Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

28 Kasım 2008

GÜZEL AKIL NASIL EDİNİLİR ? 3.BÖLÜM

Kasım 28, 2008 2
GÜZEL AKIL NASIL EDİNİLİR ? 3.BÖLÜM


FARKLI BİR GÖRÜŞE SAHİP OLMAK MI, KARŞI GÖRÜŞTE OLMAK MI ?


Anlaşmazlık, gerçeği önemsemeyi de içerir. Bu yüzden gerçek ve doğru konusunda endişe duyulur. Bir kimsenin doğru olmayan bir şey söyleyip yoluna devam etmesine ya da bir şeyi kanıtlanmadığı halde gerçek gibi sunmasına izin vermek istemezsiniz.
Eğer birisi spagettinin üstüne çekilmiş kahve serpmeyi önerirse, muhtemelen bunu basitçe “yanlış” bularak reddedersiniz. (Aslında ben denedim. Çok da iyi yakıştı!) Bununla birlikte, bir başkası spagettinin üstüne benzin dökmeyi önermiş olsaydı, bunu kesinlikle reddederdiniz. Çünkü yalnızca tadı kötü olmakla kalmaz, aynı zamanda zehirli de olabilirdi.
Öyleyse, anlaşmazlık durumunda birçok seçenek arasından birisini belirtebilirsiniz:
Bu açıkça yanlış.
Bu olası ama kesin değil.
Bu birçok alternatiften yalnızca birisi.
Bu sizin deneyiminize uyuyor.
Bu sizin değerlerinize uyuyor.
Bu size göre doğru ama bana göre değil.
Bu, duygulara ve ön yargılara temellendirilmiş.
Sâdece karşı görüşte olduğunuzu belirtmeniz ve diğer olasılıklara kapalı durmanız ters bir tutumdur. Anlaşmazlık konusunda izlenecek yöntemin belirtilmesi gerekir. Ancak bu yapıldığında anlaşmazlık irdelenebilir.


FARKLI GÖRÜŞTE OLMAK


Gelecekte neler olabileceği konusunda her zaman farklı görüşlerin olması muhtemeldir. Hangi görüşün “doğru” olduğunu öngörmek çok zordur.
Yemeğe tuz eklemek gerek.
Yemeğin tuzu yeterli.
Farklılıklar kişisel tercihlerden kaynaklanır. Bâzı kişiler korku filmlerini sever; bazıları romantik komedileri tercih eder; bazıları da kovboy filmlerine meraklıdır. Kişisel beğenilerde, herkesin kendi seçtiği kişiyle evlenmesini sağlamaya yetecek kadar farklılık vardır.
Arabasının yarısını beyaza, diğer yarısını da siyaha boyayan adamla ilgili bir hikâye vardır. Arkadaşları adama neden böyle tuhaf bir şey yaptığını sorarlar. O da şöyle yanıt verir:
“Kaza yaptığım zaman, tanıkların mahkemede birbiriyle çelişen ifadeler vermesi çok eğlenceli oluyor. Bir tanık, bisikletliye çarpan arabanın beyaz olduğunu iddia ederken, diğeri yemin ederek, arabanın siyah olduğunu söylüyor”.
Bu durumda, arabayı farklı noktalardan gören her iki tanık da haklıdır.
İş için ya da ev taksitleriniz ödemek için borç almak zorunda olanların bakış açısından düşük faiz iyi bir şeydir. Oysa bu durum, borç para verenlerin ya da tasarruf hebasından kazandıklarıyla yaşayanların bakış açısından kötüdür. Bu iki görüş arasında büyük bir farklılık vardır, ama her ikisi de doğrudur.
İngiltere'de okul bitirme sınavlarında gitgide daha çok sayıda öğrenci daha yüksek notlar aldığında, bu konuda olumlu yorumda bulunanlar oldu. Onlara göre, daha çok öğrenci kendilerine iş bulmada yardımcı olabilecek yüksek notlar alıyordu. Fakat sınav sisteminin yararsız olduğunu belirtenler ve en akıllı öğrencilerin seçilmesini sağlayacak yeni bir sistem talep edenler de vardı.
Farklılıklar ayrıca farklı deneyimlerden de kaynaklanır. Ekonomik bakımdan yoksul bir bölgede görev yapan bir öğretmenin, varlıklı bir semtte görev yapan bir öğretmenden daha farklı deneyimleri olacaktır.


