Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

26 Eylül 2009

GERÇEKTEN ARADIĞINIZ KİŞİ O MU?

Eylül 26, 2009 0
GERÇEKTEN ARADIĞINIZ KİŞİ O MU?

Hayatın akıntısına kapılmış giderken, birden karşınıza çıkanın doğru kişi olup olmadığını anlamak kolay değildir. İlk anların büyüsü geçtiğinde yanıldığınızı anlamış olmaktan korkuyor musunuz?


Aşkı arayanlar için bu endişe hep vardır. Haksız da sayılmazsınız. Tanışma, yakınlaşma, alışma evrelerinden geçip, emek ve zaman harcadıktan sonra, aslında havaya savrulmuş vakitler olduğunu görüp kim bilir kaç kere pişman olmuşuzdur?
Hepimizin güvenmeye ihtiyacı var. Başımızı dayayacak, sevildiğimizi hissedeceğimiz, yanında olmaktan mutluluk duyacağımız birisine ihtiyaç duyuyoruz. İnsanın temel gereksinimleri yemek, barınmak ve uyumaktır. Bunları halettiğimizde ikinci basamakta yer alan ve bana sorarsanız, en az diğerleri kadar önemli olan şeye geliyor sıra, sevgiye! İnsanların biyolojik ihtiyaçları bittiğinde, ruhu ve kalbi sıraya giriyor. Dokunulmak, aşkı hissetmek, güven duymak istiyoruz.
Peki, karşılaştığımız insanın bizim için doğru kişi olup olmadığını nereden anlayacağız? Bilemiyorum! Mutlaka biraz zaman geçirmek ve görmek gerekiyor. Yanılma payımızı da hesaba katmak lazım. Zor bu aşk işi yani!
Aslında bir yol daha var. Ancak bunun için inanç, sağduyu ve önsezilerinize güvenmeniz gerekiyor. Ama önce inanç gerekiyor. Belki birçoğunuza fantastik gelebilecek bu yöntemi, yıllar önce bir kitapta okumuştum. Dost sohbetlerinde ara sıra anlattığımda tebessümle dinlenmişti. Fakat birkaç gün önce sevdiğim arkadaşlarımdan birisi, “senin yöntem işe yaradı” diye aradı. O zaman hatırladım ve size de aktarmak istedim. Belki birinize lazım olur.
Hangi dini inanca sahip olursanız olun, nasıl bir ibadet şekli kullanırsanız kullanın, yukarıya yollanan ve gönülden edilen tüm duaların, yerine ulaştığına inananlardanım. Eğer dileğiniz başka birinin kötülüğü üzerine değilse ve yüreğinizin derinlerinde güçlü bir şekilde, saflıkla istenmişse, mutlaka gerçekleşiyor. Siz de dualarınızda, karşılaştığınız kişilerin sizin için doğru insanlar olup olmadığını anlamanıza yardımcı olması için, evrenden bir işaret isteyin.
Sevgili dostumun anlattığına göre, arkadaş grubunda bir adamla tanıştırılmış. Kalabalık içinde pek fazla konuşma şansları olmamış ancak telefonunu verebilmiş. Adam ertesi gün aramış ve yemeğe çıkmak için bir randevu almış. Dostum o gece dua etmiş ve eğer o adam kendisi için doğru kişiyse bunu anlamak istediğini, bir işarete ihtiyacı olduğunu söylemiş. Arkadaşım uzun zamandır sevdiği bir şarkıcının ilk albümünü daha doğrusu plağını arıyormuş. Bütün sahafları ve bulabileceği yerleri arasa da bir sonuç alamamış. Eğer adam doğru kişiyse, işaret olarak ona bu albümü getirsin diye dua etmiş. Aslına bakarsanız zor ihtimal, kim hiç tanımadığı bir kadını yemeğe çıkarırken, sevdiğinden bile emin olmayacağı bir şarkıcının, üstelik plaklar tedavülden neredeyse kalkmışken, ilk albümünü bulup getirebilir ki ve neden? Ama tahmin edin ne olmuş? Gerçekten o akşam adam arkadaşımı almaya gelmiş ve arabaya binip restorana giderlerken, adam arka koltuğa uzanmış ve bir paket uzatmış. “Sevip sevmediğini bilmiyorum ama bugün dolaşırken bir eskici dükkanın camında bunu gördüm. İçimden sana almak geldi. Umarım çalacak bir pikabın vardır. Aslında çiçek alacaktım ama nedense bu plağı almayı tercih ettim” demiş.

Mucizelere ve duaların gücüne inanın. Siz de kendi işaretinizi isteyin. Dileklerin ne zaman kabul olacağını kim bilebilir?

ATEŞ, SU VE AHLAK

Eylül 26, 2009 2
ATEŞ, SU VE AHLAK

Ateş, su ve ahlak bir yolda buluşmuşlar. Tanıştıktan sonra bir muhabbete tutuşmuşlar. Başlamışlar kendilerini tanıtmaya.

Ateş başlamış söze.
Bendeniz ateş: Ben demiş aşığımdır kimi zaman karanlıklarda, kimi zaman soğuklarda ısınmaya sebebim. Kimi zaman güneşim, kimi zaman bir kor parçasıyım yakarım hoşuma gitmediğinde önüme ne gelirse. Çok iyiyimdir. Benden çok kere istifade edilebilir der ve ekler ateş. Fakat bir sinirlenirsem yakarım etrafımda ne varsa kimi zaman yangın olurum ansızın yakalarım en boş anlarda der. Onun için benimle aranızı iyi tutun der.

