Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

14 Haziran 2025

HOŞ SOHBET DOSTLUKLAR

Haziran 14, 2025 0
   HOŞ SOHBET DOSTLUKLAR


İnsan, hayata tutunmak için çoğu zaman bir dal arar. Kimi zaman bu bir anı olur, kimi zaman bir kitap ya da bir şarkı... Ama en çok da bir dost eli, bir dost sesi olur o dal. Kalpten kalbe kurulan sessiz köprülerdir dostluklar. Uzun suskunluklara rağmen aynı yerden devam edebilmenin konforudur. Hele bir de hoş sohbetle süslenmişse bu dostluk, insanın içini ısıtan bir kış güneşi gibi olur.

Hoş sohbet dostluklar, sadece konuşmakla ilgili değildir aslında. Göz göze geldiğinde bile anlaşılan, lafı dolandırmadan ama incitmeden söyleneni anlayan, zaman zaman birlikte susmayı da bilen dostluklardır bunlar. Aynı çayın dumanında dertleşmektir, aynı şarkıda geçmişe gitmektir. Bazen gecenin bir vakti edilen bir telefon konuşmasıyla rahatlamaktır, bazen sadece “Ben buradayım” diyen bir mesajla güç bulmaktır.

Böyle dostluklarda zaman farklı işler. Aylar geçse de, bir araya gelindiğinde sanki dün görüşülmüş gibi bir sıcaklık yayılır ortama. Ne hesap vardır içinde ne de beklenti... İçtenlik vardır, güven vardır, hatırlanmanın o tarifsiz kıymeti vardır.

Hoş sohbet dostluklar, kalbin en kırılgan yerine iyi gelir. Çünkü biliriz ki, bir kelimeyle bile iyileştiren insanlar vardır bu hayatta. Kalabalıklar içinde kaybolmuşken bile, bir dostun sesi insana yeniden yolunu buldurabilir.

Bu yüzden ne zaman bir dostla kahkahalar eşliğinde içilen kahvenin tadı damağımızda kalsa, bilmeliyiz ki o anlar hayatın gerçek zenginliğidir.


Mehpare ÖĞÜT ŞENGÜL

HAZİRAN 2025

05 Haziran 2025

KURBAN BAYRAMI: ET DEĞİL, GÖNÜL PAYIDIR ASIL OLAN

Haziran 05, 2025 2
KURBAN BAYRAMI: ET DEĞİL, GÖNÜL PAYIDIR ASIL OLAN

 


Bayramlar büyürken daha güzeldi derler ya hani... Sanırım biraz doğru. Ama ben yine de her Kurban Bayramı geldiğinde içimde o eski sabahların telaşını hissediyorum. Belki artık yeni ayakkabılarla uyumuyorum gece ama hâlâ bayram sabahı erken kalkma isteğim bitmedi.

Bu yazıyı da işte tam böyle bir sabahın eşiğinde yazıyorum. Ankara’nın sabah serinliği camdan içeri süzülürken, içeride eski bayramlara dair anılar usulca yürüyüp geliyor.

Bayram Sabahı Ritüeli

Bizim evde bayram sabahı her zaman erkenden başlardı. Babam sessizce hazırlanır bayram namazı için camiye gider, annem mutfakta telaşla kahvaltıyı kurardı. Bir yandan da bayram hazırlıkları son hızıyla devam ederdi. Konu komşu, eş dost kurbanla ilgili son hazırlıklarını yapardı... O çocuk aklımla, mahallede kesilecek kurbanlık hayvanlara biraz hüzün duyar, biraz da korkardım. Ama bir yandan da paylaşmanın, etrafa dağıtmanın ne kadar önemli olduğunu herkesten dinleyip anlamaya çalışırdım.

Bayram sabahları başka kokar gerçekten. Sadece kavurma ya da taze pişen ekmek değil; evin içinde sevgi, birlik ve bir garip huzur kokusu olur.

Çocukluk Bayramları: Harçlık, Şeker, Koşuşturma

Sokakta bayramlaşmaya çıkan çocukların sesiyle uyanmak... Şeker toplama telaşı, cüzdana konan bayram harçlıkları, biraz utangaç biraz heyecanlı "Bayramınız kutlu olsun" deyişlerimiz...

Artık şeker toplamıyoruz belki ama o samimiyeti özlüyorum. Şimdi çocuklar ekran başında, biz büyükler zamansızlık bahanesiyle çoğu kişiyi sadece sosyal medya mesajıyla kutluyoruz. Oysa ne çok şeyi kaçırıyoruz...

Kurban: Sadece Et Değil, Empati de Kesiliyor mu?

Kurban Bayramı’nın en temel anlamı olan “paylaşmak” sanırım biraz unutulmaya başladı. Kurban kesmek sadece dini bir vecibe değil; aynı zamanda halimizi hatırımızı unutan kalpleri hatırlatma vesilesi. Etin üçte biri fakir fukaraya ayrılır deriz ama... bir gülüşü, bir selamı, bir ziyareti ayırabiliyor muyuz hâlâ birbirimize?

