Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

01 Mayıs 2010

İNSAN NİMET DEĞİL Mİ...?

Mayıs 01, 2010 0
İNSAN NİMET DEĞİL Mİ...?

Profesör Üstün Dökmen,

"Yere düşen ekmeğin üstüne basan insan görmedim ama yere düşen insanı tekmeley...en çok kişi gördüm" diyor...

Saygılı olmaktaki kusurlarımızı şöyle anlatıyor:

Birbirimize saygılı olma konusunda 3 tip temel hatamız var...

Avrupa'da yaşayan vatandaşımız, orada yerlere çöp atmıyor ama Kapıkule'den girer girmez yerlere tükürmeye, çöp atmaya başlıyor. Niye burada böyle yapıyorsun diye sorulduğunda, herkes böyle yapıyor diyor.

Kendi fikri olmayan insanın duruma göre hareket etmesidir bu.

-İkinci hatamız, adama göre davranmamız. Karşımızdaki adam iri yarıysa,

'Buyur Abi', diyoruz, ufak tefekse, 'Ne var lan!'diyoruz. Oysa ki, insanların onuru birbirine eşittir.

-Üçüncü hata, keyfimize göre davranmak. Keyfimiz yerindeyse eve girerken 'Merhaba millet' diyoruz, değilse surat asıyoruz. Oysa keyfimiz yerinde olsun olmasın insanlara saygılı davranmak zorundayız.

Diyorum ki, yerdeki ekmeğe saygılı olma konusunda ülkemde
mutabakat var, kimse basamaz, ayağıyla dürtüklemez ya da öper, koyar bir kenara.

Ekmek nimettir kabul, peki insan nimet değil mi?..


Üstün DÖKMEN

VERMEK ÇOĞALMAKTIR...

Mayıs 01, 2010 0
VERMEK ÇOĞALMAKTIR...
Bir zamanlar bir köylü bir medresenin kapısını çaldı. Kapılara bakan talebe gelip kapıyı açtığında k...öylü ona nefis bir salkım üzüm uzattı. “Bunlar benim bağımın en güzel üzümleri. Size hediye olarak getirdim.” “Teşekkür ederim” dedi talebe. “Onları hemen hocamıza götüreceğim. İkramınızdan çok memnun olacaktır.”
“Hayır, hayır” diye atıldı köylü. “Ben bunları sana getirdim.”
“Bana mı?” Talebenin yüzü kızardı. Böyle güzel bir hediyeyi hak ettiğini düşünmüyordu.
“Evet!” diye ısrar etti köylü. “Çünkü ne zaman bu kapıyı çalsam onu sen açıyorsun. Ne zaman ürünlerim kuraklıktan kırılsa, bana hergün sen yiyecek ekmek veriyorsun. İnşallah bu üzüm salkımı da sana güneş ışığı gibi ılık ve yağmur gibi güzel İlâhî rahmeti getirir. Çünkü, bak, ne güzel yaratılmışlar.”
Talebe o sabahı üzüm salkımını tefekkür ederek geçirdi. Üzümler sahiden de harika yaratılmışlardı. O yüzden salkımı hocasına ikram etmeye karar verdi. Çünkü kendilerine ilim ve hikmeti öğreten oydu.
Hoca, talebenin bu ikramıyla çok mutlu oldu. Ama sonra hemen medresedeki hasta talebesini hatırladı.
“Üzümleri ona hediye edeyim. Kimbilir belki onlarla sevinir ve daha çabuk şifa bulur.”
Düşündüğü gibi de yaptı. Ama üzümler hasta talebenin odasında da fazla kalmadı. Hasta talebe şöyle düşünmüştü:
“Medresenin aşçısı beni günlerce en iyi yemeklerle besledi. Eminim bu üzümleri o daha çok hak ediyordur.”
Aşçı ona öğle yemeğini getirdiğinde, üzüm salkımını ona hediye etti:
“Allah’ın yarattığı sebze ve meyve gibi harikalarla en yakın olan sensin ve dolayısıyla da bu İlâhî sanat eseriyle ne yapılacağını en iyi sen bilirsin.”
Aşçı üzümlerin güzelliğine hayran olmuştu. Bu üzümlerin güzelliğini ve harikalığını kimse kitaplardan sorumlu talebeden fazla takdir edemezdi. O, tefekkürüyle ve ince düşünüşüyle medresede şöhret kazanmış bir gençti.
Üzümleri görür görmez en küçük şeyde bile İlâhî sanat ve nakışların en yüksek derecede yansıyabileceğini derinden kavradı o talebe de. Yüreği bu sanatın ve güzelliğin Sahibine sevgiyle doldu. Tam bu sırada, medreseye ilk geldiğinde kendisine kapıyı açan talebeyi hatırladı. Şefkatiyle, tevazuuyla, sevecenliğiyle, sıcaklığıyla benzer duyguları yaşamasına vesile olmuştu o arkadaşı da.
Ve böylece daha akşam olmadan, çiftçinin medreseye getirdiği üzüm salkımı kapıya bakan talebeye geri dönmüştü bile.
İşte o zaman bu talebe bu üzümlerin gerçekten de kendi kısmeti olduğunu anladı. Ve bir şeyi daha anladı. Cömertlik dostluğun en parlak bir nişanıydı

