Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

26 Nisan 2009

ADIN ÖLÜM

Nisan 26, 2009 2
ADIN ÖLÜM
Seviyor muyum yaşamayı ya da yaşam seviyor mudur beni bilmiyorum.
Bazen dalıp dalıp uzaklara gitmek istiyorum.
Hayali de olsa bir yolculuktan diğerine geçmek.
Sonra ya hiç beklemediğim bir gün gidersem diyorum,
İşte o zaman başlıyor uyuyan korkularım.
Ölüm daha çok erken bana uğrama diyorum.
Daha ne gördüm ki hayattan,
Neyi doğruca tattım,
Neden zevk aldım ki,
Daha yapacak çok işim var sonra gel diyorum.
En iyisi mi sen gelme ben çağırayım;
Müsait olduğumda kendimi hazır hissettiğimde.
Eş-dostla helalleşip hasret giderdiğimde..
Ölüm daha çok erken bana uğrama diyorum.
Yine de gelirim diyorsan,
Boynum kıldan ince sen bilirsin;
Başka da bir şey demiyorum…

Mehpare ÖĞÜT
2009

25 Nisan 2009

CAHİLİN SEVGİSİ

Nisan 25, 2009 0
CAHİLİN SEVGİSİ

Doganin padisahtan kaçip un eleyen kocakarinin evine gitmesi, bilgisizligindendir. O kadincagiz,
Çocuklarina tutmaç pisirmeye savasirken o cinsi güzel, Kendisi hos dogani görünce,tutup ayacigini
Bagladi, kanadini kesip güdük bir hale getirdi, tirnagini kesti, yesin diye de önüne saman koydu.”Ehil
Olmayanlar sana iyi bakamamislar, kanadin haddini asmis, tirnagin da uzamis. Na ehil kisiler seni hasta
Ederler. Ananin yanina gel ki sana iyi baksin!” Dedi. Arkadas, cahilin sevgisini de böyle bil. Cahil yolda
Daima çarpik, daima yampiri gider.
Padisahin günü,dogani aramakla geçti, nihayet o kocakarinin çadirina yöneldi. Ansizin orada dogani, toz
Duman içinde gördü. Ona bakip aglamaya basladi. Dedi ki: Her ne kadar, bize dosdogru vefakarlikta
Bulunmadigin için bu hal sana layikti. Çünkü cehennem ehliyle cennet ehlinin müsavi olmadigindan gaflet
Ederek cennetten kaçtin, cehennemde karar ettin. Halinden haberdar olan padisahtan sersemce bu
Kokusuk kocakarinin evine kaçagin layigi budur”

