Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

12 Kasım 2010

GÖNLÜM

Kasım 12, 2010 0
GÖNLÜM


Kalemimin ucunda nicedir bekleyen kelimeler ve
ardından yetişecek cümlelerim var benimde.
Ne zamandır hasret kaldığım unutmaya yüz tutmuş hayallerim,
Sevgiye dair, sevgiliye ait sözlerim,
Ve ne zaman geçmeye kalksam sevginin yolundan
Ve zikretsem adını;
Bıçak gibi kesen cümleler karşılıyor kapıda…

Ne zamandır suskunum; oysa sessiz çığlıklar var yüreğimde.
Ve kim bilir ne zamandır konuşmadık seninle,
Düşmediğim kadar aciz ve aciz olacak kadar sevmiştim bir kere,
Zamana yenik düşürdüğüm sevdam da olmuştu geçmişte.
Şimdi otur ve dinle;
Anlatacaklarım var sana,
Ve ne zamandır söylemek isteyip de söyleyemediklerim.
Sus ve dinle,
Şimdi konuşma sırası bende…

Sen gelir gibi yapıp da,
Perdenin ardında yüzünü saklayan küçük bir çocuk gibi,
Bazen ağlayıp bazen de gülen yüzünle,
Çıkıyorsun karşıma ve
Ben ne zaman elimi uzatsam sana,
Sen uzatır gibi yapıp da ben tutmaya kalktığımda,
Kandırıyorsun eskisi gibi..
Ve takıp tüm hayallerimi peşin sıra,
Yine yalnızlığımla koyuyorsun beni baş başa…

Sen aşk, gelir gibi yapıp da kaybolma ortalıklardan
Sen mutluluk, yoluma engeller koyma bir daha..
Ve sen hayat, bir kez daha ağlatma beni gidenlerin arkasından…
Ve sen kalbim,,,
Seveceksen eğer seni seveni sev,
Korkma yarınlardan,
Korkma aşka bulaşmaktan
Hak edeni sev, hak etmeyeni gönder.
Yaşam sadece anlık değildir unutma
Yaşam sevmesini bilene gül bahçesinde ömür tüketmek gibi,
Yaşam sevmesini bilen yüreklerde açan nadide bir çiçek gibi,
Ve yaşam aşk, mutluluk olduktan sonra yaşamaya değerdir unutma…
Şimdi git ve seni seven yüreğe karşılığını ver..
Göreceksin ki gönlünde baharlar yeniden açacak
Göreceksin ki güneş bir kez daha doğacak
Ve göreceksin bu sefer aşk kapında soluksuz olacak…


MEHPARE ÖĞÜT
2010


....

Kasım 12, 2010 0
....

SENİ SEVDİM

Kasım 12, 2010 0
SENİ SEVDİM

Seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim
"Uyandım bir sabah" gibi değil, öyle değil
Nasıl yürür özsu dal uçlarına
Ve günışığı sislerden düşsel ovalara

Susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim
Mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü
Yitik ceren arayı arayı anasını buldu
Adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek
Soludum, üfledim,yaprak pırpırlandı Ağustos dindi
Seni sevdim, sevgilerim senden geçerek bütünlendi

Seni sevdim, küçük yuvarlak adamlar
Ve onların yoğun boyunlu kadınları
Düz gitmeden önce ülkeyi bir baştan bir başa
Yalana yaslanmış bir çeşit erk kurulmadan önce
Köprüler ve yollar tahviller senetler hükmünde
Dışa açılmadan önce içe açılmadan önce kapanmadan önce
Nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka nelerimiz
Senet senet satılmadan önce
Şirketler vakıflar ocaklar kutsal kılınıp
Tanrı parsellenip kapatılmadan önce
Seni sevdim. Artık tek mümkünüm sensin


