Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

30 Ekim 2010

CENGİZ HAN'A KARINCADAN AZİM VE MÜCADELE DERSİ...

Ekim 30, 2010 0
CENGİZ HAN'A KARINCADAN AZİM VE MÜCADELE DERSİ...


14. y.y. Moğol İmparatoru Cengiz Han’ın ordusu, bir savaş sonrası güçlü düşman ordusu tarafından dağıtıldı.düşman askerleri bölgeyi kolaçan ederken, imparator bir ahırda saklanıyordu.kendisini güçsüz ve çaresiz hissederken, bir karıncayı fark etti. Bu karınca kendinden büyük bir mısır tanesini duvarın diğer tarafına taşımaya çalışıyordu. Karınca mısır tanesini 69 kez mısır tanesini yukarıya taşımaya çalıştı ve mısır tanesi her seferinde aşağıya düşüyordu. Ancak 70. kez denediğinde mısır tanesini karşı tarafa geçirmeyi başardı.

Bunu gören imparator, bağırarak ayağa kalktı. Vazgeçmeyeceğine yemin etti.askerlerini toplayarak düşmanla tekrar savaştı. Savaşı kazandı.daha sonra dünyanın en büyük imparatorluklarından biri haline geldi.


HİÇBİR ZAMAN VAZGEÇMEYEN BİR İNSANI YENMEK ÇOK ZORDUR.


SENİ İSTİYORUM ..ŞİMDİ

Ekim 30, 2010 0
SENİ İSTİYORUM ..ŞİMDİ

Hiçbir duygumu ertelemedim ben. Yaşayacağım hiçbir şeyi sonraya bırakmadım. Sonra diye bir şeyin olmadığını biliyorum çünkü. Hep yarına dair hayaller kurmak, gelmesi mümkün olmayacak zamanları beklemek benim işim değil.

Aşk zamana meydan okur; ama, sen karşı koyamazsın ona. Orada durup öylece bekleyemezsin geleceği. Bir adım atmalısın, bir el uzatmalısın aşka doğru.

Aşkın anahtarı cesaret değil mi yar? Cesur olmak gerekmez mi bir sevdayı yaşamak, büyütmek için?

Kaç gece geçti hesaplasana…Kaç gece bir sonraki günü düşünerek geçti. Neler yapabilirdik, neler yaşayabilirdik düşünsene…

Her sabahı birlikte karşılamak vardı seninle. Sevişmekten yorgun düşmüş bedenini öpücüklerle yeni güne hazırlayabilirdim. Gözünü açar açmaz ilk gördüğün şey ben olurdum ve sen benim yüzümde mutluluğu görürdün.

Bu kentin sokaklarında el ele dolaşabilirdik. Girmediğimiz sokak kalmazdı. Bakışlara aldırmadan sokağın ortasında sarılıp öpebilirdim seni.

Bir şarkıyı sözlerini bilmesek bile bağıra çağıra söyleyebilirdik. Sonra bir filme gider, bir kitap okur, bir martının bir lokma simit kapabilmek için vapurların peşinden bıkmadan uçuşunu izleyebilirdik.

Paylaştığımız her anı, beynimize bir daha çıkmamak üzere kazınırdı. Özlerdik birbirimizi delicesine. Bir saati yalnız geçirsek, bir sonraki saati iki saatlik yaşardık, arayı kapayalım diye.

Peki biz ne yaptık? Aşkı bir bekleyişin sırtına yükleyip ona sadece uzaktan bakmakla yetindik. Her an aşkı yaşamak varken, her gün birbirimizi yeniden keşfetmek varken, bu yolda birer kâşif olmak varken sürgünleri yaşamaya mahkûm ettik birbirimizi.

Bu sürgünlüğe son vermenin zamanı geldi artık. Sana huzur vaat etmiyorum. Aşkta huzur arayan yanılır. Ben tutkunun, en koyu sevdanın sözcüsüyüm. Onlar adına konuşuyorum. Yarını olmayan zamanlarda erimek adına konuşuyorum.