FARKLILIKLARI DİLE GETİRMEK

Görüş farklılığıyla ilgili en önemli şey, gerçek farklılığı olabildiğince açık bir şekilde dile getirmektir. Örneğin:
Ben fiyatları yükseltmenin satışları artıracağını düşünüyorum. Sen fiyatları yükseltmenin satışları azaltacağını düşünüyorsun.
Sen bütün koşullarda suçları kontrol altına almak için uygulanacak en iyi yöntemin ağır cezalandırma olduğuna inanıyorsun. Ben gençlere başarıyı tatma konusunda alternatif yollar sağlamanın, gençler arasındaki suçu azaltacağına inanıyorum.
Farklı görüşleri yan yana serin. Bu konuda olabileceğiniz kadar dürüst olmaya çalışın. Karşınızdaki kişinin, farklılık gösteren noktaları doğru bir şekilde ortaya koyduğunuz konusunda hemfikir olmasını sağlayın. Eğer gerekliyse, gördüğü farklı noktaları özetlemesi için bir başka kişiyi çağırın. Şu cümleyi söyleyebileceğiniz noktaya varmaya çalışın: “Bu noktada farklılaştığımız konusunda hemfikiriz”.
“Farklılığın” niteliğini ortaya koyduktan sonraki aşama, bu farklılığın nedenini belirlemektir:
Kanımca sen bu konuya şu bakış açısından bakıyorsun... bense ona bu bakış açısıyla bakıyorum... (iki farklı bakış açısını ortaya koyun).
Farklılık, farklı kişisel deneyimlerden kaynaklanabilir. Benim deneyimim şöyle... Senin belki farklı bir deneyimin olmuştur. (kendi deneyiminizi söyleyin).


FARKLILIĞI KABUL ETMEK

Farklılığı kabul etmeden önce uzlaşma sağlamak için girişimde bulunulmalıdır.
Bazen her iki görüşün de geçerli olduğu, ama farklı durumlara uyduğu gösterilebilir. Örneğin: “Birçok suç türü için ağır ceza uygulamasının en iyi caydırma yöntemi olduğunu kabul ediyorum, ama bence gençlerin işledikleri suçlar için başka bir yaklaşım daha var. O da gençlere başarılı olma fırsatları sunmaktır”.
Görüş farklılığı kötü bir şey değildir. Farklılık bir anlamda çeşitlilik de yaratır. Farklı değerlerin ve deneyimlerin açığa çıkarılması tartışmayı geliştirir. Amaç, farklılıkları “ortadan kaldırmak” değil, farklılığın kaynağını bularak bir konuyu incelemektir.


Bir Sonra ki Konular ;

  • İlginç Olmak,
  • Olasılıklar ve Alternatifler,
  • Yaratıcılık ve Yeni Fikirler,
  • Karşılık Verme,
  • Açıklık Getirme,
  • Örnekler ve Hikayeler,
  • İleriye Yansıtmak,

27 Kasım 2008

GÜZEL AKIL NASIL EDİNİLİR ? 2. BÖLÜM

Kasım 27, 2008 0
GÜZEL AKIL NASIL EDİNİLİR ? 2. BÖLÜM
KARŞI GÖRÜŞTE OLMAK

Eğer karşı görüşte olup da ne şekilde tavır alınacağını bilmiyorsanız, hiçbir zaman güzel bir akla sâhip olamazsınız.
Mahkemelerdeki duruşmalar, aslında bir konuyu irdelemenin en ilkel yöntemidir. Eğer savcı, savunmaya yardımcı olabilecek bâzı noktalar bulursa, o noktaları açığa çıkaracak mıdır? Elbette ki hayır! Savunma avukatı, savcılık makamının tezlerini güçlendirecek bâzı noktalar görürse, o noktaları açığa çıkaracak mıdır? Elbette ki hayır! Her taraf kendi görüşlerini ortaya koyarak onları savunur ve diğer tarafın tezlerine karşı çıkar. Bu “çatışma”, konunun tam anlamıyla, eksiksiz bir şekilde incelendiği anlamına gelmez. Bir konuyu çok daha etkili bir şekilde irdelemenin bir yolu “paralel düşünme” yöntemini kullanmaktır.

