Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

18 Kasım 2008

" PİS ÇAPKIN "

Kasım 18, 2008 0
" PİS ÇAPKIN "
"Kimi sevdiysem arkasına bile bakmadan gitti... Ve gidiyor... “ diyor şair Ömer BUGAY “Pis Çapkın” adlı yeni şiirinde. Evet giden gidiyor ardında bıraktığını hiç umursamadan. Kalana beklemek, sabretmek ve eğer başarabilirse unutmak düşüyor.

Aşk, baharda tomurcukların açması gibi , güneşli bir günde yağan yağmurun ardından çıkan gökkuşağı gibi , kalplerimize inceden inceye süzülen belki de en güzel duygudur ilk başlarda. İlk başlarda diyorum çünkü aşk, zamanla yerini sevgiye ve saygıya bırakır. Aşk, kabul etsek de etmesek de gelip geçici bir duygudur ve tıpkı bir çiğ damlası kadar kısa sürelidir.

Ve şair Ömer BUGAY şöyle devam ediyor “Çok kadınım oldu ama ben bir elin parmağını geçmeyecek kadar kadını sevdim... Kimi sevmediysem deli divane oldu bana... Kimi sevdiysem arkasına bile bakmadan gitti... Ve gidiyor... Ne acı ki hepsinin ağzında aynı kelime...”

Demek ki insanoğlu kendini bildi bileli, aşkı arıyor yüreğinde, benliğinde. Köşe – bucak onu arıyor. Baktığı gördüğü her yerde, her kişide ruhunu tamamlayacak kişiye ulaşmak adına, belki şairin de dediği gibi bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar kişiyle birlikte olsa da, aslında O kendini seveni değil, kendisinin sevdiğini bulma arayışlarında.

Aslında hepimiz de öyle değil miyiz. Hepimiz de sevdiğimiz insanlara ulaşmak adına, hayatımıza ortak ettiğimiz insanları bırakıp gitmiyor muyuz uzaklara. Sevdiğimizi ararken bizi sevenlere de ihanet ediyoruz oysa. Ama hepsi de aşk, sevgi, sevilmek uğruna….

Şimdi gelelim Şair Ömer BUGAY’ın yeni şiirine. Ben oldukça başarılı buldum ve beğendim bu şiiri. Eminim ki sizler de beğeneceksiniz. Ve bu arada eğer şair hakkında daha ayrıntılı bilgi almak isterseniz aşağıdaki linkten kendi web sitesine ulaşabilirsiniz…



PİS ÇAPKIN !!!

Bir kez olsun çıkmaya dursun kötüye adın

Açık denizlerde
O liman senin bu liman senin gezen
Yanaştığı her rıhtımda birden fazla sevgili edinip
Bir daha asla o rıhtıma uğramayan
Serseri ve gamsız tayfalar gibi anılırsın

Bir kez olsun çıkmaya dursun kötüye adın

Köşe başlarında
Tiner çeken çocukların
Torbacıların
Bir hiç uğruna can almaya hevesli adamların
Cirit attığı sokaklar gibi anılırsın

Bir kez olsun çıkmaya dursun kötüye adın

Yeni aldığı oyuncaklarını
Vermek şöyle dursun
Uzaktan gösterip
Daha bebe yaşında kardeşine
Eziyet eden veletler gibi anılırsın

Bir kez olun çıkmaya dursun kötüye adın

Takarlar bileklerine
İftiraların kelepçelerini
Gık bile diyemeden
Mahkemeye çıkarılırsın
Tek celsede basıp kıçına tekmeyi
Tıkarlar seni yalnızlık hapishanesine
Yıllar sonra çıktığında
Gerçek anlamda kimselerin yanına yaklaşamaz olursun
Suçsuz yere de girmiş olsan içeri
Adi suçlulardan beter anılırsın

Bir kez olsun çıkmaya dursun kötüye adın

Sırf zevk olsun diye alınıp
Daha sonra nankör olduğuna kanaat getirilen
Kediler gibi
Ansızın sahibince çöpe atılırsın
Eşindiğin çöpte
Eskisi gibi


Arkadaş
Bulurum sanırsan çok yanılırsın
Bembeyazken simsiyah olmuş tüylerinle
Artık yalnızca bir tek şey düşünmeli
Bir tek şeye
Hayatta kalmaya
Konsantre olmalısın
Yoksa gerçekten sıyırır
Elinde direksiyon yokuş yukarı yürürken
Hem konuşan
Hem gülen
Hem de ağlayan
Deliler gibi anılırsın

Ömer BUGAY

Web:
http://www.omerbugay.com

16 Kasım 2008

YİNE SOBELENDİM…

Kasım 16, 2008 3
YİNE SOBELENDİM…

http://www.mikrotem.blogspot.com sahibi arkadaşım tarafından sobelenmiş bulunmaktayım. Sorular hoşuma gitti ve büyük bir keyif ve samimiyetle cevap vermeye çalıştım. Kendisine teşekkür ediyorum ve ben de aşağıdaki arkadaşlarımı sobeliyorum. Hadi bakalım sıra siz de ! Cevaplarınızı bekliyoruz…


1-Yaşam Felsefeniz ?