Gözlerinin içine bakıp “Seni Seviyorum” demek istiyorum. Aşkın akışına kapılıp hiçbir kaygı duymadan gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum. Kokunu içime çekmek, teninin sıcaklığı ile irkilmek istiyorum. Yaşama senin adınla anlam katmak, mutluluğu bulmak ve bir daha kaybetmemek istiyorum.

Seni istiyorum ey yar, canıma bir can daha katmak için, daha mavi bir deniz, daha mavi bir gökyüzü, daha mavi bir sevda için.

Seni istiyorum, yarın, öbür gün, öbür hafta, öbür ay, öbür yıl değil….Şimdi!


 

Mehmet COŞKUNDENİZ.





29 Ekim 2010

GÜLE GÜLE GİT…

Ekim 29, 2010 0
GÜLE GÜLE GİT…

Gidiyordun içimden usul usul,
Kaçar gibi, sessizce bir hoşcakal bile demeden;
Yine yarım kalmıştı sevdam,
Başladığım yerdeydim işte,
Yine mağlup olmuştum aşk’a
Bu kadar severken…

Git sen de diğerleri gibi,
Topla valizini pılını pırtını ve düşünme beni de.
İstediğin buysa kapı açık ardına kadar,
Geldiğin gibi git şimdi, bırak beni yalnızlığımla.
Dönüp bakmayacağım ardından ve hatta ağlamayacağım bile,
Yalvarmak mı asla…
Ben daha düşmedim o kadar,
Ölürcesine sevsem bile ,
Yalvarmadım gidenin arkasından…
Gidiyorsa birileri gerçekten sevmemiştir;
Ve dönüyorsa birileri unutamamıştır beni…

Sen de çekil git şimdi,
Geldiğin gibi sessizce, usul usul
Rahatsız etme artık kalbimi.
Kapatıyorum sana araladığım tüm geçitleri.
Sen giderken esirgemiştin bir hoşcakal kelimesini
Ama ben söylüyorum işte sana
Güle güle git ve bir daha dönme geri….


Mehpare ÖĞÜT



26 Ekim 2010

BİR İNTİHAR GİBİ

Ekim 26, 2010 0
BİR İNTİHAR GİBİ


Birazdan kudurur deniz
Birazdan dalgaların sırtından,
Üst-üste fışkıran rüzgarlar,
Bir intikam gibi saldırınca üstüne;
Yüzüne şarkılar çarpar,
Yüzüne şiirler çarpar, ağlarsın.
Sen artık buralarda duramazsın!

O büyük sessizliğin bağrı mı olur,
Kimsenin bilmediği bir ağrı mı;
Gider kendine gömülürsün
Yoksa bu şehir, bu sokaklar
Seni alır kullanır,
Seni alır kullanır,
Santim-santim çürürsün!

Hani, el değmemiş bir yanın vardır,
Aynalara göstermediğin bir yüzün,
Kendine sakladığın bir hüzün
Hadi durma!
Üzülsen de, sen üzülürsün!

Kim farkeder boşluğunu?
Ardın sıra kim ağlar?
Bir intikam gibi
Çıldırmış bu sevdalar!

Bir intikam gibi
Çıldırmış bu sevdalar!

Bazen bir uçurum kalır,
Bazen de martıların ardından
Velvele koparan bir leş kalır;
Bir intihar gibi
Puşt olunca sevdalar
Sırtını duvara yaslar,
Sırtını ağaca yaslar, susarsın.
Sen artık hiçbir sözü kaldıramazsın!

Şimdi yeni bir sevda mı olur,
Kimsenin kapını çalmadığı bir inziva mı;
Tutar sıfırdan başlarsın.
Yoksa bu ilişkiler, bu zaaflar
Seni yiyip bitirir,
Seni yiyip bitirir,
Dirhem-dirhem azalırsın

Belki hiç söylenmemiş
Bir şarkın vardır,
Henüz koyvermediğin bir kahkaha
Fırsatın olacak mı bir daha?
Ne bekliyorsun?
Yanılsan da sen yanılırsın!

Kim hatırlar güzelliklerini,
Senin için kim yanar?
Bir intihar gibi
Puşt olmuş bu sevdalar!

Bir intihar gibi
Puşt olmuş bu sevdalar!