AŞKTIR Kİ, GERİSİ VESAİREDİR

Mayıs 01, 2010 0
AŞKTIR Kİ, GERİSİ VESAİREDİR

Sevgili!..

Aşkın şiirini yazmak isterdim sana; sana aşkı şiir ile yazmak isterdim... Aşkı seninle ta...nımlamak ister, aşkı sende tanmak isterdim. Ay ikiye bölündüğünde yanında olmak isterdim.

Sevgili!..

Şimdi senden uzakta aşk şudur diyebilsem eğer, son defa kendimi ve ilk defa okuyucumu kadırmış olacağım. Bildim dediğim bir aldanıştır çünkü o, duydum dediğim bir yanıştır. Şimdi ayın, şın ve kaf'ları çıkardılar elifbelerden de sensizliğin mektebinde bir sabra mıhladılar bizi elif'lerle he'lerden. Sensizlikle hasretin hüzzamlarını öğrendik kucak kucak ve aşkın nihavent saltanatını arar olduk köşe bucak. Bildiğimizi sandıkça yandık da yolunda, yolunda yandığımızı sandıkça bildik sonunda. Aşkın gerçeği değildi bildiğimiz, ama aşkın ateşiydi yandığımız. Artık şüphedeyiz; canları yâre ulaştıran bir sel miydi aşk, şekeri güzele sunup ağuyu kalbe bulaştıran bir el miydi!.. Sana varacak yolların çilesi miydi; tutkular ötesi tutkunun zirvesi, hasretle yanışların sesi miydi!..

Galiba varlığın çekim alanına giren en ulvî acıydı aşk; ve maddeyi manaya veren en cömert sancıydı. Ruhların çeşitli varlıklar arasında bölüştürülen süsüydü belki; belki ötelere yazgılı yitirişlerin özüydü. Kalp kalbe konan kelebek kanatlarında renk; kudümlerde düşünüp neylerde ağlayan ahenkti aşk. Şarkın bütün şiir macerasıydı, belki Yesribli sevgililer için tutulan bir Anadolu yasıydı. Yağmur yağmur belaya başını tutmaklar ve ateş ateş denizlere kendini atmaklardı. Mansûr' u dâra takan da, Halil'i oda yakan da oydu ve oydu Eyyub'u derde bırakan da. Tuz kadar mübarek, ekmekçe aziz idi; toprakleyin bereket, su gibi temiz idi.

Aşk iğnesiyle dikilince bir dikiş, kıyamete kadar sökülmez imiş. Aşk ile insan elbet güneşe benzer; ve aşksız gönül misal-i taşa benzer. Hayatı Aşka bölünce hayat çoğalır; bütün hayatları toplasan geriye aşk kalır. Gelip kemiğe dayanınca dünya, hayata atılan kement olur; göz kapaklarından vurulunca kasırgalar, annelerce deprem babalarca bent olur. Aşksız bahar dallarını kuru bir ayaz boğar, aşksız rahmini yargılayan bebekler nagehan doğar. Mahrem düşüncelerle perdelenen odalarda ya ezel ya ebed olur; aşk kayıp giderse dünyadan ebed kıyamet olur; sevgisizlik gelir, dünya cehennem olur.

***

Sevgili!..