Belki bu bayramda etten çok kalbimizi bölüşsek, belki bir yalnızı ziyaret etsek, ya da küs kaldığımız bir dostun kapısını çalsak… Bayram biraz daha bayram olurdu.

Bayram Notu: Kendine de İyilik Et

Şunu da unutmadan: Bayram sadece başkalarıyla değil, kendinle de yeniden barışma fırsatıdır. Kendine bir kahve yap, çocukluğuna dön, güzel bir bayram sabahını hatırla. Biraz gülümse. Çünkü en güzel paylaşım bazen bir içten tebessümdür.


Kurban Bayramınız mübarek olsun. Et değil gönül dağıttığımız, kavurma değil dostluk pişirdiğimiz, eski günleri yad ettiğimiz sıcacık bir bayram olsun hepimize,,, ÜLKEMİZE...



Mehpare ÖĞÜT ŞENGÜL

05 HAZİRAN 2025


20 Mayıs 2025

ŞİMDİ HER ŞEY UZAKLAŞIYOR BENDEN

Mayıs 20, 2025 0
ŞİMDİ HER ŞEY UZAKLAŞIYOR BENDEN


Sessizliğin Yankısında Bir İçsel Yolculuk –

Bir sabah uyanıyorsun ve fark ediyorsun:
Hiçbir şey eskisi gibi değil.
Ne sabahlar tanıdık, ne duvarlar, ne aynadaki yüz.
Sanki zaman, seni içinden sessizce söküp almış da fark ettirmemiş gibi.
Bir eksiklik değil bu… Daha çok bir silinme hali.
Yavaş, sessiz, iz bırakmadan…
Şimdi her şey uzaklaşıyor benden.

İnsanlar…
Birbirine dokunan ellerin arasına, görünmeyen bir boşluk giriyor artık.
Konuşmalar ezberden ibaret, bakışlar başka dünyalara ait.
Eskiden isimlerini andığımda kalbimde bir yer titrerdi.
Şimdi sadece sessiz bir boşluk bırakıyorlar ardlarında.
Kendime ait sandığım her şey, başka bir zamana aitmiş meğer.
Şimdi fark ediyorum… 

Belki de hiçbir zaman gerçekten burada değildim.

Anılar bile kaçıyor.
Sakladığım defterlerdeki yazılar soluyor.
Bir zamanlar titreyerek yazdığım kelimeler bile beni hatırlamıyor artık.
Kahkahaların yankısı yok, o odalar şimdi suskun.
Bana ait olan ne varsa, çoktan yola çıkmış, habersiz.
Ben hâlâ yerimdeyim; ama içim, bir türlü yetişemiyor gidenlere.

Aynaya baktığımda, gözlerimde tanımadığım bir yorgunluk var.
Ne geçmişe ne geleceğe ait bir yüz.
Sanki her şeyi geride bırakmış ama hiçbir şeye de varamamış bir yolcunun bakışı.
Gözkapaklarımda birikmiş geceler,
Kirpiklerimin ucunda düşmeyen bir vedalaşma…

Ama bu sadece bir kayboluş mu, yoksa bir arayış mı?

Belki de uzaklaşanlar, bana aslında yaklaşmayanlardı.
Belki de bu boşlukta, gerçek benliğime bir adım daha yaklaşıyorum.
Kırıldığım her yerde, biraz daha hafifliyorum.
Giden her parçamla, kalan özüme yaklaşıyorum.
Ve belki… belki de bu bir son değil.
Sadece kendime dönmenin sancılı bir biçimi.

Fakat bugün…
Bugün yalnızca bir gerçeği taşıyabiliyorum içimde:
Şimdi her şey uzaklaşıyor benden…
Ve ben, içimden geçenleri söylemeye bile cesaret edemeden,
sessizce benden gidenlerin ardından bakıyorum.


Mehpare ÖĞÜT ŞENGÜL

20 Mayıs 2025


 

20 Nisan 2025

UMUT

Nisan 20, 2025 2
UMUT


Uyanıyor her şey yerli yerince
umutlar filizlenmeye başlamış bak.
Nice zamandır kurumuş dallara
tomurcuklar oturmuş çoktan.
Ahh nihayetin de bahar geliyor memleketime
Arada bir soğukla kavga etsek de
müjdeler var diyor gelecek güzel günlere.
Uzaklara dalıyor gözlerim
bir beklediğim var senelerdir
adını umut koyduğum
kolum kanadım olacak
gözüm kulağım
uzaklardan kulağıma çalınan müziğin
notalarına basacağım gelişiyle
umut koydum adını umut
herkes sevinsin
herkes mutlu olsun diye
adını haykıracağım cümle aleme
hayat versin hepimize
nefes olsun
beklenen güzel günlere....
Niyet ettim umudumun üstüne.
Müjdeler var gelecek güzel günlere.


Mehpare ÖĞÜT ŞENGÜL
 NİSAN 2025