Yusuf HAYALOĞLU




SEN SEN SEN

Ekim 26, 2010 0
SEN SEN SEN

” Dilime bu türkü, gönlüme bu sevda düştü düşeli yollardayım
Yüreğime çoktan cemre vurdum seni sevmek için baharı beklemeyeceğim ”


Bir dağbaşı yalnızlığı yaşıyorum yeniden.,
Dağbaşı yalnızlığı ölümden beter.
Hiç kimse aramasa sormasa beni
Sen gelsen yeter..

Huzur ellerinin güzelliğidir.
Gözlerin karşımda mutluluk denizi.
Her sabah soframızda ekmeğimizi
Sen bölsen yeter..

Yüreğim seninle yaylalar kadar serin
Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam
Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam
Sen dolsan yeter..

Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm.
Bende sabır sende naz..
Gündüzünden vazgeçtim düşümde biraz
Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter..

Duymasa da hiç kimse şâir gönlümün,
Sende karar kıldığını…
Ve içimin şerha şerha yarıldığını,
Sen bilsen yeter..

Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi..
Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek..
Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek,
Eğilsen yeter………..


 
Yavuz Bülent BAKİLER


LOKMAN HEKİMİN SEV DEDİĞİ

Ekim 26, 2010 0
LOKMAN HEKİMİN SEV DEDİĞİ


Bu yürek
Seni seveceğini biliyordu herhalde
Bu kafa seni kuracağını seziyordu hanidir
Bire bin veren buğday
Elmadaki mayhoşluk
Hukuki beşer
Çınçınlı hamam
Çizmedeki kedi
Sanki elleriyle koymuşlar gibi
İkimizden bir işmar
Seni sevmemiş olsam , sözlerim yarı yarıya
Gözlerim yarım
Ellerim çolak hüseyin eli
Seni sevmesem , nefes almayı beceremem ki
Bugün günlerden ne ?
Cumartesi
Seni sevdiğim için , Cumartesi elbet
Seni sevdiğim için , bak temmuz ayındayız
Ayşe onbaşı , pir sultan abdal , büsbütün sevdalıyım sana
Bu gemiler nereye gidiyor , seni sevdiğim için
Seni sevdiğimden , suyun akası geliyor
Bacaların tütesi
Nurhayat’ın halleri , seni sevdiğim için güzel
İbrahim’in dilleri
İnsan seni sevince , tutsaklığa kızar tabi
Savaşın adı geçse , cinifrit olur
Ereğli’nin kömürünü düşünür , ne kömür o be
Raman’ı düşünür , Çukurova’yı düşünür
Seni sevdiği için , Haliç’te bir uğultu
Marmara’da bir deniz
Isparta bahçesinde güller
Seni sevdiği için goncalanıyor
Seni sevdiğim için , kilim dokuyor Avşar’da
Yarın sabahlar , seni sevdiğim için icat edildi
Penisilin , halk şiiri , canlı sinema
Mapushaneler , yedi düvel , harbi ispanyol nezlesi
Sultan Hamid , don civani
Ne bilsinler seni sevdiğimi
Başaklanmayan yulafa söylemeli
Cılk yumurtaya
Paslı demire
Kulağını bükmeli kurtlu kirazın
Hoşnut değilllerse bu gidaşattan
Akıl etsinler seni sevdiğimi ,
Yeşille turuncunun kafa barıştırması , bu sevdadan ötürü
Tepemizdeki o göçmez tavan
Sulardaki yakamoz , ortancadaki pembe
Ben seni sevdim diye
Bingöl vilayetinde , kamyondan inince
Tığ gibi bir delikanlıya soruyorum
Siz nerenin bulutlarısınız böyle ?
Biz sizin sevdanızın bulutlarıyız
Bir yıldızlı akşamı varsa Ankara’nın
1953 kışları içinde
Karnı tok , sırtı pekse hısım akrabanın
Konu-komşu , dirlik düzenlik içindeyse
Birbirimizi daha çok sevelim diye
İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor
Şair oluyor mesela
Meyhaneden cayıyor bir akşam üzeri
Caysın be güzel
Caysın be iyi
Tütünü bırakıyor , tütün neyime zarar
Keseme zarar , ciğerime zarar , sevdama zarar
Seni sevince adamın papuçları eskimiyor
Beti-benzi yeni çarktan çıkmış gibi
Seni sevince insan bilgili saygılı gönlü gani şen
Saçları zencefilli
Erkencecik evine dönmek istiyor canı
Hep seni düşün
Hep seni yaşat
Hep seni yıka
Seni doyur üç öğün
Seni bir kanım uyut , sonra uyandır
Lokman hekim , seni sev diyor bana
Seni sevmeseydim , ilkbaharı kodunsa bul gayrı
İstanbul diye bir kent yoktu ki yeryüzünde
Umut diye bir şey yoktu ki , seni sevmeseydim
Hak , hukuk , bereket diye
Eşitlik , kardeşlik , hürriyet diye
Yüreğime sağlık ne iyi ettim..!



