Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

20 Haziran 2018

YAŞAMIN UCUNA YOLCULUK

Haziran 20, 2018 0
YAŞAMIN UCUNA YOLCULUK



“Sordukları zaman, bana ne iş yaptığımı, evli olup olmadığımı, kocamın ne iş yaptığını, ana babamın ne olduklarını sordukları zaman, ne gibi koşullarda yaşadığımı, yanıtlarımı nasıl memnunlukla onayladıklarını yüzlerinde okuyorum. Ve hepsine haykırmak istiyorum. Onayladığınız yanıtlar yalnızca bir yüzey. Ne düzenli bir iş, ne iyi bir konut, ne sizin medeni durum dediğiniz durumsuzluk, ne de başarılı bir birey olmak ya da sayılmak benim gerçeğim değil. Bu kolay olgulara, siz bu düzeni böylesine saptadığınız için ben de eriştim. Hem de hiç bir çaba harcamadan. Belki de hiç istediğim gibi çalışmadan. istediğiniz düzeye erişmek o denli kolay ki… Ama insanın gerçek yeteneğini, tüm yaşamını, kanını, aklını, varoluşunu verdiği iç dünyasının olgularının sizler için hiç bir değeri yok ki. bırakıyorsun insan onları kendisiyle birlikte gömsün. Ama hayır, hiç değilse susarak hepsini yüzünüze haykırmak istiyorum. Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla bağdaşan hiç yönüm yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum, hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene iyi değer verdiğiniz için. İçgüdülerimi hiç bir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiç bir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz. Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlenizle. Okullarınızla. İş yerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın, dediniz. Aç kalmayı dendim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olmayacak insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım. Şimdi tek konuğu olduğum bu otelden ayrılırken, hangi otobüs ya da tren istasyonuna, hangi havaalanı ya da hangi limana doğru gideceğimi bilmediğim bu sabahta, iyi, başarılı, düzenli bir insandan başka her şey olduğumu duyuyorum.”

Alıntı
― Tezer ÖZLÜ, Yaşamın Ucuna Yolculuk

08 Haziran 2018

KABUL OLUNAN HAC

Haziran 08, 2018 0
KABUL  OLUNAN HAC



Abdullah bin Mübârek anlatıyor:

Bir sene hacdan sonra rüyâsında gökten inen iki melekten birinin diğerine;

"Bu sene kaç kişi hacca geldi?" dediğini duydu.

Öbür melek; 

"Altı yüz bin kişi." dedi.

"Peki kaç kişinin haccı kabûl edildi?"

O da; "Bunlardan hiç birinin haccı kabûl edilmedi." diye cevap verdi.

Abdullah bin Mübârek buyurdu ki:

Bunu işitince üzerime büyük bir sıkıntı çöktü. Dedim ki:

"Bunca insan, bunca zahmet ve meşakkate katlanıp dünyânın her tarafından hacca geldiler. Çöller aşarak zor şartlarda büyük sıkıntılara  katlandılar. Bütün bu emekler boşa mı gidecek?"
Bunun üzerine o melek; "Şam'da ayakkabı tâmir eden Ali bin Muvaffak adında biri vardır. O, hacca gitmeye niyet etmişti, fakat gidemedi. Lâkin haccı kabûl edildi. Altı yüz bin hacıyı ona bağışladılar da hepsinin haccı kabûl edildi." dedi.

Abdullah bin Mübârek şöyle anlatıyor:

Bunu işitince uykudan uyandım ve; "Gidip o zâtı ziyâret etmeliyim!" dedim. Arkadaşlarımdan ayrılıp, Şam kâfilesine katıldım. Şam'a gidince, o zâtın evini araştırıp buldum. Kapıyı çaldım. Bir kimse kapıya çıktı. Adını sordum. "Ali bin Muvaffak." dedi. İsmimi sordu. "Abdullah bin Mübârek." deyince, feryâd edip kendinden geçti. Ayılınca, gördüğüm rüyâyı kendisine anlattım. Haccının kabûl edildiğini ve kendi haccı ile berâber altı yüz bin kişinin ibâdetinin kabûl edildiğini de haber vererek; 

"Bana nasıl hayırlı bir amel işlediğini anlat." dedim. O da anlattı:

Ben ayakkabı tâmircisiyim. Otuz seneden beri hacca gitmeyi arzu ederdim. Bu işimden, otuz senede üç yüz dirhem gümüş biriktirdim. Bu sene hacca gidecektim. Hanımım hâmileydi. Komşu evden burnuna yemek kokusu gelince; komşudan yemek istememi söyledi. Gidip, onun arzusunu bildirdim. Komşum ağlayarak şöyle dedi: "Ey Ali bin Muvaffak, bizim bu yemeğimiz size helâl değildir. Çünkü üç gündür, çocuklarım bir şey yememişlerdir. Bütün Şam şehrinde hiç bir iş bulamadım. Kimse bana iş vermedi. Ölü bir hayvan gördüm. Zarûret mikdârınca ondan bir parça kesip getirdim. Çocuklara yemek pişiriyorum. Size helâl olmaz."

