Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

25 Şubat 2009

İÇİNİZDEKİ YAPRAKLAR...

Şubat 25, 2009 1
İÇİNİZDEKİ YAPRAKLAR...
İçinizde yaprak kımıldamaz ya bazen hani.. Hiçbir duygusuz kalmışsınızdır..
Özlemezsiniz kimseyi.. İstemezsiniz hiçbir şeyi.. Sevgi dallarınıza
sular yürümez artık, kurur kalır çıtırtılarla sürgünleri.. Hiçbir cümlenin
başı yoktur ve sonu da; hatta sözcüklerin ilk hecesinde kalır.. Ne fazla,
ne eksiksinizdir, bilemezsiniz, anlayamazsınız...
Bir başka ruhun evinde gibi duyumsarsınız kendinizi, sanki bu
istemsiz konukluğunuzla, kendinizden millerce uzaklaşmışsınızdır...
Silik bir flulukla örtülmüştür geçmişiniz, hatıralarınız;ve bir sis
kaplıdır gözünüzün ufkunda da..
Öründüğünüz kozanızda kalakalmışsınızdır,ne yapacağınızı bir
zamanlar bilmenize ve yapmamanıza rağmen, bu kez ne yapmanız gerektiğini
bile bilemiyorsunuzdur...
Yüreğiniz bir tavan arasıdır, düşleriniz bir yangın bahçesi, umut
martılarınız haykırışsız, elleriniz bir buz pramitine dokunmaktadır sanki,
üşüyemezsiniz bile, üşümeye ya alışmışsınızdır, ya da ısınmak gibi,
üşümeyi de unutmuşsunuzdur çoktan..
Unutmak istersiniz her şeyi, kim olduğunuzu, neler olduğunu ya da
olmadığını,unutarak eksilmek, madem hiç tam olamıyorsanız, sıfırlanmak ..
Bilirsiniz ki aslında; keder, mutsuzluk ve umutsuzluk, ne
kadar,üzerinize bir yaşlı ağaç gibi yığılıp kalsa da, sedefli yeşiliyle ve
turuncu damlalarıyla akıp giden günün gözlerinin taa içine bakıp, hayatı
düşünmek gerekir..
Bir inci avcısı gibi, maviliklerin derinlerine dalıp, istiridyeleri
tek tek arayıp, mutluluk incileri toplamak gerekir yüreğin avuçlarına...
Ve yine bilirsiniz ki, gün batımında, aslında ay doğumunu düşünmek
gerekir karanlıklara inat, ışığa daha çok koşmak gerekir gölgelerde...
Yaşantılarımızı bir kazı yerine çevirmeden, sandukalara saklamadan,
hayatın içinden, duyarak,dinleyerek, anlayarak, hissederek geçmek
gerekir...
Yaşam denizinin derinlerine varmak, suyun yüzeyindeki, çer çöp sap
görüntülerinin arasından, nilüferleri,mavi su güllerini, sedef kabuklarını
bulup, toplamak gerekir; bilirsiniz bunu da..
Ama bazen bilmek de yetmez... Tüm edimleriniz öylesine
ölmüşlüktedir ki, konserve bir yaşamda öylesine sahte bir tazelikle
yorulmuşsunuzdur ki,som olan tüm düşleriniz ve dilekleriniz, öylesine
azarlaştırılmıştır ki,hiçbir bilme ve farkındalık yetmez size...
Acılanmışsınızdır usul usul,bile bile... Sadece durursunuz...
öylece durakalırsınız... ne yapılacakbir şey vardır, ne de yapılmamış bir
şey kalmıştır..
Yaptıklarınızdan mı pişmansınızdır, yapamadıklarınızdan mı?
Yaşamak isteyip de yaşayamadıklarınızın özlemi mi yaşatıyordu sizi,
yoksa yaşayamadıklarınızın girdabında mı tükendiniz?
Erteleyip, biriktirdiğiniz düşlerinizin sancısı mı şu an
kıvrandıran sizi;yoksa hiçbir sancıyı hissedemeyecek kadar geç mi kaldınız
artık..??
En çok unutmaya çalıştıklarınız mı yaşatıyor sizi, en unutulamaz
olanlara olan özlemleriniz mi..??
En özlediğiniz mi, en çok unutmaya çabaladığınız, yoksa o mu en
unutmak istediğiniz..??
Galiba içimizi en çok acıtan, göze alamadıklarımız ve alamadıkça
da, özlemiyle içimizde besleyip büyüttüklerimizdir... Onlar bir an gelir,o
kadar büyürler ki, taşarlar içinizden, bedeninizden, ruhunuzdan, kimsesiz
kalırsınız, kendinizsiz hatta...
Adını koyabildiğiniz hiçbir duyguyu yardımınıza gelmez, duymaz bile
sizi... Sığınaksızsınızdır, kendinize bile...
Iskalanmış yaşam mekanları intikam almaya koyulur sizden... Yaban
kalırsınız, yabancı kalırsınız..
Rüzgarlı bir alev denizini özler gözleriniz, mum alevli... Her titrek aleviyle,hikayesi değişen mum ışıltılı bir denizin, ılık esintilerinin sarhoşluğunda,gömülmek istersiniz evrenin yaşam sularının aynasına... Sular akıp gitse de, denizinizin mum alevleri yerinde kalacaktır, sizin kalacaktır, sizinle kalacaktır, bilirsiniz...
özlersiniz...
istersiniz...
Herşeyi varmış da, hiçbir şeyini kullanmayan o acizliğinizin kınından soyunup, mum alevli sularınıza atlamak, dalmak istersizin, sizi usul usul çağıran,göze alamadıklarınızdan bu kez vazgeçmemek istersiniz...
Yüreğinizin düşler haritasında artık doğru rotada, doğru dağları, nehirleri, şehirleri, ovaları aşarak, yol almak, göze almak zorundasınızdır..
İçinizde büyütüğünüz o çığın altında, bir kez daha kalmak, acılanamayacak kadar bile hissizleşmek istemiyorsanız yeniden -ki belki bir dahaki sefer, bir son şansınız bile olmayacaktır, şimdi bile bu kadar donakalmış, durakalmışlığınızla, içinizde bir daha geri gelmemek üzere giden bir şeylerin kanat seslerinin kulaklarınızdaki sağırlığına mahkum edilmişliğinde kıvranmaktayken- , yarım bırakmayın artık yüreğinizin serüvenlerini, göze alın..
Yağmursuz bir gökkuşağı olmayın..
Ya da papatyasız bir kır..
Ya da kımıltısız kalmasın içinizin yaprakları...



