Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

31 Aralık 2014

SAĞLIKLI, MUTLU, NİCE YILLARA...!

Aralık 31, 2014 0
SAĞLIKLI, MUTLU, NİCE YILLARA...!

Ne zaman geldin, ne zaman geçtin de bittin koca bir yıl olarak anlamış değilim... Oysa daha dün gibiydi yeni yıl sevincimiz. İçimde yeni heyecanın kıpırdanışları, mutluluk, sevinç gözyaşları, umut yanında bir tutam hüzün, geçmişe gidip gidip gelmeler, anmalar, yitip gidenler, özlemler... Hepsi de bir film şeridi gibi geçmemiş miydi, gözlerimin önünden. Ne garip ! Daha dün gibiydi oysa...

Mevsimler gelip geçiyor, aylar ayları, günler günleri kovalıyor ve iyi-kötü, acı-tatlı bir yılı daha geride bırakıyoruz yine.
Aramızdan ayrılan sevdiklerimiz, aramıza yeni katılan üyelerimiz, eşimiz-dostumuz, akrabalarımız, arkadaşlarımız, kısacası tüm sevdiklerimiz...

Ülkece sevindiğimiz, ülkece ağladığımız, sesimizi duyurmak istediğimiz zamanlar, isyanlarımız, gözyaşlarımız...Kötü olan her ne varsa geride kalsın bir daha yaşanmamak üzere...

Aklımızdan geçip de dilimizle söyleyemediğimiz, yürekten isteyip de henüz gerçekleşmemiş olan umutlarımız, sevinçlerimiz, yeni heyecanlar, yeni birliktelikler, yeni mutluluklar, yeni oluşumlar... her ne varsa şansıyla,uğuruyla, mutluluğuyla ve de fazlasıyla gelsin her birimize.

Her şeyden önce de ülkemiz adına güzel bir yıl olmasını diliyorum.
Kardeşin kardeşi kırmadığı
Zenginin fakiri ezmediği
Hakkın ve adaletin eşit dağıtıldığı
Hüzünlerin sevince,
Acıların mutluluğa dönüştüğü

Sağlık ve Sevgi Dolu, Şanslı, Bereketli, Huzurlu, Umutlu ve de Mutlu Bir Yıl Olması Dileğiyle,,, 


Mehpare ÖĞÜT


30 Aralık 2014

İYİ DÜŞÜNÜN...

Aralık 30, 2014 0
İYİ DÜŞÜNÜN...
Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi?
Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?
Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı?
Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?
Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?
Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız?
Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç?
Ve siz onu hiç kokladınız mı?
Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı?
Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?
Kaç kez gözlerinizden yaş gelinceye kadar güldünüz?
Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl?
Çimlere uzandığınız oldu mu?
Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç?
Hiç suda taş kaydırdınız mı bu yıl?
Kaç kez kuşlara yem attınız?
Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı?
Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz?
Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı?
Kaç kez mektup aldınız bu yıl?
Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç?
Kimseyle barıştınız mı bu yıl?
Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez farkettiniz bu yıl?
İyi bir yılın, bunlar gibi birçok "küçük şeye"e
Bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü bu yıl?
Yayılın çimenlerin üzerine..... acele edin....
Er veya geç... Çimenler yayılacak üzerinize...  

Can DÜNDAR


29 Aralık 2014

"TAŞ KESİLME" EFSANESİ

Aralık 29, 2014 1
"TAŞ KESİLME" EFSANESİ

Efsaneler bilindiği üzere sözlü kültür ortamında yaratılan ve sözlü kültür edebiyat geleneğinin bir türüdür.

Efsane terimi dilimize, Farsça'dan girmiş olup Eski Türkçe'de “sab”, “saw”, ”kep” ve “irtegi” kelimeleriyle ifade edilmiştir.

Batı dillerinde Latince “legendus” kökünden kaynaklanan “legand”, “leganda”, “leyanda” gibi kelimeler efsane karşılığı olarak kullanılmaktadır.

TDK Türkçe Sözlükte ise efsane tanımı edebi anlamda şöyle yapılmaktadır...!
Efsane; “Eski çağlardan beri söylenegelen, olağanüstü varlıkları, olayları konu edinen hayali hikaye, söylencedir.”
Mecazi anlamda ise; Gerçeğe dayanmayan asılsız söz, hikaye vb şeklinde tabir edilmektedir.