Dünü unut, bugüne bak, yarının için umut et…

2-İnsan ?

Mucizevi

3-Hayatta Olmazsa Olmaz Dediğin 3 Şey ?

Ailem, Sağlık ve Aşk

4-Mutluluk Size Neyi İfade Ediyor ?

Mutluluk, küçük şeylerden keyif alabilmektir.

5-Yalana Karşı Verdiğiniz Tepki Ne Olur ?

Pembe yalanları hangimiz söylemiyoruz. Ancak gerçekten gerçek bir yalan varsa eğer o zaman karşımdaki insandan hemen soğurum. Asla şans vermem. İçimde ona karşı ilk hissettiğim duygular asla eskisi gibi olmaz. Mesafe koyarım ve bu mesafe zamanla artar.

6-Gözler ?

Türkan ŞORAY

7-Güzellik ?

Gelip geçicidir.

8-Sevgi ve Aşkın Tanımı ?

Sevgi, sevdiğinle varolmaktır, onunla yaşlanmaktır. Aşk ise, havada uçan ve sonra patlayan bir balondan farksız bir olaydır.

9-Hangi Tür Müzik ve Neden ?

Nostaljik müzikleri daha çok dinlemeyi seviyorum. Çünkü günümüz müzikleri kulağıma zarar veriyor. Bunun yanı sıra dinlendirici olduğunu düşündüğüm new age, tsm, klasik ve hafif müzik dinliyorum.

10-Değiştirme Şansınız Olsaydı Değiştirmeyi İstediğiniz 3 Şey ?

Sağlık , Ekonomik ve Kültürel Sorunları

11-Dostluk ?

Herkesi dost olarak kabul edemem. Dostum olacak kişiyi özenle seçerim. Sayıları az ama özü sözü bir olan ancak benim dostum olabilir. Gerçek dost kara günde belli olur. Kötü günümde yanımda olmayan insanın, iyi günümde yeri yoktur…

12-Bilgisayar ?

İnternet ve Bloğum

13-Sizi İfade Ettiğini Düşündüğünüz Bir Resmi Yayınlar mısınız ?

Benim sobelediğim arkadaşlarım ...

Sizlere kolay gelsin arkadaşlar. Yanıtlarınızı büyük bir merakla bekliyor olacağım.

Tüm dostlarıma ve bloğumu ziyarete gelenlere teşekkürler ediyor, sevgiler yolluyorum.

Herşey gönlünüzce olsun...


13 Kasım 2008

AYLARDAN EKİM’Dİ VE SEN ÇOKTAN GİTMİŞTİN

Kasım 13, 2008 1
AYLARDAN EKİM’Dİ VE SEN ÇOKTAN GİTMİŞTİN

Bir gidiş böyle mi olmalıydı sesiz ve derinden, bir elveda bile demeden
Adını bile hatırlamadığım uzak yollara veda ederken,
Böylesine çaresiz ve böylesine öksüz kalmak mıydı bu yüreğin cezası,
Gözlerinin içine bile bakmaya cüret edemezken…

Yalvarmak mıydı sevginin en büyük günahı, terk edilmek sonrası yaşanan,
Ve gururundan ödün vermek miydi sevgiyi haklı kılan,
Görmese de gözlerin katlanacağı ve yüreğin dayanacağı bir cezamıydı,
Adına ayrılık dediğimiz sevdanın kardeşi…

Ve bir Ekim sabahıydı dönüşü olmayan gidişinin verdiği haber,
Yankılanıyordu adeta kulaklarımda, inceden inceye sızlamalar başlamıştı yüreğimde,
Daha yeniydi haber, şaşkındı yürek, acemiydi terk edilmeye,
Ve aylardan Ekim’di sen çoktan gitmiştin bu yürekten…

Mehpare ÖĞÜT

TERKEDİLMEK ACISI...

Kasım 13, 2008 0
TERKEDİLMEK ACISI...