Düpedüz aptalsın.
Bu yanlış.
Bu mantıksız.
Söylediğin her şeye karşıyım.
Ne kadar da aptal olabiliyorsun.
Bunların hepsi karşı görüşte olduğunuzu belirtmenin sert ve kaba yöntemleridir. Daha iyi ifadeler seçilerek, suçlayıcı olmadan, anlaşmazlık halinde bile iletişim kurulabilir.
Bu konuya yaklaşmanın başka bir yolu olabilir.
O, bakış açılarından yalnızca bir tanesi.
Ya diğer olasılıklar?
Anlaşmazlık durumunda kibar davranmak, saldırgan bir tavır izlemek kadar etkilidir. Aslında son tahlilde, kibar olmak saldırgan olmaktan daha güzeldir.
Anlaşmazlığın birçok farklı nedeni olabilir. Bunlardan bazıları aşağıda ele alınmaktadır.



MANTIK HATASI

Avrupa'da hapishanelerdeki insan sayısı her yüz bin kişi başına 89 ila 120 arasında değişirken, bu sayı Amerika'da her yüz bin kişi başına 750 ile Avrupa'dakinin altı katından fazladır. Bu, Amerika'da yasalara daha az uyulduğu anlamına gelebilir mi?
Bu konuda çıkaracağımız sonuç, mutlaka istatistiklere bağımlı olmak durumunda değildir.
Amerikan polisi suçluları yakalamada daha başarılı olabilir.
Amerika'da daha fazla suç türü hapis cezası alıyor olabilir.
Amerika'daki davaların yüzde 95'inde suçun itiraf edilmesi halinde ceza indirimine gidildiği için, bu durum hapse girenlerin sayısında artışa neden olabilir.
Bu tarz alternatifler arayarak, hapishanedeki insan sayısının, mutlaka daha fazla suç işlendiği anlamına gelmediğini gösterebilirsiniz.
Bazıları şöyle konuşabilir: “İnsanlar kısa boylu politikacılardan hoşlanmıyor, o yüzden Harris'e oy vermeyecekler”. Eğer diğer politikacılarla Harris her bakımdan eşitse, bu doğru olabilir, yâni insanlar uzun boylu olanları tercih eder. Ama her şey eşit olmayabilir. Harris'in yöneticilik deneyimi rakiplerine göre daha fazla olabilir.


YORUMLAMA
İsviçre'de doğan bebeklerin yüzde 50'sinin annesi bekardır. İzlanda'da bu oran yüzde 66'dır. Bu durum, evliliğe fazla itibar edilmediği ya da ahlaki standartların düşük olduğu veya ailelerin dağıldığı anlamına gelebilir.
Diğer bir olası yorumsa, çiftlerin bebek gerçek bir “evlenme nedeni” yaratıncaya kadar evlenmedikleridir.
Başka bir örneği alırsak, istatistikler, Avustralya'da İkizler burcunda doğanların araba kazası geçirme olasılığının diğer burçlara göre daha yüksek olduğunu gösterir. Araba kazası oranlarının bütün burçlar için bire bir eşit olması muhtemel değildir.
Bir diğer olası açıklama, İkizler burcunda doğanların yasada ehliyet almak için şart koşulan yaş sınırına kışın ulaştığı (Avustralya'da Haziran ayı), bu nedenle de zor hava koşullarında araba kullanmaya başladıklarıdır.


DUYGULAR

Duygular, ön yargılardan ve klişelerden kaynaklanır.
Tembel, işe yaramaz, sahtekâr, ihmalkâr, tehlikeli, üçkâğıtçı ve güvenilmez gibi sıfatlar, açıklanan görüşün oldukça duygusal olduğunu derhal ortaya koyar. Açıkladığınız görüşten sıfatları çıkardığınızda dayanağınız kalmaz. Bu yüzden görüş, duygular için yalnızca bir araçtır.
Duygular, düşüncenin mantığına girdiğinde tehlikeli hale gelirler. Eğer duygular şu şekilde ortaya konulursa tehlike yoktur: “Bu konu hakkında böyle hissediyorum”.
Duygular olaylara gösterilen tepki olabilir. Duygular aynı zamanda olayların nasıl algılandığını belirleyebilir.