Gülten AKIN





ANDRE BRETON 'DAN AFORİZMALAR

Kasım 12, 2010 0
ANDRE BRETON 'DAN AFORİZMALAR


* Düşüncede saplantı, ayrıntının ortaya çıkmasını sağlayan bir ayrıştırıcıdır. Kimyadaki ayrıştırıcılardan tek farkı ise, ayrıntıya yapışık olarak yaşamasıdır. Oysa bir kadına saplanmak, ‘saplantının’ kendisini görmezden gelme çabası içinde istemeden uygarlaşmaktır. Saplantı, bu açıdan bakıldığında, düşünsel bir cesarettir. Hastalıklı bir kadın, nasıl bir türlü sevdiği erkeği bırakamıyorsa, saplantılı düşünce de olguların temelindeki ayrıntı noktayı öyle kavrayıp, ona sıkı sıkıya bağlı kalarak sıradışı sonuçlar üretir. Saplantı ve önyargı, birbirlerini tamamlayan ve haz prensibi doğrusunca yaşayan iki düşünme tekniğidir.

* Eskiden büyük sözler edebilmek için çok kitap okumak gerekiyordu şimdi ise çok aşık olmak. Bu aşk, ne kadar gerçekleştirememişse kendini, büyük sözler de o derece inandırıcı olacaktır. Görünümler dünyasının görüntüler dünyasına olan üstünlüğüne benzer biçimde, inandırıcı olmak da inanca karşı yadsınmaz bir üstünlük taşır.

* Pierre Reverdy imgenin katıksız zihnin yaratımı olduğunu söylüyor. Bugün bunun tersini yaşıyoruz. Zihnin imgeler tarafından yaratıldığı bu dönemde yabancılaşmanın yerine ancak parçalanmadan söz edebiliriz. Her parça, anın zihnini taşıyor. İmgelem, sürekli doğurarak kendini kaybettiren bir yoğunluk olarak var. Artık şiiri yazan şair değil, şairi yazan şiirin ta kendisi.

* Yitirilmiş olanla yok edilmiş olan arasında derin bir uçurum vardır. Birincisi uygarlığın nedenidir, ikincisi nedensizliğin nedeni.



ANDRE BRETON (SÜRREALİSMUS)


KARANLIĞA İNAT TAZE BİR GÜN GİBİ

Kasım 12, 2010 0
KARANLIĞA İNAT TAZE BİR GÜN GİBİ


Seninle dolu rüyanın en güzel yerinde, tam ortasındanbölünüp erken uyandığım bir gece yarısı, karanlığa inat tazebir gün gibi ışıklar içinde, rengarenk çiçek yağmurlarıyla geldiğindeÖpeceğim yanağından

Ayışığı inmişken denize ve şavkı vururken duvarlaraHiç olmadığım kadar sevdalı, hiç olmadığım kadar şair ve özlem yüklüGözlerine bakar gibi, uzak gemilerin solgun ışıklarını seyrediyorum


Gözlerin var senin çağla yeşiliGözlerin var senin çimen yeşili, yosun yeşiliGözlerin var iki iri üzüm tanesi ve gözlerin dünyaya açılan iki minik pencere

Ayışığı inmişken denize ve şavkı vururken duvarlarayıldızları topluyorum avuçlarımdaYıldızlar ki hiçbiri benzemez diğerineYıldızlar ki parlak ve sıcak, onca yıldız içinde biri var ki ışıklar içinde tıpkı senBöyle kıpırtısızken deniz; içimde volkanlar, içimde yangınlarVe özlemin, ve sevdandır tepeden tırnağa kuşandığım

Unutulmaz bir aşk şarkısının nakaratı gibi keder ve umutsuzluktan uzaksevda üzerine ve seni yazarken kalemimYüreğimde yeniden ekilen sevda çiçekleri tomurcuğa duruyorVe sen karanlığa inat taze bir gün gibi ışıklar içinde giderkenÖpmelisin yanağımdan



Atila IŞIK
animasyon ferd

AŞK'LA DÜŞÜNMEK...

Kasım 12, 2010 0
AŞK'LA DÜŞÜNMEK...


 
Sizi bir düşünceye aşkla bağlayabilecek gerçeklerin neler olabileceğini hiç düşündünüz mü?