Kapına geldik; aşkı öğret bize; ve aşkını ver yüreklerimize.
Bir nihânîce gamzene gamzede aşıkların adına.. Hani uykuya dalınca kenti ve yalnız başına kalınca kendi... Hani yalnız gecelerde konuşmadan kalınca dilleri ve hal üzre gönüller anlar olunca bütün dilleri.. Vicdan sesinden bîzar kürek mahkumlarınca, hani aşıkların hasreti özlemle karınca.. Hani gurbetin ucunda gönlüme gönmende seni, hani seni gurbet gurbet gönlüme gömende.. Güneş ve ay nurunu aşkından alırken; güneşin ışığı aya vurur gibi aşığı aydınlatırken.. Gel ey Sevgili bir hüzmecik bahşeyle asi ve aciz üftadene ve umut ver peykin olmaya teşne kem zerrene. Aşkları unutan bendene aşkını unutturma!..

Her şey sen olsun şu dünyada ve olmasın sen olmayan dünya da.

İskender PALA

NEYLE ÖLÇÜYOR İNSAN KENDİ GÜCÜNÜ ?

Mayıs 01, 2010 0
NEYLE ÖLÇÜYOR İNSAN KENDİ GÜCÜNÜ ?

Uğradığımız yenilgilerle zayıflıklarımız yüzünden nerede başarısız olmuşsak orada kendimizi aşağı gö...rür , utanırız.. oysa güçlü olduğumuz noktalarda aşağıladığımız şey kendi yenilgimizdir , utanç duyduğumuz şey de talihsizliğimizdir.. zafer ve talihle mi ölçüyoruz gücümüzü ? en köklü zayıflıklarımızı , hiçbir şeyin zafer ve talih kadar kolayca açığa çıkaramadığını bilmeyen var mı ? bir mücadelede ya da aşkta kazanılan bir zaferden sonra , zayıflığından dolayı şaşkınca ve ürperircesine sevinerek içinden ‘bu ben miyim ? ben ki en zayıfıyım , bütün bunlar bana mı ?’ sorusunun geçtiğini hissetmeyen var mıdır ? ayağa kalkmanın bütün hilelerini öğrendiğimiz ve utançtan yüzümüzün kıpkırmızı kesildiği yenilgilerse başka.. şöhret , alkol , para ya da aşkla , gücü hangi alanda olursa olsun , insan orada ne doğru dürüst davranmasını bilir , ne onur tanır , ne rezil olma korkusu.. en bezirgan yahudi bile müşterisi önünde casanova’nın , charpillion’a karşı davrandığı kadar küstah hareket edemez.. bu tür insanlar kendi güçleri çerçevesinde idare ederler ortalığı.. ama asıl fecaat güçlü olmanın bedelindedir.. bir sarnıcın içinde oturup yaşamaya çalışmak.. içinde yaşarsak budalayızdır , bize yaklaşan olmaz , çukurlara yuvarlanır , ne kadar engel varsa hepsine takılır kalırız , pislikleri eşeleyip durur toprağı da rezil ederiz.. ama pisliğe ancak böylesine bulaşmışken artık yenilmeyiz

Walter BENJAMİN

BU GEMİ NEREYE GİDİYOR USTA?

Mayıs 01, 2010 0
BU GEMİ NEREYE GİDİYOR USTA?

