Ne kadar da
mutluymuşuz meğerse.. Küçükken, anne babamız bizimleyken, oyuncaklarımızla
oynarken, bir odanın içine kurulmuş sobanın etrafında ısınırken. Sabahları
kızarmış ekmek kokusunu içimize çekerken. Buğulanan pencerelere kalpler
çizerken. Kar yağdığı için delice sevinip kardan adam yapma telaşı içine
girerken. Konu komşu kapı önlerinde oturup çekirdek çitlerken, gelen geçen
herkese selam verirken, yaz geldiğinde memlekete gideceğiz diye...
YAŞAM ÜZERİNE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YAŞAM ÜZERİNE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
05 Aralık 2019
20 Haziran 2018
“Sordukları zaman, bana ne iş
yaptığımı, evli olup olmadığımı, kocamın ne iş yaptığını, ana babamın ne
olduklarını sordukları zaman, ne gibi koşullarda yaşadığımı, yanıtlarımı nasıl
memnunlukla onayladıklarını yüzlerinde okuyorum. Ve hepsine haykırmak istiyorum.
Onayladığınız yanıtlar yalnızca bir yüzey. Ne düzenli bir iş, ne iyi bir konut,
ne sizin medeni durum dediğiniz durumsuzluk, ne de başarılı bir birey olmak ya
da sayılmak benim gerçeğim...
03 Nisan 2018
Kanayan yerlerimiz var,
Sarılmayı bekleyen yaralar
İç çeken gönüller, ağlayan gözler var…
Gidip de gelmeyenler
İmkânsızı isteyenler
Sevilmeyi bekleyenler
Özlemeyi bilenler
Yalnızlığında yitip gidenler…
Ah’lara karışmış vedalar
Keşke’lere dönmüş sevdalar
Belki de, belki de her şeyden çok uzakta yaşayanlar.
Bir ihtimal daha olsaydı diyenler…
Ve bu dünyada ne işim vardı diye soranlar…
Sorarım size!
Hangimizin...
28 Temmuz 2017
Bir gün sormuşlar ermişlerden birine:
-Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar
arasında ne fark vardır? -Bakın göstereyim, demiş, ermiş:
Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak
onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde
sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da 'derviş kaşıkları' denilen bir metre
boyunda kaşıklar. Ermiş sofradakilere,
"Bu kaşıkların ucundan tutup öyle
yiyeceksiniz."...
30 Haziran 2017
Dağlık bir bölgede bilge
çırağıyla yürürken, oğlan ayağını taşa çarpar ve can acısıyla “Ah!” diye
bağırır.
Dağdan, ‘Ah!’ diye bir ses gelir
ve bu sesi duyan çocuk hayret eder. Merakla:
“Sen kimsin?” diye bağırır ama
aldığı tek yanıt; ‘Sen kimsin?’ olur.
Çocuk bu yanıta kızar ve:
“Sen bir korkaksın!” diye
bağırır.
Dağdan aldığı yanıt, ‘Sen bir
korkaksın!’ olur.
Ustasına bakar ve:
“Ne oluyor?” diye sorar.
“Oğlum dikkat et,”...
04 Nisan 2017
O bayram bana ayakkabı
almaya karar verdiler.
Hazır ayakkabı satan mağaza yoktu şehirde. Tek ayakkabı yapan
dükkanında ayakkabıcı çıplak ayağımı bir kartonun üzerine
koydu, iyice
basmamı
söyledikten sonra ağzındaki kurşun kalemi eline alıp ayağımın
çevresini çizdi.
O ayağımın çizildiği karton benim ayakkabı numaramdı.
Günlerce yeni ayakkabılarımın hayalini kurdum. Babamın
anlattığına
göre ayakkabılarım siyah ve bağcıklı olacaktı.
Kapının her...
29 Eylül 2013
Her şeyi
düzeltebilirmişiz gibi geliyor değil mi? Bütün küslükleri bir gün bitirebilir,
bütün gönülleri şak diye alabilir, bütün ertelenmiş dostlukları bir gün
''hadi'' deyip gerçekleştirebiliriz sanıyoruz değil mi? Nasılsa daha zaman var.
Nasılsa daha bir ömür yaşayacağız. Nasılsa dünya küçük...
Nasılsa bir yerde
karşılaşırız. Oluru varsa tesadüfler yaratır zaten öyle değil mi? Nedir ki
acelemiz? Derken...
Ölüm giriverir
araya. Bütün planları...
22 Eylül 2013
Sabahın erken saatleri…Gün henüz
ağarıyor…Hoş bir loşluk kaplamış her yeri…Sessizce yatağımdan kalktım…Ev içi
adımlarıma dikkat ederek balkona çıktım…Balkonumuz camla kaplı…Pencereyi açtım
ve derin derin soludum havayı…Dışarıda in cin top oynuyor, kimseler yok…Oradan
oraya uçuşan kuşların cıvıltısından başka herhangi bir ses de
duyulmuyor…Binalar taş yığını gibi…İnsanlar uykuda…Bahçe dingin…Çiçekler
arasında olmak istedim birden…Onları okşamak,...
20 Eylül 2013
Jack Kerouac &Allen Ginsberg by Siegfried Woldhek iddialara
göre bu liste, Allen Ginsberg’in, ikonlaşan şiiri “Howl”ı yazmadan bir sene
önce, North Beach’te kaldığı otel odasının duvarında yazılıymış. Ginsberg, ismini Kerouac’tan aldığı “Howl ve Diğer
Şiirler”in ithafında Kerouac’ın etkisini
itiraf etmiş.
Charles Eames’in dediği gibi:
“Herkes kendisinden önce gelip
kendisini etkileyen kişileri itiraf edecek kadar...