Bunu duyunca içime bir acı düştü. Hac için biriktirdiğim gümüşleri getirip verdim ve; "Bunu çocuklarına nafaka yap, haccımız bu olsun!" dedim. Abdullah bin Mübârek bunun üzerine; "Allahü teâlâ, doğru rüyâ gösterdi." buyurdu.



22 Mayıs 2018

BİRLİKTE YEMEK

Mayıs 22, 2018 0
BİRLİKTE YEMEK




Mübarek Ramazan ayında olduğumuz şu günlerde Rabbim yaptığımız duaları ve tuttuğumuz oruçları kabul eylesin inşallah. Eee Ramazan ayındayız ve bu ayda hikaye anlatmak, dinlemek, okumak da elbette çok güzel. Ben de sizlere daha önceden okumuş olduğum bir hikayeyi paylaşmak istiyorum. Devamı diğer hikayeler...

*******

Resul-i Ekrem, dostlarıyla birlikte, binek hayvanlarından iner inmez, yüklerini yere koydular, daha sonra bir koyun keserek yemek hazırlamaları için karar aldılar.
Birisi:
- Koyunu ben keserim, dedi.
Diğeri:
- Derisini ben yüzerim,dedi.
Üçüncüsü:
- Etini de ben pişiririm' diye söze katıldı.
Dördüncü:............
Resul-i Ekrem (s.a.s)

- Çölden odunu da, ben toplarım, buyurdu.

Topluluk:
- Ey Allah'ın elçisi, siz zahmet etmeyip sakin bir köşede oturursanız, biz bu işlerin hepsini seve seve yaparız,dediler.
Resul-i Ekrem (s.a.s):
- Evet, yapabileceğinizi biliyorum. Fakat Allah, 'Her hangi bir kulunun, kendi dostları ve arkadaşlarından, özel imtiyazlarla ayrılarak, seçkin bir vaziyette görünmesini sevmez' buyurdu.

Sonra çöle doğru gitti ve çölden çalı çırpı toplayıp getirdi.

15 Mayıs 2018

HOŞGELDİN YA ŞEHR-İ RAMAZAN

Mayıs 15, 2018 0
HOŞGELDİN YA ŞEHR-İ RAMAZAN


Bir ramazan ayını daha karşılıyoruz… Sabır, merhamet, hoşgörü, açın halinden anlama, birlik-beraberlik, vatan-millet, dini, dünyevi … vs bütün duyguları içinde barındıran bu kutsal ayımızda Yüce Rabbim, bizleri bu ayın hürmetine merhametiyle, hoşgörüsüyle ve tartışılmaz büyüklüğü ile ruhlarımıza yaysın, edilen dualarda buluşturup dualarımızı kabul edilenlerden eylesin inşallah.  

Ve diyorum ki;
Mübarek Ramazan ayı, eski günlerde ki değil elbette. Çünkü değişti her bir şeyimiz. Eskisi gibi ne komşuluk, ne akrabalık, ne de küçük büyük ilişkilerimiz kaldı. Dost elinden mahrum, düşman sözüne maruz kaldık. Hatırlıyorum da,  sizinde “ahh ahhhh “ dediğinizi duyacağımız “nerede o eski ramazanlar” sözü kulaktan kulağa yayılacak yine. Eski tatların kalmadığı, eski tadımızın kalmadığı, çoğunluğumuzun mutluluğu kaçırdığı bir dönemde, ne mutlu olabiliyor, ne de yaşadığımız zamandan keyif alabiliyoruz.  Ahh ahh nerede o eski ramazanlar. Artık söyleyebiliyorum bu sözü çünkü benim de yaşım erişti çoktan. Eskiden komşuluk dediğimiz ilişkilerimiz vardı. Sende yok olanı sana yaratan, en dar anında akrabandan önce yardımına koşan. Kimisiyle öyleydik ki sanki aynı ana babadan olma, gecesi gündüzü bir, aynı kaptan yemeğini paylaşan. Acısı acım dediğimiz, sevincine ortak olduğumuz, ölüsünde dertlendiğimiz, düğününde oynadığımız. Çocuğumuzu gözümüz arkada kalmadan teslim edebildiğimiz… Güzel insanlar vardı bir zamanlar, güzellikleri doya doya paylaştığımız. On basamak yukarıda, bir bina ötede, bazen yan yana, bazen de arka mahallede.  Güzel insanlar, güzel zamanlar, geçmiş yıllar var ardımızda kalan. Ve şimdilerde sadece bizden önceki büyüklerimizin özlemle anlattığı o razamanlar….
Rabbim bizleri bir Ramazan ayına daha erdirdi. Diliyorum ki bu ayda, ülkemiz adına, dünya adına, kısacası insanlık adına güzel şeyler olsun ve mutfağımız bereketli,  ağzımızın tadı yerinde, hoşgörü içerisinde idrak edip geçireceğimiz ve ardından şeker tadında bir bayrama erişmeyi nasip eylesin bizlere…

“Oruçlunun uykusu ibadettir. Susması tesbihtir, amelleri misliyle kabul edilir, duası makbuldür, günahı affedilir” buyuruyor Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz.

Herkese Hayırlı Ramazanlar Dileğiyle,
Mehpare ÖĞÜT ŞENGÜL