İran'lı bir şair der ki:
"Aşka uçarsan kanatların yanar"
Bunun üzerine Hz.Mevlana şu cevabı verir:
"AŞKA uçmayacaksan kanat neye yarar?..."


Alıntıdır…

SEVGİ VE DOSTLUK

Şubat 25, 2009 0
SEVGİ VE DOSTLUK

Kavgayı bir yaprağin üzerine yazmak isterdim,
sonbahar gelsin yaprak dökülsün diye.
Öfkeyi bir bulutun üzerine yazmak isterdim,
yağmur yağsın bulut yok olsun diye..
Nefreti karların üzerine yazmak isterdim,
güneş açsın karlar erisin diye..
..ve Dostluğu ve Sevgiyi
yeni doğmuş tüm bebeklerin yüreğine yazmak isterdim
onlarla birlikte büyüsün bütün dünyayı sarsın diye..

Yılmaz GÜNEY

DOSTUMSUN SEN

Şubat 25, 2009 0
DOSTUMSUN SEN
Ellerinde ağladığım dostumsun sen
bir martının telaşında gözlerin
ve ellerin mavinin dogurganlığında
kalbinin sıcaklığında ağladığım
dostumsun sen

şiir okuyorduk beraber anımsıyormusun
ve sonra varlığın varlığıma
sevgili gibi kırlangıçlar uçururdu
telaşlı ve ürkek

bir kenti güzelleştiriyordu şefkatin
ve bizi...
sonra her dokunduğun çocuk
büyüyordu, güzelleşiyordu yeniden

gülün açışı tomurcuğa
hayatın yenilenişi için yeniden
acılarla bezeniyordu yokluğun
hasret mi? özledim desem
ve büyütsem sana doğru tüm imgeleri
sandallarda yelken yapsam gözlerini
uçsam
dokunsam
güzelleşsem
alık yaşamları kırbaçlasam
dokunur musun hasretime?

ellerinde ağladığım dostumsun sen
sımsıkı sarıl hasretime....


Mehmet Şah ERİNCİK
Sevgiylen.net’den alıntıdır.

22 Şubat 2009

TESADÜFLERİ YARATMAK

Şubat 22, 2009 2
TESADÜFLERİ YARATMAK


İstekler / Eksikler / İhtiyaçlar?
Hep sorgulayın kendinizi bu üç kavramla...

Yaşamak bir tesadüf müdür? Yoksa tesadüflerimi yaşamak, yaşamın adı? Tesadüfleri yaratmak mıdır yoksa yaşam? Hepside doğru bence. Dünyaya gelmek bir tesadüf değildir bence. Cahil de olsak, aptal da, eğitilmiş de olsak dünyaya gelmemizin tesadüf olmadığını hepimiz biliriz. Şöyle bir düşünürsek belki istenmedik yanlışlarla dünyaya geldik ama geldik işte hiç bir şey "yoktan var olmaz, var olan şeylerde yok olamaz" bilinciyle yaşadık hep. Fark etsek de fark etmesek de, anlasak da anlamasak ta hep böyle olmuştur yaşamımız.