Bu kısacık dipnot sonrasında ders kitabımda ilk defa okuduğum, Türk kültüründeki büyük sufilerin, evliyaların hayatlarından, kerametlerinden bahseden efsanelerden biri olan -Taş Kesilme Motifi- olan efsane oldukça ilgimi çekti ve sizlerle paylaşmak istedim.
Gelin okuyalım birlikte....
-o-o-o-o-o-o-o-o-o-

“Erzurum'un, Karayazı ilçesinin Kız Musa adlı köyünde vaktiyle bir adam yaşarmış. Bu adam veliymiş fakat kızı kendisinin sözünü dinlemezmiş. Aynı köyden Musa adında bir genç varmış. Musa bu kızı seviyormuş. Kızla gizli gizli buluşurlarmış. Gençler bir gün aralarında anlaşırlar ve kaçarlar. Kızın babası kaçtıklarını anlayınca peşlerinden gitmemiş. Köylüler gelip, “Müsaade et, biz gidelim, Musa'yı öldürüp kızını getirelim”demişler. Kızın babası müsaade etmemiş “Siz gelin oturun onlar kaçamaz” demiş.

Sabah olunca köylüler, köyün dışında iki kişi görürler. Yanlarına yaklaşınca, delikanlıyla kızı taşlaşmış olarak görmüşler. O günden sonra bu köyün adı “Kız Musa” olarak kalmış.Hala köyün girişinde bu taşlaşmış iki insan şeklini görmek mümkündür.”

-o-o-o-o-o-o-o-o-o-

Efsaneler her ne kadar sözlü kültür ortamında yaratılmış da olsa; kulaktan kulağa ve kuşaktan kuşağa aktarıldığından gerçek olma payı tartışılır ama biz yukarıda paylaşmış olduğum bu kısacık efsaneden yola çıkarak kendi payımıza düşen ve almamız gereken bir takım nasihatlar olduğunu düşünürsek belki de neyi yapmamız ve neyi yapmamız gerektiği konusunda da bir fikir sahibi olacağızdır. Bu efsane ile

1-Köyün adını ve köye yakın olan iki insan şeklindeki kayanın oluşum şeklini,
2-Baba sözünü dinlemenin önemli olduğunun vurgulanması, bir takım toplumsal geleneklerin çiğnenmemesi gerekliliği ve bunun olması halinde Yaradan'ın vereceği cezanın sonucuna katlanmak gerektiği sonucuna varmaktayız...

Hepimizin kıssadan hisse kapmış olması dileğiyle...


Mehpare ÖĞÜT

22 Aralık 2014

İNSAN

Aralık 22, 2014 0
İNSAN
"Korkunç bir düşmanım var, dedi bana. Bak, nerede olsa benim kadar kuvvetli, benim kadar dikkatli, benim kadar canlı, kendini gösteriyor. Durmadan beni gözetliyor; şöyle bir toparlanayım desem hemen karşıma dikiliyor. Gözüme uyku girmez oldu; ama onunda uyudugu yok. Benim kadar sakin,benim kadar azimli.Hücum etmesini bekliyorum ama benimde artık tehammülüm kalmadı: ona bu üstünlügü bırakmayacagım; kolumu kaldırıyorum;bak tam zamanıymış, o da kolunu kaldırdı.öyle zannediyorum ki, ben ne düşünsem, o da aynı zamanda aynı şeyi düşünüyor. Benden korkuyor, bunu açıkça görüyorum; korkunun ne oldugunu bildigim için de, benden nefret ettigini anlıyorum. Kendimi müdafa etmek için tasarladıgım herşeyi o da tasarlıyor; yayılmak ,açılmak istedim mi, bu da kendimi korumam için bir çaredir. O da aynı şeyi yapmak istiyor. Bir benzerim oldugunu biliyordum zaten; ama kavgalı oldugumuzdan beri bunu daha iyi hissediyorum. İnsanoglu benzerlerini sevebilir mi? Ondan korkmak, çekinmek daha akıllı uslu bir hareket olmaz mı? Beni çeken herşey onuda çekmez mi? Vaktiyle bana aynı şeyleri düşünenler arasında anlaşma oldugunu söylemişlerdi. Ama düşüncelerimiz eger isteklerimizse, daha dogrusu ihtiyaçlarımızsa,aynı şeyleri düşündügümüz takdirde ortaya bir kavga mevzuu çıkmaz mı? Ey düşman kardeşim,bana acı hakikatler ögrettin. Şu anda bile onları teyit ediyorsun. Takındıgın tavırdan, duruşundan, bıkkınlık gösteren hareketlerinden, evet, hem bıkkınlık gösteren hem tehdit eden hareketlerinden,bunu böyle oldugunu anlıyorum. Elvada kardeşlik." İnsanoglu yine insanoglunu gösterek bana bunları söyledi." Ama, dedim ona, bu senin gölgen."
 Mayıs 1927

Emile-Auguste Chartier Alain