"Söz düşünceyi fetheder, ama ona hükmeden yazıdır" Walter Benjamin

HASTALIKTA SAĞLIKTA


  
Çok sevdiğim bir şarkı var, Mustafa Ceceli’nin…İkinci dörtlüğü şöyle: “Seni hastalığımda sağlığımda da yanımda görmeliyim / Güneşin doğduğunu da battığını da senle izlemeliyim / Yanabilir saltanatlar olsun yeniden yaparız / Bizde bu sevda sürdükçe ölsek de yan yanayız…” Harika bir birliktelik isteği…Olması gereken…Gerçek aşk söylemi…Duygulanıyorum, bu şarkıyı dinlerken…Hastalıkta da sağlıkta da hep yanımda gördüğüm, eşime bakıyorum, gözlerim dolu dolu…Mutlu oluyorum, Tanrı’ma şükrediyorum…Evet!..sadece sağlıklı iken değil hasta iken de el birliği, gönül birliği yapmalı, eşler…Korumalılar, destek olmalılar, hep yanında olacağım, sana olan sevgim, saygım hiç bitmeyecek diyebilmeliler birbirlerine…

Çok iyi tanıdığım bir çift vardı, üç yıl önce…Parmakla gösteriliyorlardı herkese…Her yıl tatile çıkarlar, değişik yöreleri gezerler, günlerce süren gezilerini videoya çekerlerdi…Evlerine döndüklerinde keyif alarak izlerlerdi gezip gördükleri yerleri…İmrenirdi herkes onlara…Birbirlerine saygılı davranırlar, mutluluklarını gözleriyle de dış dünyaya yansıtırlardı…Eşimle ben, çok taktir ederdik onları…Örnek bir evlilik oluşturabildikleri için övgüyle söz ederdik onlardan…Sonra ne olduğunu merak ediyorsunuz değil mi? Anlatayım…Eşlerden bayan olanı kanser hastalığına yakalandı…Erken teşhis olduğu için rahminin ve yumurtalığının alınmasıyla eski sağlığına tekrar kavuşabileceği müjdelendi… Bayan, çok sevindi, eski sağlığına tekrar kavuşabileceği için…

Fakat, o tarihten itibaren eşinden yeterince destek görememeye başladı…Hiçbir anlam veremedi bu davranış değişikliğine…Çok üzüldü…Üniversite’de okuyan kızlarının yanına gitmek istediğinde eşi, “Sen git, ben burada kalacağım…” dedi, onu yalnız gönderdi İstanbul’a…Yol boyunca, gözyaşı döktü, bayan…Aradan geçen 4 ayın sonunda eşinin boşanma isteğiyle karşılaştı…Ve bir süre sonra da boşandılar…Beyefendi gerekçesini daha sonra şöyle anlattı, yakınlarına: “Rahmi ve yumurtalıkları alınmış yarım bir kadını ben ne yapayım…” Beyninden vurulmuşa döndü, bu sözü duyanlar…Şaşırdılar…Yazıklar olsun, böyle eşe…Başka ne denebilir?..

Bir başka örneğe geçmek istiyorum, izin verirseniz…Şentepe Lisesi’nde Edebiyat öğretmenliği yaptığım yıllarda, karı-koca öğretmen arkadaşlarım da aynı okulda birlikte görev yapıyorlardı…Ders programlarını ona göre ayarlarlar ve birlikte okula gelir, birlikte giderlerdi…Çok mutlulardı…Okulun yakınındaki evlerine, yaş günü kutlaması nedeniyle, bazı öğretmen arkadaşlarla birlikte ben de konuk olarak gittim…Evin hemen her odasında birlikte çekilmiş fotoğraflarını gördüm ve kendilerini tebrik ettim…İki yıl kadar sonra erkek öğretmen arkadaşımız, bir trafik kazası geçirdi ve tedavi olmasına rağmen, felç olmaktan kurtulamadı…Tekerlekli sandalyeye bağımlı kaldı…Ancak, sevgili eşinin ona gösterdiği şefkat, olağanüstüydü...Bütün ilgisini eşinin üstüne yoğunlaştırmıştı…Hayranlıkla izliyordu herkes bu davranışlarını…

İki tane de çocukları vardı ve onların bakımları da eklenince, gerçekten çok ağır bir yükün altına girmişti…Dimdik, vakur duruşunu gördükçe, alnından öpmek geçiyordu, içimden…Ben, o okuldan ayrıldım, başka bir okula tayin edildim…6 ay sonra bana iletilen bir haberle, eşinin vefat ettiğini öğrendim…Cenazesi kaldırıldığında çok üzgündü…Mezarına toprak attım, arkadaşımın…Bir boş mezar da yanında duruyordu…Sordum, bu kimin diye…Eşini işaret ettiler…İki mezar satın aldı…Ölünce eşinin yanına gömülmesini vasiyet etti, dediler…Göz yaşlarımı tutamadım…Benimle birlikte ağlayan o kadar çok insan vardı ki…

Sevgili dostlar!..Hep deriz ya…Önemli olan kara gün dostlarıdır, diye…Aynı şey eşler için de geçerli…Önemli olan hastalıkta da tek yürek olabilmektir…Birlikte mücadele etmek, birlikte direnmek, birlikte saf tutmaktır…Güzel günler, sağlıkta da hastalıkta da birlikte geçen günlerdir…Ne mutlu, böyle bir birlikteliği yaşayanlara…

Asım ERDOĞAN



Yorum Gönder