Doğum, ölüm arası bir dönem yaşam. Hep şuna inanmışımdır; insan yalnız doğar ve yalnız ölür. Doğum ve ölüm arasında kesintiler, olaylar, çokluklar, yalnızlıklar, başlangıçlar, bitişler hep olmuştur. Tesadüfen yaşamak. İnanmıyorum, aslında tesadüfler bir şekilde yaratılmaz mı? İçgüdüsel, yada istediğimiz doğrultusunda yaratmışız tesadüfleri . Bizi en mutlu edende budur yaşamımızda. yarattıklarımızdır . Hiç bir şey tesadüfi olamaz,bazı doğa kanunları hariç .Onlarında nedenleri vardır mutlaka .Sonuçları nedenler hazırlamaz mı?Aslında sürprizler açlıklarımız değil midir? Sürprizler beni şaşırtacağına,hep doyurmuştur. Düşünün ;birine bir şey vermek istiyorsunuz?Bir hediye,çiçek sevgi en önemlisi .Verirken en çok doyan kim?Veren mi,yoksa alan mı?Siz karar verin ..

Aptal değiliz hiçbirimiz,sadece önümüze setler yığılmış , ağır yaşamış bir toplumuz .Törelerimizi, sımsıkı krnep ipleriyle örmüşüz , zor yaşamış da aptallaşmışız çoğu kez .. Hep yasaklar,günahlar ağır basmış yaşamımızda , aslında ne doğru ne yanlış karıştırmışız da, yaşamayı unutmuşuz bu kargaşada .Tesadüfen mi yaşıyoruz?Yoksa nedir bu yaşamın adı?Ben tesadüflerimi hep kendim yarattım da sevdim yaşamı. Kadere boyun eğseydim burada olamazdım .Kader vardır,değiştiremediklerimizdir kaderimiz .Ama,insanoğlu yazgısına müdahale etmeyi bilmelidir ve de, başarı budur diyebiliyorum .Bu da akılla oluyor,duygular da hesaba hep katılmalıdır .Bu iki büyük güç bizi yönetmeli,tek olamaz onun adı bunalım olur,kargaşa olur .Bunalımlar; yaşamımızın bir parçasıdır ama boyun eğmek hiçbirimize yakışmaz ..

Güçlü olabilmek;özgüvende yatan tek şeydir .Güç fiziksellik,yada madde olamaz,beyin gücü ve de yürek gücü ile taşıyabilmektir gücün adı bence. Beyin ve de yürekle anlam kazanır güç birliği ..Kendi içimizde, sınırsız coşkular heyecanlar koyalım ki mutlu yaşayalım .Dışımıza akseden içimizdeki fırtınalardır,sevgiler ve de coşkulardır. Heyecansız,coşkusuz,karamsar bir dünya düşünemiyorum.. Güzellikler yaşanmalıdır bence,yaşamın adı güzelliklerdir ve de tek değildir,çok şeyde gizlidir görebilene, en önemlisi anlayana .Hep şunu yapmanızı tavsiye ediyorum . Sorgulayın kendinizi, ve de ;


1 .Ne istiyorum?
2.Neye ihtiyacım var ?
3.Eksikliklerim nedir?

aldığınız cevaplar mutluluğunuzu eşitler. Lütfen yapalım bunları,kendi içinizde yaşayın doğrularınızı ve de isteklerinizi . Kendi özgüveninizde sağlayın barışı,huzuru önce .Sonrada çevrenizle bütünleşin işte benim mutluluk reçetem hep bu oldu.Tek şey yetmedi bana çok şey doldurdu huzurumu .

İSTEKLERİMİZ,
EKSİKLİKLERİMİZ ,
İHTİYAÇLARIMIZ;

Bu üç temel kavramı yakınlarıma,okurlarıma,öğrencilerime,mesai arkadaşlarıma hep tavsiye ediyorum .Yani birey olmanın,aile olmanın, toplum olmanın gizliliği burada yok mu sizce?Eğitimin temeli de bu diyorum,ve bu üç temel başlık altında yaşayarak tesadüfleri yaratmanın gerçek sonuçlara beni ulaştırdığını hep yazmak istiyorum ve de yaşamanın bu olduğuna inanıyorum ,sizlere de öneriyorum .Denemeden anlayamayız deneyimler bizi yaratmıyor mu en çok da tesadüfler,yaratabildiğimiz tesadüfler yada fedakarlıklarımız Önce kendimiz için yarattığımız tesadüfler ve de fedakarlıklar , sonrada başkaları için yaptıklarımız anlam katmıyor mu yaşamımıza ?


Nesrin ÖZYAYCI
http://www.nesrinozyayci.com