Aşk'tan bahsettiğimizde hep iki kişinin birlikte olması gerçeğini algılarız. Birbirleriyle aynı tutkuları paylaşan ve ahenk içerisinde hareket eden iki kişi. Aynı iki farklı sesin bir orkestra içerisinde birbirine karışması ve güzelleşmesi gibi.

İşte bir düşünceyi aşkla istemek de buna benzer. Artık tüm duygularınız bir başkasına aşık olduğunuz anlardaki frekansı yakalamış demektir. Aşık olduğunuzda hisleriniz vücudunuza ve hareketlerinize hakim olmaya başlar. Artık davranışlarınızı kontrol eden aşkın o muhteşem tutkusudur. Bir düşünceyi aşkın doğallığındaki gibi harekete geçirebilmeniz içinde öncelikle kendinize izin vermeniz gerekir. Sonra içinizdeki o tutku sizi hedefinize doğru hızla çekecektir.

Psikolok Alfred Adler; "Bir fikrin beni kullanmasına minnettarım demişti". Evet bir fikre aşkla bağlandığınızda o size yolunuzu gösterecektir. Artık bu noktadan sonra ne o düşünceye yön vermeye ihtiyacınız kalmıştır, ne de başarmak için hırsla mücadele etmeye. Çünkü artık siz her sabah aynı saate kurduğunuz alarmınız çalmadan önce uyanmış olacaksınız.

Hedefinizin peşinde aşkla hareket etmeye başladığınızda, kendinizi aynı oniki yaşındayken yaz tatiline çıktığınız ilk anlardaki kadar mutlu hissedeceksin. Buna siz bile şaşırabilirsin. Neler oldu size böyle. Daha bir gün önce herşey ağır ve çekilmezken, şimdi sizi çocuksu bir tutkuyla harekete geçiren gerçek nedir? Nasıl böylesine bir tutkuyla doldunuz? Dışarıda hava mı değişti? Yoksa güneş bir kaç saat önce mi doğdu? Elbette hayır. Değişen sadece okulun son günündeki o sabırsızca bekleyişden biraz sonra kurtulup ; beklediğiniz o güzel yaz tatiline çıkacak olmanızdır.


Oysaki ikisi arasındaki fark sadece dakikalardır.



Yazan: Bob Prodector
Derleme/Çeviri: Cüneyt Yiğitsoy


11 Kasım 2010

BELKİLERLE, KEŞKELERLE...

Kasım 11, 2010 0
BELKİLERLE, KEŞKELERLE...

Hayatımıza girenler çıkanlar,
Limanda bekleyen yolcular,
Tren garı, otobüs terminali
Hep veda etmeler, kendine iyi bak demeler
Birkaç damla gözyaşı, son bakışmalar, son öpüşler…

Giden gider ardından sadece bakılır..
Kim bilirlerle, keşkelerle,
Belki bir gün döner umuduyla yaşanır...

Gelmeyecek birini beklersin hep,
Gözün yollardadır...
Hiç aklına gelmez bile,
Çıkıp giderken söyledikleri..
Günler günleri, yıllar yılları kovalarken,
Sen hala aynı yerdesindir.
Bir bakmışsın ömür geçmiş,
Bir bakmışsın hayat bitmiş..

Giden gider ardından sadece bakılır..
Kim bilirlerle, keşkelerle,
Belki bir gün döner umuduyla yaşanır...

Öyle bir geçer ki zaman,
Saçında aklar, gözünde yaşlar,
Yanarsın, yanarken anlarsın.
Boşuna geçirdiğin yıllara ağlarsın..
Belkilerle, keşkelerle geçirdiğin
Boşa giden ömrüne yanarsın…