TAHMİNDE BULUNMA


Bir uçak pilotu hakkında anlatılan bir fıkra vardır. Pilot, motorlardan birisi devreden çıktığında yolculardan özür diler ve bunun New York'a iki saat daha geç varacakları anlamına geldiğini söyler. İkinci motor durduğunda ise, dört saat gecikecekleri şeklinde açıklama yapar. Ve sonunda üçüncü motor da devreden çıkar. Bu noktada yardımcı pilot, pilota yaklaşarak şöyle der: “Son motorun sağlam kalmasını diliyorum. Aksi takdirde bütün gece havada kalacağız!”
Tahminde bulunma, bir gidişatı göz önünde bulundurarak, var olan eğilimin gelecekte de devam edeceğini var saymaktır. Örneğin, çevre bilimciler, küresel ısınma konusundaki uyarılarında her zaman bunu yapmak durumundadırlar. Fakat bazen haklı olabilirler, bazen de yanılabilirler.
Tahminler bâzı gerçekleri barındırabilir ama iddia edildiği gibi gerçekleşmeme olasılığı da vardır.


OLASI VE KESİN

Bu, anlaşmazlıkla ilgili en önemli noktalardan biridir.
Bir şeyi “olasılık” olarak kabul etmeyi isteyebilir, ama onu “kesinlik” olarak görmeye istekli olmayabilirsiniz.
Okuldan ayrılma yaşını yükseltmenin çocuk suçlarında azalma yaratması olasıdır.
Bir ilişkinin sona ermesinden sonra erkekler arasında görülen yüksek intihar oranının, ayrılığın erkekler için kadınlara göre daha beklenmedik bir olay olmasından kaynaklanması olasıdır.
“Yalnızca olası” olanla “kesin” olan arasında geniş bir alternatifler dizisi vardır:
yalnızca olası
olası
mümkün
büyük olasılıkla
kesin
Örneğin:
Çin'in beş yıl içinde egemen ekonomik güç olması mümkündür.
Ayda ya da diğer bir gezegende bir insan kolonisinin kurulması yalnızca bir olasılıktır.
AIDS, büyük olasılıkla Afrika'da ana sorun olacaktır.


Bir Sonra ki Konular;
  • Farklı Bir Görüşe Sahip Olmak mı ? Karşıt Görüşte Olmak mı ?
  • Farklı Görüşte Olmak,
  • Farklılıkları Dile Getirmek,
  • Farklılığı Kabul Etmek

26 Kasım 2008

GÜZEL AKIL NASIL EDİNİLİR ? 1.BÖLÜM

Kasım 26, 2008 1
GÜZEL AKIL NASIL EDİNİLİR ? 1.BÖLÜM
Sevgili arkadaşlar, bir arkadaşımın mail yoluyla göndermiş olduğu bu yazı dizisini sizlerle paylaşmak istiyorum. Benim hoşuma gitti ve umarım ki, siz de beğenirsiniz. Yazı aşağıda da ismi yazdığı üzere Edward De BONO'ya ait olup, Derleyen Halit YILDIRIM'dır.

Türkçesi Zülal KALKANDELEN'e ait olup, Mayıs 2007'de birinci basımı gerçekleşmiştir.


GÜZEL AKIL NEDİR ? (How to have a beautiful mind) - Edward de BONO


Yüzünüzü daha da güzelleştirmek için kozmetikleri kullanabilir, hâttâ plastik cerrahiyi deneyebilirsiniz. Bir erkek kafasına saç ektirebilir. Peki ya aklınız? Güzel bir akla sâhip olmak için herhangi bir çaba gösteriyor musunuz? Sıkıcı bir aklı barındıran muhteşem bir güzellik can sıkıcıdır. Dikkat çekebilirsiniz ama o dikkati asla koruyamazsınız.
Belli bir yüz ve beden biçimiyle doğdunuz. Bu fiziksel özelliklerinizin daha güzel görünmesi için sâdece belli şeyler yapabilirsiniz. Oysa aklınızı güzelleştirmek için yapabileceğiniz çok daha fazla şey var.
Eğer doğal bir güzelliğiniz varsa, sıkıcı bir akla sâhip olup bu güzelliği harcamak bir trajedidir. Pahalı bir araba alıp benzin deposunu doldurmamak gibi bir şeydir bu.
Yaşlandıkça fiziksel güzellik yok olur. Oysa akıl güzelliği yaştan bağımsız olduğu gibi, bilgelik ve deneyimle daha da artabilir.
Aklınızın güzelliği karşılıklı konuşma sırasında anlaşılmalıdır. İnsanlar fiziksel güzelliğinize bakabildikleri gibi, aklınızın güzelliğini de dinleyebilirler. Aklınızı daha güzel bir hale getirmek istiyorsanız getirebilirsiniz. Bu, doğuştan sâhip olunan bir zekâ ya da büyük bir bilgi meselesi değildir. Burada önemli olan, aklınızı nasıl kullandığınızdır. Bu kitabın asıl konusu da budur.