Su başlar söze.
Bendeniz der su: Hayat kaynağıyımdır. Yokluğum çok kötüdür. Ben olmazsam yaşayamaz mahlukat. Her hayatta ben varım der. Benim olduğum yerde hayat. Sonra başlar ateşin yaptığı gibi zararlarından bahsetmeye.

Fakat der ben bir kızarsam sel olurum bazen, bazen bir fırtınayla gelirim ne varsa yutarım der. Onun için benle aranızı iyi tutun der.

Sıra gelir ahlaka.
Bendeniz ahlak: Hayat düzeninde benim yerim başkadır der. Benim hiç bir kötülüğüm yoktur. Kimseyi de tehdit etmem der.
Sonra ateş girer söze.
Ben bu arkadaşlığı çok sevdim der. Hani olurda bir gün birbirimizi kaybedersek nasıl buluşacağız der ?

Su cevap vermiş:

“Nerede bir şırıltı, çağıltı duyarsanız ben oradayım.”
Ateş'e sorarlar,

“Seni yitirirsek ne yapalım"
“Bir duman gördüğünüz yerde bilin ki ben varım.”

Su ve ateş birlikte Ahlak'a döner ve sorarlar;

"söyle ahlak peki ya seni kaybedersek nasıl buluruz?"


Ahlak'ın cevabı şu olur:

Üzgünüm arkadaşlar;

"beni kaybederseniz bir daha bulamazsınız !!!"


17 Eylül 2009

AYDIN BOYSAN’ IN “LEKE BIRAKAN GÖLGELER'' KİTABINDAN

Eylül 17, 2009 8
AYDIN BOYSAN’ IN “LEKE BIRAKAN GÖLGELER'' KİTABINDAN

“Bir gün bir taksiye atladım ve havaalanından hareket ettik. Sağ şeritte yol alırken siyah bir araba park ettiği yerden aniden yola, önümüze çıktı.
Taksi şoförü sert bir şekilde frene bastı, kaydı ve diğer arabaya çarpmaktan milim farkıyla kurtuldu.

Diğer arabanın sürücüsü camdan başını çıkartıp bağırmaya ve küfretmeye başladı.

Taksi şoförü ona gülümsedi ve içten bir şekilde el salladı.
Ve gerçekten çok arkadaşçaydı.

Sordum: 'Neden bunu yaptınız? Adam neredeyse arabanızı mahvedip ikimizi de hastaneye gönderecekti.'
Taksi şoförü bana, simdi 'Çöp Kamyonu Kanunu' dediğim şeyi öğretti.

Şoför pek çok insanin çöp kamyonu gibi olduğunu açıkladı.
Her tarafta çöp dolu olarak dolaşıyorlar; kızgınlık, öfke ve hayal kırıklığı dolular.
Çöpleri biriktikçe onu bırakacak bir yere ihtiyaç duyuyorlar ve bazen sizin üzerinize bırakabilirler.

Kişisel almayın.
Sadece gülümseyin, onlar için iyi şeyler temenni edin ve yolunuza devam edin.
Onların çöpünü alıp işyerinize, evinize veya sokaktaki diğer insanlara dağıtmayın.

İşin ana fikri şu ki, başarılı insanlar çöp kamyonlarının günlerini mahvetmesine ve ellerine geçirmesine izin vermezler.
Hayat sabahları pişmanlıklarla uyanmak için çok kısa,

Dolayısıyla 'Size iyi davranan insanları sevin, iyi davranmayanlar için dua edin. ve o insanları hayatınızda tutmayın."



Alıntıdır..

KISSADAN HİSSELER...

Eylül 17, 2009 1
KISSADAN HİSSELER...
BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ

Kadın sabah kalkmış, aynaya bakmış ve kafasında yalnız üç kıl saç görmüş.
"Hımm, demiş galiba bugün saçımı örgü yapacağım!!."
Öyle de yapmış, günü de harika geçmiş!!.

Ertesi gün kalkmış, aynaya bakmış, kafasında iki tel saç kalmışmış....
"H-M-M," demiş,
"Bugün saçımı ikiye ayıracağım demiş."
Dediğini de yapmış, harika bir gün geçirmiş..

Bir ertesi gün gene kalkmış, aynaya bakmış, kafasında tek tel saç var.
"Tamam, tamam demiş...artık bugün at kuyruğu yaparım..."
Öyle de yapmış, ve çok çok güzel bir gün geçirmiş...

Daha bir ertesi, aynaya baktığında,
Kafasında bir tek tel bile kalmamışmış!!!.
"WoW!" diye bağırmış.
"Bugün çok şükür hiç saç derdim yok !"
---
Yaşamı seyredenler değil, içinde yaşanlar kazanır.
Basit yaşa, cömertçe sev, yürekten düşün sevdiklerini,
Özün, sözün, eylemin bir olsun, tümü senin yaşam biçimin olsun.
Tatlı konuş....
Hayat, fırtınanın geçmesini beklemek değil,
Yağmurda dans etmeyi becerebilmektir!! !



KABİLE REİSİ ve MUHTEREM PEDER

Kabile reisi arkasında Naomi misali güzel karısı ve kucağında bembeyaz nurtopu gibi yavrusu ile muhterem pederin önüne dikilir ve....
- Tüm bu yörelerdeki tek beyaz insan sensin bu çocuğun rengini nasıl izah edeceksin.... diye gürler.

Muhterem peder:
- Bak sevgili yavrum...
Allahın işine karışılmaz...
Çevrene bak, doğayı gör...
Şu keçi sürüsünü görüyor musun?
Oğlakların tümü beyaz bir tanesi zenci... Bu da onun gibi bir şey...'

Kabile reisi muhterem pederin kulağına fısıldayarak:
- Çocuk için sorun çıkartmayacağım ama
Keçi konusunda sakın ağzını açayım deme.