Metin ELOĞLU




25 Ekim 2010

SANA DAİR

Ekim 25, 2010 0
SANA DAİR
Kan ter içinde uyanıyorsam uykularımdan
Ve sayıklıyorsam adını sabahlara kadar,
Sakınıyorsam seni herkesten
Ve sana değecek tüm gözlerden,
Nazara geleceksin diyedir,
Seni gizli saklı yaşamam…

Susuyorsam, konuşmuyorsam,
Kuracak cümlelerim olmadığından değil;
Susuyorsam, bil ki bir sebebi vardır şu yüreğimin.
Hiç hesapsız ve katıksız yaşıyorsam sevgimi,
Ve gitgide çoğalıyorsa sana olan duygularım,
Anlamıyorsan da halimden,
Gözlerime bakman yeterli,
Onlar anlatırlar seni ne çok sevdiğimi…

Seni düşünerek geçiriyorsam tüm saatlerimi,
Nan gibi aklımdan çıkmıyorsan bir an,
Ve adını yazmışsam kalbime,
Ve hala da anlamıyorsan söylediklerimden,
Kalbimin sesine kulak ver yeter,
Seni sevdiğini haykırıyor cümle aleme….


Mehpare ÖĞÜT
2010

22 Ekim 2010

PALYAÇO

Ekim 22, 2010 0
PALYAÇO
Doktora gelen adam hastayım der, hayattan zevk alamıyorum. Acılar aklıma
geliyor, yemek yiyemiyorum. çıplaklar hatırıma geliyor, Onlarla
birlikte üşüyorum. Her cinayette kendimi suçlu buluyorum. Her katil
bıçağının kabzasını sanki benim ellerim tutmuştur. Her atılan kurşun
benim kalbime saplaniyor. Butun bu toplumun suçlari benim omuz...larima
yuklenmiş. Artık gülmesini unuttum.

Doktor, hastasini omuzundan
tutar, pencerenin onune getirir, perdeyi aralar, parmağıyla karşı
duvardaki afişi gösterir. Bu afiste, bir sirk palyacosunun reklami
vardir.
Azizim, der, su palyacoyu goruyormusun? Tavsiye ederim, her
gece bu palyaconun gosterilerine git. Bütün kederini, elemini, derdini
unutursun. Gulmeyi, kahkahayi ögrenirsin. Hayattan yeni bastan zevk
almaya baslarsin. Hasta basini eger, Doktor, der, iste o palyaco benim!


Aziz NESİN

HAYATA DAİR

Ekim 22, 2010 0
HAYATA DAİR


Nereye gitmeye karar verirsem beni yalnız oraya ulaştıracak olan güvenli yollarda yürümek istiyorum.
Fakat bilmiyorum, ne istemek gerektiğini bilmiyorum.
Kendimde binbir mümkünün var olduğunu hissediyorum.
Fakat bunlardan yalnız bir tanesi olmaya rıza gösteremiyorum.
...Ve her an yazdığım her sözün, her yaptığım hareketin, çehremin silinemeyecek yeni bir çizgisini meydana getirdiğini düşündükçe ürküyorum.
Öyle bir çehre ki, bir seçime varamadığından, onu cesaretle sınırlayamadığından kararsız, şahsiyetsiz, korkak olarak tespit edilecek.