Bahçe kapısından çıkarken ona alaycı bir bakış fırlatmıştı ki, tanımayanlar sanki aralarında yıllardır devam ede gelen bir nefret olduğunu düşünürdü. Halbuki, daha iki gün öncesine kadar sarmaş dolaş, el ele kol kola dolaşanlar onlar değildi. Bir insan bu kadar kısa sürede değişip, böylesine nefret dolabilir miydi acaba ? Sanırım bu sorunun cevabını hiçbir zaman bilemeyecekti. Onunla olabilmek için neleri feda etmemişti ki. Her şeyden ve herkesden önce ailesini terk etmişti. Sonra da en sevdiği arkadaşlarını. Bir zamanlar çevresinde ne kadar çok seveni, arayıp soranı vardı. Oysa şimdi bir telefon sesine bile hasret kalmıştı. Kim için…Günlerce düşünüp durmuştu ama terk edilmesine bir neden bulamamıştı bir türlü. Aldatmış mıydı hayır, yalan mı söylemişti hayır, o zaman neydi. Acaba onu ihmal mi ettim diye düşündüğü bir sırada, günlerdir çalmasını beklediği telefonunun sesi evin içinde yankılanır olmuştu. Biraz endişe, biraz korku ve en çok da meraklanarak açtı telefonunu. Karşıda ki ses ağlıyordu.

-“Alo” dedi.
-“Kimsiniz” ?
-Benim aşkım, ben Derya. Seni çok özledim. Ne olur beni affet. Seni görmek istiyorum…

Donup kalmıştı öylece. Günlerdir onu düşünerekten kahrolmuştu. Ancak içinde bir şeylerin öldüğünü, ona karşı eski duygularının yok olduğunu anlamıştı. Artık onun için sıradan bir insandan farksızdı. Gurur mu yapıyordu terk edildiği için, hayır bu gurur değildi. Eğer bir insan gerçekten seviyorsa ve onun için her şeyi ve herkesi terk edebiliyorsa eğer, gururdan bahsetmek yersizdi. Sadece içinde ona karşı beslediği tüm duygular yerini başka duygulara terk etmişti. Günlerdir onsuz yaşamaya alışmıştı, bundan sonra da yaşayabilirdi. Eskiden hep sevdiğimden ayrılsam yaşayamam asla diyen o değilmiş gibi, yaşıyordu işte. Yaşanıyormuş demek.
Tüm düşüncelerinden sıyrılarak, telefonda ki sese geri döndü. Ağlıyordu, yalvarıyordu. Eğer yanı başında olsa ayaklarına bile kapanabilirdi.
Artık ona karşı hiçbir şey hissetmiyordu. Bir zamanlar deli gibi sevdiğinden şimdi ölesiye nefret ediyordu. Gözünde bir pul kadar bile değeri kalmamıştı. Dönüşü olmayan bir yoldaydı ikisi de ve o yol sadece tek kişilikti.
Söyleyeceği kelimeleri kafasında kurarak, yan yana düzgün cümleler kurmaya çalışarak yüreğindeki nefretle onu en derinden vurmak istiyordu. Günlerce çektiği acı onun sevgisini yok etmişti. Telefonun ahizesini daha sıkı kavrayarak;

-Derya’mı, ben böyle birini tanımıyorum. Kimsiniz, neden beni rahatsız ediyorsunuz.

Kadın ağlayan sesiyle, “Ben Derya, nasıl olur da tanımıyorum diyebilirsin !”

-Bayan canımı sıkıyorsunuz, insan tanımadığı birini tanıyormuş gibi davranabilir mi ?

-“Hafızanımı kaybettin aşkım. Daha düne kadar biz seninle birbirine aşık iki deli sevgiliydik. Sen bensiz, ben sensiz yapamazdık, nasıl unutursun”.

-Bakın bayan ben hayatımda bir tane Derya tanıdım O’da beni hiçbir şey söylemeden terk edip gitti. Onu bu kadar sevmeme rağmen beni yalnız bıraktı, O güzel biriydi, akıllıydı, bana tapardı, beni severdi yani en azından ben sevdiğini düşünmüştüm. Ama tüm bunlara rağmen O yalancı biriydi, yalancı bir dilberdi, bir yılan gibi beni sokan. Zehirini yüreğime akıtıp giden. Şimdi lütfen beni daha fazla rahatsız edip de, acımı deşmeyin. Ve bir daha beni aramayın, yolda görseniz dahi yabancı biri gibi davranın. Çünkü ben öyle yapacağım.
Umarım ki bir gün siz de, terk edilmek acısını tatmak zorunda kalmazsınız. Eğer kalırsanız beni hatırlayın ve şunu asla unutmayın. Zaman her şeyi unutturur, bir tek terk edenleri unutturmaz. O kalbinizin bir yerinde derinliklerinde mutlaka ama mutlaka yaşayacaktır…

Mehpare ÖĞÜT

2007