Bu gemi nereye gidiyor usta? İcim bos gemiler bos!Bu gemi nereye gidiy...or usta? Bir kiz vardi! Saçlarini ruzgara satan kiz. Bir nehir kiyisindaydi bir gece karsiya gecmek istedi. Goz kapaklarindaki kan canaklarında sunulmustu hayat. Hayat agir geliyordu goz kapaklarina. Çekik gozlerinde yuklu sevdalar yasiyordu. Nehrin karsisina gecmekti sadece niyeti. Bir seyler geri cekiyordu ö nce sustu! dinledi.. Nehri ruzgari.. Yuzunu kesislemeye dondu ve satti saclarini! Kısınca gozlerini hayat akar giderdi kenarlarindan. Karsinindaki nehir icinden gecerdi ve o hic icinden nehir gecen sarkilari bilmezdi. Susardi! Dinlerdi sesleri.. Bir adam vardi karsida susan bir adam! Konussa bilecekti gitse, gelicekti. Konusmadi, gitmedi.. oylece durdu! Nehir saclarini ruzgara satan kizin icinden geciyordu! Gerisi yokluk, gerisi hiclikti! Bu gemi nereye gidiyor usta dedi! Biliyordu! kopru az otedeydi.. İcinden nehirler gecen sarkilar duydu! Kesisleme bir ruzgar vardi! Ve hala saclarini ruzgara satiyordu. Bitip yitip baslamanin huzunlu bekleyisindeydi. Ne kalabiliyordu ne gidebiliyordu simdi. Öyle bir yerdeyim ki diyordu, asagi dokulsem ask, yukari aksam ben. Bir su oldugunu anladi. Sen istedigin kadar yarimla beni, ben seni tamamlarim! Adam nehrin karsisinda bekliyordu.. Gozlerinde yillarin birikimi cizgiler. Ellerinde siir kokulu bir aksam! Şiirler okununca unutulmali dedi! Hasret dokununca uyutulmali.. Adam Sakindi.. Adam Suskun! Saclarini Ruzgara Satan kiz.. Bir siirdi ellerinde, hic bitmeyen! Beni tut! icine ser.. Çekilmemis fotograflarin banyosuna sakladim gozlerimi. Beni Gor!Sesime gel.. Öyle inandir ki beni! Gunesi arkama alayim.. Ve kulagina icinden nehirler gecen sarkilar soyleyeyim.. sarkilarin bittigi yerde! Gozlerinde oleyim.. Oraya yatir beni! Gozlerine, aska! Bu gemi nereye gidiyor usta?! İcim bos gemiler bos.. Bu gemi nereye gidiyor usta! Elimi uzatmaya kac sebebim var.. Ve tutmamaya kac bahanem.. Elini uzatsan nehirlerden de gecer misin? Kopru olur mu onlar? Sana ve bana.. Ve ruzgar saclarinla oynasan kesislemeler.. zamani uzatsam? Icinde olebilecegimsin.. Sana dokunmaya oyle birikmisim ki parmak uclarim kaniyor.. Senelerdir su yuzu gormemis topraklar gibisin! Sana aktikca yutuyorsun beni.. Aktikca icine cekiyorsun.. Bitmem ki cagliyorum! Çogaliyorum.. Çunku kacmadim! Kalmayi sectim.. Bir ucuruma yuvarlaniyorum bilerek ve isteyerek.. Al sesimi susumu us'umu.. Ama Sen'ime dokunma!Saclarini Yuzgara sat! Beni kendine kaç.. Otogani kir yuregime.. Gecenin kirmizisinda kaybol.. Az otende kopruler.. Az kaldi!Gec.. Senden baska sevmeye beni.. öleceksen! Benden basla olmeye.. Bu gemi nereye gidiyor usta! Biz ayni yöne gidildikce ayni yere gelinir yazalim mi denizlere? Gozlerin kalsin!Nehirler ve sarkilar kurusun! Önemi yok.. Sadece gozlerin.. Bu adam dokunmadan gitmeyecek.. Gomulecegi yer orasi! Gidersen! Sözun ayaklarina gecerse.. Geri de biraktiklarini düşün! Gidemezsen belli sebebi.. Bazen kalmaktir, zor olan.. Gitmek ile kacmak ayni seydir bazen.. Ve o ucurumdan beraber yuvarlanir insan! Bilerek ve isteyerek.. Gozlerindeki kan canaklarina sunuyorum, Kendimi.. Burada kimim var ki? İcimde benden baska, icimde bir disim var! İcimde yer yok baska.. Disinda kimin var senin.. icindeki yoktan baska? Biliyorum.. Disinda bir yerdeyim.. İcimde heryer askin.. Orada kimin var ki? İcinde senden baska.. İcimde bin yerin var! Disinda herkes baska.. Ve sen simdi yataginda o nehir, Kulaklarinda.. Bu Gemi nereye gidiyor usta?!


Kahraman TAZEOĞLU

BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM...

Mayıs 01, 2010 0
BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM...
Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak ...mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu. İyisi mi, beni yaktırırsın, odanda ocağın
üstüne korsun içinde bir kavanozun. Kavanoz camdan
olsun, şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni
görebilesin... Fedakârlığımı anlıyorsun : vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında
kalabilmek için. Ve toz oluyorum yaşıyorum yanında senin. Sonra, sen
de ölünce kavanozuma gelirsin. Ve orda beraber yaşarız külümün
içinde külün, ta ki bir savruk gelin yahut vefasız bir torun bizi
ordan atana kadar... Ama biz o zamana kadar o kadar karışacağız
ki birbirimize, atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek. Toprağa beraber
dalacağız. Ve bir gün yabani bir çiçek bu toprak parçasından nemlenip
filizlenirse sapında muhakkak iki çiçek açacak :
biri sen biri de ben. Ben daha ölümü
düşünmüyorum. Ben daha bir çocuk doğuracağım. Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım. Yaşayacağım, ama çok, pek çok, ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni. Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini. Ben ölünceye kadar
da bu düzelir herhalde. Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
İçimden bir şey : belki diyor.



