Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

25 Şubat 2009

SEVGİ VE DOSTLUK

Şubat 25, 2009 0
SEVGİ VE DOSTLUK

Kavgayı bir yaprağin üzerine yazmak isterdim,
sonbahar gelsin yaprak dökülsün diye.
Öfkeyi bir bulutun üzerine yazmak isterdim,
yağmur yağsın bulut yok olsun diye..
Nefreti karların üzerine yazmak isterdim,
güneş açsın karlar erisin diye..
..ve Dostluğu ve Sevgiyi
yeni doğmuş tüm bebeklerin yüreğine yazmak isterdim
onlarla birlikte büyüsün bütün dünyayı sarsın diye..

Yılmaz GÜNEY

DOSTUMSUN SEN

Şubat 25, 2009 0
DOSTUMSUN SEN
Ellerinde ağladığım dostumsun sen
bir martının telaşında gözlerin
ve ellerin mavinin dogurganlığında
kalbinin sıcaklığında ağladığım
dostumsun sen

şiir okuyorduk beraber anımsıyormusun
ve sonra varlığın varlığıma
sevgili gibi kırlangıçlar uçururdu
telaşlı ve ürkek

bir kenti güzelleştiriyordu şefkatin
ve bizi...
sonra her dokunduğun çocuk
büyüyordu, güzelleşiyordu yeniden

gülün açışı tomurcuğa
hayatın yenilenişi için yeniden
acılarla bezeniyordu yokluğun
hasret mi? özledim desem
ve büyütsem sana doğru tüm imgeleri
sandallarda yelken yapsam gözlerini
uçsam
dokunsam
güzelleşsem
alık yaşamları kırbaçlasam
dokunur musun hasretime?

ellerinde ağladığım dostumsun sen
sımsıkı sarıl hasretime....


Mehmet Şah ERİNCİK
Sevgiylen.net’den alıntıdır.

22 Şubat 2009

TESADÜFLERİ YARATMAK

Şubat 22, 2009 2
TESADÜFLERİ YARATMAK


İstekler / Eksikler / İhtiyaçlar?
Hep sorgulayın kendinizi bu üç kavramla...

Yaşamak bir tesadüf müdür? Yoksa tesadüflerimi yaşamak, yaşamın adı? Tesadüfleri yaratmak mıdır yoksa yaşam? Hepside doğru bence. Dünyaya gelmek bir tesadüf değildir bence. Cahil de olsak, aptal da, eğitilmiş de olsak dünyaya gelmemizin tesadüf olmadığını hepimiz biliriz. Şöyle bir düşünürsek belki istenmedik yanlışlarla dünyaya geldik ama geldik işte hiç bir şey "yoktan var olmaz, var olan şeylerde yok olamaz" bilinciyle yaşadık hep. Fark etsek de fark etmesek de, anlasak da anlamasak ta hep böyle olmuştur yaşamımız.

Doğum, ölüm arası bir dönem yaşam. Hep şuna inanmışımdır; insan yalnız doğar ve yalnız ölür. Doğum ve ölüm arasında kesintiler, olaylar, çokluklar, yalnızlıklar, başlangıçlar, bitişler hep olmuştur. Tesadüfen yaşamak. İnanmıyorum, aslında tesadüfler bir şekilde yaratılmaz mı? İçgüdüsel, yada istediğimiz doğrultusunda yaratmışız tesadüfleri . Bizi en mutlu edende budur yaşamımızda. yarattıklarımızdır . Hiç bir şey tesadüfi olamaz,bazı doğa kanunları hariç .Onlarında nedenleri vardır mutlaka .Sonuçları nedenler hazırlamaz mı?Aslında sürprizler açlıklarımız değil midir? Sürprizler beni şaşırtacağına,hep doyurmuştur. Düşünün ;birine bir şey vermek istiyorsunuz?Bir hediye,çiçek sevgi en önemlisi .Verirken en çok doyan kim?Veren mi,yoksa alan mı?Siz karar verin ..

Aptal değiliz hiçbirimiz,sadece önümüze setler yığılmış , ağır yaşamış bir toplumuz .Törelerimizi, sımsıkı krnep ipleriyle örmüşüz , zor yaşamış da aptallaşmışız çoğu kez .. Hep yasaklar,günahlar ağır basmış yaşamımızda , aslında ne doğru ne yanlış karıştırmışız da, yaşamayı unutmuşuz bu kargaşada .Tesadüfen mi yaşıyoruz?Yoksa nedir bu yaşamın adı?Ben tesadüflerimi hep kendim yarattım da sevdim yaşamı. Kadere boyun eğseydim burada olamazdım .Kader vardır,değiştiremediklerimizdir kaderimiz .Ama,insanoğlu yazgısına müdahale etmeyi bilmelidir ve de, başarı budur diyebiliyorum .Bu da akılla oluyor,duygular da hesaba hep katılmalıdır .Bu iki büyük güç bizi yönetmeli,tek olamaz onun adı bunalım olur,kargaşa olur .Bunalımlar; yaşamımızın bir parçasıdır ama boyun eğmek hiçbirimize yakışmaz ..