Edward de BONO


AYNI GÖRÜŞTE OLMAK


Güzel bir akla sâhip olmak için, konuştuğunuz kişiyle fikir birliği noktaları aramalısınız. Buysa şaşırtıcı bir şekilde işin en zor yanıdır.
Fikir birliğine ve fikir uyuşmazlığına iki ayrı uç olarak bakabiliriz:
Çok haklısın...
Söylediğin her şeyle hemfikirim...
Seninle tamamen aynı görüşteyim...
Eğer her konuda aynı görüşteyseniz, o zaman ortada tartışma, konuşma ya da görüş alış verişi anlamında fazla bir şey yoktur.
Bunun tam karşıtı durumsa şöyledir:
Evet ama...
Tümüyle karşıyım...
Burada yanlışın var...
Bu kişi söylenen her şeyde bir anlaşmazlık noktası bulan kişidir. Oldukça tartışmacı olan bu kişi, anlaşmazlık aracılığıyla üstünlük sağlamaya çalışmaktadır. Akademik kariyeri olanlar ya da yüksek derecede eğitim almış kişiler sıklıkla bu şekilde davranırlar. Çünkü böyle davranmaları teşvik edilmiştir.
Bu iki aşırı durumun arasında bir yerlerde olmanız gerekir. Her konuda aynı görüşte olmak zorunda değilsiniz. Her konuda farklı düşünmek zorunda da değilsiniz.
Her zaman haklı olmak, dünyadaki en önemli şey olmadığı gibi kesinlikle güzel de değildir.
Tartışma, yarışan egolar arasındaki bir çatışma olmaktan çok, bir konuyu irdeleme amaçlı içten bir girişim olmalıdır.
Birisi hoşlanmadığınız ya da onaylamadığınız bir şey yaptığında, o kişiyi aptal, cahil ya da kötü niyetli diye değerlendirmek kolaydır. Oysa o kişi kendi “mantık dairesi” içinde “mantıklı” davranıyor olabilir. O “mantık dairesi” de, o kişinin algılarından, değerlerinden, ihtiyaçlarından ve deneyimlerinden oluşur. Eğer dairenin içini görmek ve o kişinin “çıkış noktasını” anlamak için gerçekten çaba gösterirseniz, çoğunlukla kişinin tutumunun mantığını da anlarsınız.

ÖZEL DURUMLAR

Birisi anında karşı çıkacağınız bir fikir belirtir. Örneğin: “Kadınlar medyumlara ve fallara erkeklerden daha çok inanırlar”.
İlk tepkiniz bunun doğru olmadığıdır. Geçmişte kadınların kendi yaşamları üzerinde her zaman tam bir kontrolleri yoktu; bu nedenle bir şeylerin olmasını “beklemek” zorundaydılar ve falcılar da olaylar hakkında tahminde bulunuyorlardı. Kadınlar siyasî ya da askeri statü sahibi olamadıklarından tek güç kaynakları gizemli, doğaüstü güçlerdi. Bu yüzden büyücülük ve sihir gibi konulara yoğunlaştılar. Harry Potter kitaplarının başarısını hatırlayalım. Gerçek bir güce sâhip olmayan küçük yaştaki birçok çocuk, büyücülüğün ve sihirli sözlerin gücüne sâhip olma fikrinden hoşlanıyor.
Bütün bunlar, bâzı kadınların erkeklere oranla medyumlara daha fazla ilgi gösterdiğini kabul edebileceğiniz özel durumlardır.
Başka bir konuşmada, birisi başkaları tarafından “ayarlanmış evliliklerin” iyi bir fikir olduğunu söyleyebilir. İlk tepkiniz buna karşı olmaktır, çünkü siz romantizme, aşka ve özgür seçime inanıyorsunuzdur. Ama sonra diğer bâzı durumları düşünürsünüz. Toplumdan izole olmuş bâzı bölgelerde yaşayanların, uygun bir gelin ya da damat adayıyla tanışma şansları çok az olabilir. Akrabalar, ara bulucular ya da çöpçatanlar, potansiyel çiftleri ortaya çıkarmak bakımından daha iyi bir konumda olabilir.
Örneğin: “Yalan söylemek asla kabul edilemez. Bu ahlaki bir prensiptir”.
Bu görüşü paylaşabilir ya da ona karşı çıkabilirsiniz. Felsefeciler, çağlar boyu bu konuyla ilgilenmişler ve bu görüşe karşı olmuşlardır. Bazıları yalan söylemenin her zaman yanlış olduğunu düşünür. Bazıları da “iyilik için” yalan söylenebileceğine inanır. Felsefeciler ise, şu geleneksel abartmayı kullanırlar: “Var sayalım ki bir katil potansiyel bir kurbanı takip ediyor ve size kurbanın ne tarafa gittiğini soruyor. Katile doğru yönü mü yoksa yanlış yönü mü söylemelisiniz?”
Burada birbiriyle çelişen bir değerler dizisi görüyoruz: Ahlaki değerler, pragmatizm (yararcılık), insan hayatının değeri.