Nazım Hikmet RAN

ADI DUA OLAN SEVGİLİM

Mayıs 01, 2010 0
ADI DUA OLAN SEVGİLİM
Yedi rekât günah kıldım bedeninde
Dizlerinde yedi zikir secdeye vardım
İhmalin uz...ak meleğine teninde aldandım
Yapayalnızdım kendi kalabalığım içinde
Tarih kadar yalnız,
aşka âşina, acıya unutkandım

Er yüzlerde tavaf ettim bunca yıl kalb evini
Kırk yemin kurutmuştur sanırken içimin pınarlarını
İnanmadığım Allah'a
Senin yüzünde inandım
Adı dua olan sevgilim
Yandım yandım yandım

Sessizliğe borcum var birkaç kelime,
Sessizliğe borcum var birkaç feryat,
Sessizliğe borcum var birkaç çığlık,
Sustum, yıllarca sustum kan içinde
Ödeyemedim borcumu onca şiirle
Adı dua olan sevgilim
Yandı ruhumun gömleği
Yedi deryalar içinde
Aştım aştım aştım

Aslında sen yoktun
Yalnızca bir duayı sevdim ben
Varlığın yalanımdı
Aşktım aşktın aşktı
Geçti gitti hepsi
Geçti gitti işte
Dudaklarım kilitli
Yasin yasin yasin

Çok şükür ölmeden
Son duamı ettim ben
Allah beni tek etti
Kendi dağımı kazdım defterime
Gün geldi burdan da gittim


Murathan MUNGAN

BİLMESSİNKİ SENSİZ GECELERİ BÖYLE KAÇ GECE BEKLERİM...

Mayıs 01, 2010 0
BİLMESSİNKİ SENSİZ GECELERİ BÖYLE KAÇ GECE BEKLERİM...
Direnirim, tutsakdır sevdasına yanan deli yüreğim
Ezgilerim küser nerde açar?Yaseminlerim,nerde sola...r?
Bir karlı dağın ürkek ceylanıdır yüreğim korkar, ürker
Akan deli bir nehirdir artık gözlerim karışır buzdan duvarlarıma
Kayboluşumdur bir yağmur bulutunda damla damla süzülürüm.
Düşlerim en derin çıkmazlar da vurulurum yar diye savrulurum

Soluktur artık yitikdir, sözlerin karışır gecemle sevişir.
Uzanırım tüm gücümle, kollarım yıldızları sarar,sen yerine
Dertleşirim şimalimle anlattıkça küser sana, incinir
Hani nerdeSevdan? Nerde? Niçin ağlıyorsun ağlatıyor bak seni
Sus diye haykırırım yapma sus sen gökyüzünden vazgeçebilirmisin?

Zordur bilirmisin yarini ödünç vermek,gecelerde
Bilirmisin gözunden kıskandığını ellere emanet etmeyi.
Kimseye diyemessin saklındır tende ki, canda ki emanetindir.
Sen kesersin cezanı tenhasında gecenin bir başına,
Özlem kesik soluklarımda dökülüp solar voltalarım da zehirler kanımı,
Yasaksındır yasak, harlanır tüm şiirlerim bu saatte okumasanda
Şarap tadıdır bu saatler sarhoş besteler neylerin ağır hüzünleridir.

Dudakların başka soluklarda susar bilirim gece katilim olur artık
Kim kirlendi? Senı delice seven bu kadınmı susarım susabildiğimce
Ateş böceklerim kararır artık, nergislerim kokusuz bu saatlerde.
Bilirim yine nöbet var izinli uykularımda firari bir asker bekler,
Her gece her gece bıkmadan usanmaz,kara kışlarım eser odamda
Baharlarım bin yıl ötede imkansızımsın uçar sevdamın yalnız kuşları
Okyanuslar dalgalanamaz artık benim kadar,beynim küser kalbime.