Güçlü olabilmek;özgüvende yatan tek şeydir .Güç fiziksellik,yada madde olamaz,beyin gücü ve de yürek gücü ile taşıyabilmektir gücün adı bence. Beyin ve de yürekle anlam kazanır güç birliği ..Kendi içimizde, sınırsız coşkular heyecanlar koyalım ki mutlu yaşayalım .Dışımıza akseden içimizdeki fırtınalardır,sevgiler ve de coşkulardır. Heyecansız,coşkusuz,karamsar bir dünya düşünemiyorum.. Güzellikler yaşanmalıdır bence,yaşamın adı güzelliklerdir ve de tek değildir,çok şeyde gizlidir görebilene, en önemlisi anlayana .Hep şunu yapmanızı tavsiye ediyorum . Sorgulayın kendinizi, ve de ;


1 .Ne istiyorum?
2.Neye ihtiyacım var ?
3.Eksikliklerim nedir?

aldığınız cevaplar mutluluğunuzu eşitler. Lütfen yapalım bunları,kendi içinizde yaşayın doğrularınızı ve de isteklerinizi . Kendi özgüveninizde sağlayın barışı,huzuru önce .Sonrada çevrenizle bütünleşin işte benim mutluluk reçetem hep bu oldu.Tek şey yetmedi bana çok şey doldurdu huzurumu .

İSTEKLERİMİZ,
EKSİKLİKLERİMİZ ,
İHTİYAÇLARIMIZ;

Bu üç temel kavramı yakınlarıma,okurlarıma,öğrencilerime,mesai arkadaşlarıma hep tavsiye ediyorum .Yani birey olmanın,aile olmanın, toplum olmanın gizliliği burada yok mu sizce?Eğitimin temeli de bu diyorum,ve bu üç temel başlık altında yaşayarak tesadüfleri yaratmanın gerçek sonuçlara beni ulaştırdığını hep yazmak istiyorum ve de yaşamanın bu olduğuna inanıyorum ,sizlere de öneriyorum .Denemeden anlayamayız deneyimler bizi yaratmıyor mu en çok da tesadüfler,yaratabildiğimiz tesadüfler yada fedakarlıklarımız Önce kendimiz için yarattığımız tesadüfler ve de fedakarlıklar , sonrada başkaları için yaptıklarımız anlam katmıyor mu yaşamımıza ?


Nesrin ÖZYAYCI
http://www.nesrinozyayci.com

CEBİ OLMAYAN FİSTAN...

Şubat 22, 2009 0
CEBİ OLMAYAN FİSTAN...

Cep dikmeyi unuttukları bir çocuk fistanı gibiyim;
Bu hasret nereme sığacak? ..

Ellerim boşluğa boşluğa gidiyor...
Dünyada basacak yer bulamayan sarhoşun dolaşık ayakları gibi;
karışık parmaklarım üzerimde sığınacak bir kuytu bulamıyor...
Aklım, yangında gevreyip kalmış son dala tüneyen kuş gibi;
Şaşkın! ..

Sorma...
Bilmiyorum; bir gün kaç gündür,
ve kaç günde biter bir gün? ..
Sorma...
Bilmiyorum; gönül mü sevdadadır,
yoksa sevda mı gönüldedir? ..
Sorma...

Bilmiyorum, hasret nerdedir? ..
Orda mı, burda mı? ..
İçinde midir kişinin, dışında mı? ..
Yani onu bıraktığın yerde midir özleyiş, yoksa senin gittiğin yerde mi? ..
Yoksa, "kendini" götürmediğin zaman mı acır mesafeler?..

Üşüyen bir dinamit kadar çaresizim!..
Açsam sana kollarımı, ısınacağım... Ve ısınacak ortalık, ve duyacak cümle âlem kavuştuğumuzu...
Üşüyen bir dinamit kadar korkuyorum;
Donarak ölemeyeceğimden!..

İşte, belki de bunun için, aynalar; koyunun seyrettiği kasap vitrini gibi!..

Şimdi, ben "nereme" sığayım?..
Değil cebi unutulmuş bir fistan, külliyen bir cep olsam; girebilemem,,, dolabilemem,,, sığabilemem bildiğim mekânlara!..

İpinden göndere çekilmiş gibi, bacağından vitrine asılmış gibi, ve bir branda gibi "bütün" olarak...
Sarılacağım sana...
Ama bilmiyorum, sevda mı yanlış bahçede açılmış bir çiçek gibi; yoksa hasret mi uzak yamaçlarda tütüyor?..
Ceplerim mi olması gereken yerlerde değil; yoksa ben mi?..

Şimdi, niye soruyorsun ki bana; on gün kaç gün eder ve kaç günde biter on gün?..
Bilmiyorum!
Bildiğim; ateş karşıdan ısıtır...
Ve yanarım;
Düşersem içine!

Muammer ERKUL