Allahım; yalnız tek bir şey istemeyi ve durmadan onu istemeyi bana ilham et.



Andre GİDE


YÜREĞİNİN GÖTÜRDÜĞÜ YERE GİT...

Ekim 22, 2010 0
YÜREĞİNİN GÖTÜRDÜĞÜ YERE GİT...
 
Yapılacak ilk devrim insanın kendi içinde yapacağıdır, evet ilk ve en önemli devrim budur.

İnsan kendi hakkında bir düşünceye sahip değilken, ne istediğini, hayattan ve insanlardan ne beklediğini bilmiyorken bir düşünce uğruna savaşmak yapılabilecek en tehlikeli şeylerden biridir.

Hayatını basitleştirme ve ucuz zevkler uğruna harcama ...onu. Hayat ilk baharda dağlardaki karların erimesi kadar çabuk sona erer. Anlamadan bitiverir. Yaşadığımız her saniye bize bahşedilmiş birer mucize olsa gerekç O kadar ki, geri alınması ve tekrar yaşanması olanaksız. Bunu bil ve her sıkıntılı anında bunu anuımsa. Acıları ve üzüntüleri, hayatının büyük bölümüne yayarak kendini yıpratma. Dolu dolu, heyecanla, severek, sevilerek yaşa. Sevmekten ve çok sevilmekten korkma. Sevöek en yüce değer, ölesiye, uçsuz bucaksız sevmek. Sevilmekte bir o kadar. Sevmenin güzelliği, sevilmenin ızdırabında sevgisizliğin sızısı içimizda saklı..

Bir gün arkana baktığında ki o gün mutlaka gelecek tüm benliğini pişmanlık kaplamasın. Yapamadıklarının pişmanlığıyla değil, yapabildiklerinin hazzıyla yaşlan. Her zaman yapılan yanlış nedir bilir misin? Hayatımızın ve hayatımızda yer eden insanlarınhiç değişmeyeceğini sanmaktır, trenin ray değiştirmeden sonsuza kadar gideceğini düşünmektir. Oysa kaderin hayal gücü bizimkinden daha renklidir. Artık çıkış yolunun kalmadığını sandığın bir durumda, umutsuzluğun zirveye vardığında, rüzgar hızıyla herşey değişir, alt üst olur ve bir andan ötekine geçerken kendini yeni bir yaşantının yeni insanların içinde bulursun.

Doğru insan ve insanlarla beraber olmak ise kaderin hayal gücünün renkliliğine değil, tamamen bizim seçimimize bağlıdır. Senin için çirpinan insanlara hak ettikleri değeri ver. Birileri için çırpınan fedakarlık yapan, gerçekten seven insanları yeniden bulmak çok zor. İnsan elindekilerin kıymetini genellikle bilmez. Onları kaybedince değerlerini anlar. Buna fırsat verme, çok geç olabilir.

Bir gün yolunu yitirdiğini, şaşırdığını hissettiğin zaman ağaçları düşün, onların büyüme biçimini anımsa. Unutma ki yaprağı gür, ama kökü zayıf bir ağaç ilk güçlü rüzgarda devrilir, oysa kökü güçlü ve az yapraklı ağaçta can suyu bin güçlükle dolaşır. Kökler ve yapraklar aynı ölçüde gelişmelidir. Çevrendeki insanlar bunu sağlayabilecek nitelikte olmalıdır, olayların içinde ve üstünde olmalısın, ancak böyle gölge ve sığınak bulabilir, ancak böyle doğru mevsimde çiçekler ve meyvelerle dönanabilirsin. Ve sonra önünde pek çok yol açılıp sen hangisini seçeceğini bilmedin zaman herhangi birine öylece girme; otur ve bekle..

Hayatına girecek insanları belirlerken de buna dikkat et. Dünyaya geldiğin gün nasıl güvenli ve derin soluk aldıysan öyle soluk al, hiçbir şeyin senin dikkatini dağıtmasına izin verme, bekle ve gene bekle. Dur, sessizce dur ve yüreğini dinle. Seninle konuştuğu zaman kalk ve yürüğinin götürdüğü yere git, yüreğinin belirlediği kişiyi seç..

 

Susanna TAMARO