Ağır bir iç kanamadır hasretin bilirmisin daha sıkı sarılırken ona
Sen uyurken başka tenlerde doyasıya bu kadın bekler sensiz şehirleri
İlk bıçağı yine ben vururum itinayla sakladığım kıyamadığım sevgime
Salarım artık kuyruklu uçurtmalarımın iplerini süzülür ay ışığına
Derdim beni aşar çalmayan her telefonda sayıklarım adını usulca
Yasaksın bilirim sus diye diye bağırırım sevdalı bu deliye

Ah bir bilsen neler çekerim gecelerimde sensiz kaç kıyamet kopar.
Engellemem artık hayalini o olsun gözümün önunde baş ucuma sararım
Başka canım yok ki sana vereyim defalarca ölürüm yüreğim sende rehin.
Gecelerimi bilirmisin yastığın olmak gelir içimden,yorganın.
Kaç kez öperim kapalı kirpiklerini, kaç kez koklarım sen diye geceleri
Öyle korkarım ki öperken seni bilirmisin kalır diye dudak izlerim




BİLİRMİSİN BUNUN ADI AŞKDIR SEVGİLİM ......
BİLMESSİN Kİ SENSİZ GECELERİ BÖYLE KAÇ GECE BEKLERİM ..........


Alıntıdır.

KAF DAĞININ ARDI

Mayıs 01, 2010 0
KAF DAĞININ ARDI

Her masalın başrolünü kaptı Kaf Dağı. Her masalda oraya vardığına inanılan kahramanlar ulaştı mutlu ...sona. Bizler hep Kaf Dağı’nın ardını hayal ederken daldık uykulara…
Hepimizin bilip de bilmezlikten geldiği gerçeği bir kez de ben zikretmek isterim: “Kaf Dağı’nın Ardı” yüreğimizdedir dostlar. Mutluluğun önüne set çeken kader ve talih değil, kendimize çizdiğimiz sınırlardır.
Ancak bu demek değildir ki bu dağı aşmak kolay olacak. Bilakis, insanın en zor yolculuğu kendi içine yaptığıdır. En sarp geçitler insanın yüreğindedir. Ama sevgi kılıcını kuşanmışlara korku yoktur bu yolda. Onların yolu daima açık olacaktır.
Hayatta istediğimiz ne varsa hepsi yüreğimizdeki Kaf Dağı’nın ardında. İmkânsızlık diye bir şey yok o ülke için. Evet, yolu tenha ama karışık değil, tek gereken gönül pusulasını takip etmek.
Yolumuz açık olsun…

Alıntı.

YÜREĞİMİN KAPI EŞİĞİ

Mayıs 01, 2010 0
YÜREĞİMİN KAPI EŞİĞİ
Ah yüreğimin kapı eşiği
Kim dursa cereyana kapılır
Kim dursa dağıtır beni
Öyle bir yer ki ne gir ...diyebilirsin ne de git
Arasat…
Öyleyse çarp, gitsin beni !

Ah yüreğimin kapı eşiği
Asi rüzgarların vurgununda talan
Umutsuz bakışların gözlerinde yanan
Züleyha’nın rüyası, Yusuf’a zindan
Asiyeler büyütür büyüyecek Musa’yı
Firavun da yalan, Nemrut da yalan !

Ah yüreğimin kapı eşiği
Yatak döşek dağılsın
Ya vur öldür kefenimi yar sarsın
Her şey biter, herkes gider unutma!
Sodom gomero’nun lanetlileri ardından zil takıp davullar çalsın
Kolların boynumda pusatsız yatsın
Tam ortasında gerçeğin!
Gerçek yüreğe yalan, sevdasında gerçeğin
Senin durmak istediğin yer kimin umurunda ki?
‘Orda dur!’ derler işte
E gel de dur hadi!

Ah yüreğimin kapı eşiği
Poyrazına kurban, şavkına hayran
Girersen öldürürler, gidersen ben ölürüm
Tacına, tahtına, yoluna kurban,
Yollarına toprak olur öyle ölürüm

Ah yüreğimin kapı eşiği
Eşikte kal biraz da eşik şenlensin
Yanan yüreğime su serpsin yüzün
Mancınıklara sarılsın semanın Halilleri
Alazlar suya dursun sarsın İbrahimleri

Ey yüreğimin kapı eşiği
Elleri soğuk, son görüntün bu
Babil’in asma bahçelerinde postalları dağılan
Kafasında seksen tilki, bozgundan arta kalan
Dağılan...

Her şey yalan!

Her şey yalan!

Her şey yalan!

Ey yüreğimin kapı eşiği
Ne gir içeri diyebildin, ne de çek git buradan!

Ve sen uyudun şimdi
Şehir pusuya yattı
Vakit tamam olsun da uyandır halkı
Ellere aman verme, eller almasın beni
Sen al beni içeri

Ah yüreğimin kapı eşiği
Sen al bari içeri

Sen al bari içeri…


Bedirhan GÖKÇE