GENELLEMELER


Genellemelerle aynı görüşte olmak, genellikle oldukça zordur. Ne yazık ki, mantığımızın alışkanlıkları şu şekilde düşünmemizi gerektirir: Bütün timsahlar kötü niyetli ve saldırgandır; bütün köpekler pistir; hiçbir politikacıya güvenilmez; erkekler mantıklı, kadınlar sezgiseldir.
Son sıralanan görüş, tam da çoğu kişinin karşı çıkabileceği türden bir genellemedir. Ama bunun gibi bir genellemeye karşı olsanız da bâzı koşullarda onunla hemfikir olabilirsiniz. Örneğin: “Kadınlar, gerektiğinde erkekler kadar mantıklı olabilirler, ama aynı zamanda daha sezgisel olmaya eğilimlidirler”.
Ya da: “Kadınların aklı her şeyi daha ince eleme eğilimindedir ve bu akıl, bir noktadan diğerine çabucak geçmek yerine daha fazla etkeni işin içine katar”. Demek ki bu yolla, ortaya konulan genellemeye karşı çıkabilir ama onun bâzı ifadeleriyle aynı görüşte olduğunuzu belirtebilirsiniz.
Gerçek hayatta “hiç” ile “hepsi” arasında çok sayıda alternatif vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir: hiçbiri, birkaç, bâzı, birçok, bir hayli, çoğunluk, genel olarak, tümü.



Bir sonra ki konular -



  • Karşı Görüşte Olmak,


  • Mantık Hatası


  • Yorumlama,


  • Duygular,


  • Tahminde Bulunma,


  • Olası Ve Kesin.

23 Kasım 2008

HANGİ YALNIZLIK

Kasım 23, 2008 0
HANGİ YALNIZLIK

Hangi yalnızlık akşamını anlatsam bilmem ki sana,
Gittiğin günün arkasından kalanları mı,
Yoksa senin olduğun zamanları mı…
Her ikisinde de koyu bir yalnızlık kahvesi içiyordum,
Sen varken bile yalnızlık çekiyordum ben.
Aramadığın her günde çayımı şekersiz içiyor,
Yanına katık aramıyordum.
Boğazımdan geçen her lokmaya hıçkırıklarım karışıyordu.
Nefesim daralıyor, daralıyor, kahroluyordum.
Ağlamaktan şişmiş gözlerimi kapatmak için,
Hep kırmızı renkte makyaj yapıp,
Bu senenin modası böyleymiş diyordum.
Ama yine gözlerimde ki nemi saklamayı beceremiyordum.
Her daim ıslaktı çünkü onlar,
Her akşam senin için ağlıyor, senin için kapanıyor,
Her yeni güne senin için bakıyordu.
Hani insanın yüreğinde bitmek bilmeyen bir umut vardır ya,
İşte ben de o umutla yeniden doğuyordum.
Sırf senin için, seni görebilmek arzusuyla dolarak.
Aradan yıllar, üstünden kaç mevsim geçti diye saymadan…
Bütün yalnızlık şarkılarını senin için dinleyip,
Bütün ayrılık şiirlerini senin için okudum,
Ama sen dönmedin geriye.
Beni terk ettin yalnızlığın kaderine.
O yüzden sevdiğim, hangi yalnızlığımı anlatsam ki sana,
Anlatsam da döksem yüreğimi bilmem ki.
Ama ne fark eder senin için değil mi…
Ben acı çekmişim, sevmişim, ağlamışım boşuna.
Boşuna değil mi bunlara katlanmam, hataydı biliyorum,
Ama ne yapayım ki seni çok seviyorum…

2007
Mehpare ÖĞÜT