Mehpare ÖĞÜT
2010


10 Kasım 2010

NE BEN ZÜLEYHA, NE DE SEN YUSUF’SUN…

Kasım 10, 2010 0
NE BEN ZÜLEYHA, NE DE SEN YUSUF’SUN…

Züleyha değilim !.
Ne onun kadar zengin ne de onun kadar güçlü..
Ama en az Züleyha kadar sevebilirim.
Sen de bir Yusuf değilsin neticede,
Ama Yusuf kadar güzelsin gözümde…
Yusuf’un elleri diyordu Züleyha
Bense gözlerin..
Gözlerine baktıkça senin esirin…
Züleyha’nın gülümsemesi vardı
Benim ise sana yazılmış sözlerim,
Sana baktıkça eriyen yüreğim.
Ve sen ki aldın aklımı başımdan
Yedi cihan devirdim sanki ardından,
Öyle ki çöllere düşseydim yalın ayak,
İnan yakmazdı sıcaklık,
Yüreğimi yaktığı kadar…

Ve Züleyha kalbine baktığında [1]
Yusuf’u nasıl ve neden sevdiğini merak etti.
Perdeler kalktı kalbinin üstünden. Işık.

Ve ben seni sordum neden ve nasıl sevdiğimi kendime.
Cevabı basitti aslında.
Gönül seni seçmişti bir kere,
Hacet yoktu başka söze…

Züleyha’yı kıskanmış mıydım bilmiyorum,
Ama O kavuşmuştu sonunda Yusuf’una
Ve haklı olarak seviyordu ya
Ben de haklıydım aslında,
Ama ben kavuşur muydum bilmiyorum sana…

Ne ben Züleyha idim ne de sen Yusuf,
Olabilir miydik bilmiyorum,
İsterdim ki en az onlar kadar sevebilen
Ve onlar kadar yürekli,
Bu sevda yazılsaydı bir gün
İkimizin üstüne,
Birbirlerini çok sevdiler diye
Dilden dile dolaşıp da,
Tarih olsaydık seninle…



Mehpare ÖĞÜT
 2010




[1] Anlatım, Nazan BEKİROĞLU'nun kitabından alıntıdır...

....

Kasım 10, 2010 0
....

Elmacık kemiklerinde gezinirken bir dağ lalesi,
incecik bıyıklarının
üzerinden geçerken bir demet kiraz çiçeği,
gül yağıyla ovalarken
sakalını bir sümbül çelengi.
siyah,simsiyah saçlarının gecesine düşerken
Yusuf'un elleri, bir nar çiçeği
Bir nar çiçeğini ezebilir mi benim Yusuf'um
Yusuf'un elleri yoksa ben de yokum


(NAZAN BEKİROĞLU'NUN ANLATIMIYLA)

08 Kasım 2010

YAŞAMAK

Kasım 08, 2010 0
YAŞAMAK


Yaşamak hayatı yarın ölecekmiş gibi
Paylaşmak bir lokma ekmeği,
Vermek hak edene yüreğindeki sevgiyi,
Sevebilmek sevilmesen bile
Hoş görmek karşındakini…

Yaşamak her şeye rağmen,
Ayakta kalabilmek, direnmek.
Kafa tutup dünyanın gidişine
Ben buradayım diyebilmek.

Korkmamak cesur olabilmek kararlarında
Adım atarken sağlam basmak yürüdüğün yollara
Düşünmek gülerken ve ağlamak severken
Varsın canın sağ olsun diyebilmek giden birine…

Durup düşünmek başına gelenlere,
Vardır bunda da bir hikmet diyebilmek kaderine
Ki yalnız değilsindir çoktur senin gibi,
Önemli olan inanmaktır hayata, teferruattır gerisi…

Bazen de sabretmektir sevgi,
Seni hak edeni bulmaktır yürüdüğün yolda.
Belki bir tesadüf anında ya da kısmetinde varsa,
Aşık olmaktır karşına çıkana…

Zaman öğretir insan olana her şeyi
Bazen acı bazen tatlı da olsa..
Ders almak gerekir çoğu zaman da
Pişmanlıklar yaşamamak adına…

Velhasıl yaşamak güzel şeydir
Yaşamayı bilene.
Yaşamak bir ağaç gibi hür ve asilce
Yaşamak yarın ölecekmiş gibi,
Bugünden alarak nasibini,
Hoş geldin demektir her yeni güne….


Mehpare ÖĞÜT
2010