sezai KARAKOÇ
Bu ruhsuz kentin ufuklarında...
Ve.. Yangınlarda gönüller...
Kavrulan bedenindir, kıs ikindilerinde..
Ve.. Bin yalana adanmıs taptaze yürekler...
Agıtlarım SANA’dır.. ZAMÂNA’dır,
Ve.. SENDEKI BANA’dır, gülüm!..
Bir bir boyun büker fidanlarım,
Dallar tomurcuklanmaz, çiçeklenmez baharlar..
Ve.. Meyve vermez artık agaçlar..
Bu hasat mevsimidir gülüm!..
Ve.. Biçilen yüreklerdir,
Aysız gecelerde,
Hiç ekilmemis topraklardan...
Ah!.. Yine yangınlarda yüregim!..
Ah!.. Bu Aysız geceler!..
Bu bereketsiz toprak, bu ruhsuz sehir!..
Gülleri hep kokusuz, kokuları gülsüz sehir!..
Ah! O, insanları nursuz sehir!..
Biliyorum yangınlarda yüregin!...
Agıtlarım ZAMÂN’adır gülüm, feryatlarım SANA..
Ve isyânım: SENDEKI BANA’dır..
Bilirsin: Bas egmissem, bu yalnızca RAHMAN’adır..
Ve.. Sikâyetlerim, asla O’ndan degil, ONA’dır..
Yemin olsun ki, ZAMÂN’a, SANA ve SENDEKI BANA,
Ve.. ilk basta YARADAN’a..
Yemin olsun ki, Va’dedilen, elbet olacak gülüm!..
Iste o gün: Ebâbil Kusları’nın kanatlarında YÜREKLERINIZ,
Sehri teslim alacak, Ebrehe’nin Ordusu’ndan..
Sehri ve zamâni..
Ve.. Özbenliklerini, nefsin sultasından..
Ve bitecek yangınlar gülüm!..
Bitecek ve atesler gül bahçesine dönecek...
Iste O GÜN, Ben olamasam da SENDE,
Bil ki.. Sükürlerim RAHMANA’dır..
Ve bu seslenisim, SANA ve SENDEKI BANA ve ZAMÂNADIR..
Sezai KARAKOÇ