Dogan kanadini padisahin eline sürmekte, hal diliyle Ben günah ettim”; Ey kerem sahibi, sen iyilerden
Baskasini kabul etmezsen kötü nereye varsin da halini arz edip aglasin? Padisah, her kötüyü iyi ettiginden
Onun lütfü cana bu cüreti vermekte, bu cinayetleri yaptirmaktadir” demekteydi.
Yürü çirkin islerde bulunma ki bizim iyiliklerimiz bile o güzel sevgilimizin huzurunda çirkin görünmektedir.
Hal bu ki sen ettigin hizmeti ona layik sandin da cürüm bayragini onun için yücelttin. Sana onu anmaya,
Onu çagirmaya izin verdiler de o yüzden günlüne gurur düstü. Kendini Tanri ile konusur gördün. Halbuki
Niceler vardir ki bu süphe yüzünden ondan ayri düser. Gerçi padisah seninle beraber yerde oturur ama
Sen kendini tani, haddini bil de daha iyi daha edepli otur!
Dogan dedi ki: padisahim, pismanim, tövbe ettim, yeniden Müslüman oldum. Sarhos ederek aslani bile
Tutacak derecede kuvvet ve cüret sahibi ettigin kisi sarhosluk yüzünden yolunu sapitirsa özrünü kabul et.
Tirnagimi kestilerse de sen beni kabul eder, benden yüz çevirmezsen ben, günesin bile perçemini
Koparirim. Kanadim gittiyse de beni oksarsan, bana iltifat edersen felek bile benim oyunuma karsi mat
Olur. Bana kuvvet kemerini bagislarsan dagi yerinden koparirim, bana kudret kalemini verirsen bayraklari
Yikar, ordulari kirarim. Nihayet benim cüssem, bir sivrisinekten de asagi degil ya... Ben de Nemrut
Mülkünü kanadimla vurur, tarumar ederim. Tut ki zayiflikta Ebabilim, tut ki düsmanlarimin her biri bir fildir.
Bir findik kadar, fakat yakici kursun atarim, kursunum, yüzlerce mancinik derecesinde tesir eder.
Tasim nohut kadarsa da savasta ne bas birakir,ne migfer! Musa, savasi bir tek sopasiyla gitti ama o
Sopayla Firavunu da, kiliçlarini da kirdi geçirdi. Her peygamber, o kapiyi yalnizca dögmüs, bütün dünyaya
Tek basina saldirmistir. Nuh, ondan kiliç isteyince Tufan dalgasi, Tanri kudretiyle kiliç kesilmistir. Ey
Ahmet, yeryüzünün askeri kim oluyor ki? Aya bak,ayin bile alnini yar! Bu suretle yildizlarin yomlu,
Yomsuz olduguna inanan bi,haberler, bu devrin senin devrin oldugunu,kamerin devri olmadigini anlasinlar.
Bu devir, senin devrindir. Çünkü Kelim olan Musa bile daima senin zamanini arzuladi. Musa, senin
Devrinin parlakligini, o devirdeki tecelli sabahinin zuhurunu gördü de;Yarabbi, o ne rahmet devri... O devir,
Rahmetten de ileri ... O devirde rüyet var. Musa' ni denizlere daldir da Ahmet'in devrinde izhar et'' dedi.
Tanri dedi ki :Sana o devri onun için gösterdim, o halvetin yolunu onun için açtim”
Ey Kelm, sen o devirden uzaksin; ayagini çek, çünkü bu iklim uzundur. Ben kerem sahibiyim. Tamaha
Düsüp aglasin diye mahluka ekmek gösteririm. Ana, çocuk uyansin da gidasini istesin diye çocugun
Burnunu ovar. Çünkü çocugun, açligindan haberi olmaz, uyuyakalir. Fakat süt muhabbeti, ananin iki
Memesini de agritmaya baslar.
Ben gizli rahmet olan bir hazineydim, hidayete erismis bir ümmet gönderdim.” Can ve gönülle diledigim
Bütün keremleri sana Tanri gönderdi de sen onlara tamah ettin. Ahmet, ümmetleryarab” desinler diye
Dünyada nice put kirdi. Ahmet'in çalismasi olmasaydi sen de atalarin gibi puta tapardin.
Ahmet'in ümmetler üzerindeki hakkini bil, basin puta secde etmekten, bunu bilesin diye kurtuldu.
Söylersen bu puta tapmadan kurtulmanin sükrünü söyle de Tanri, seni batin putundan da kurtarsin. O,
Nasil, basini putlardan kurtardiysa sende o kuvvetle gönlünü kurtar. Dini babadan bedava bir miras olarak
Buldun da onun için basini sükretmeden çevirdi. Miras yedi. Mal kadrini ne bilsin?
Rüstem can verdi, Zal bedava seref kazandi! Ben, birisini aglatirsam rahmetim cosar; aglayip tasanda
Nimetime erisir. Birisine bir seyi vermek istemezsen o istegi göstermem. Fakat gönlünü kapattin mi artik
Açmam. Rahmetim, o aglamalara baglidir. Kul agladi mi rahmet denizi, kabarmaya,dalgalanmaya baslar.
Dogan diye, dönüp tekrar padisaha gelen dogana derler. Yolunu kaybeden kör dogandir. Bir dogan,
Yolunu kaybetti, bir viraneye düstü, Baykuslarin arasida kaldi. O riza nurundandi, bastanbasa nurdu; fakat
Kaza ve kader çavusu, gözünü kör etti; Gözüne toprak saçti, onu yoldan sapitti, viranede baykuslar
Arasina ugratti.
Padisahtan ayri düsmesi söyle dursun, baykuslar arasina ugratti. Padisahtan ayri düsmesi söyle dursun,
Baykuslar, basina vurmaga, güzelim kanatlarini yolmaya basladilar. Baykuslar arasina Kendinize gelin;
Dogan yerinizi, yurdunuzu almaya geldi” diye bir velveledir düstü. Mahalle köpekleri gibi hepsi de kizgin,
Korkunç bir halde garip doganin basina üsüsüp hirkasini çekistirmeye basladilar.
Dogan,Ben baykuslara layik miyim?” Baykuslara bunun gibi yüzlerce virane bagisladim. Ben burada
Kalmak istemem, padisaha dönmek isterim. Tasalanip kendinize kiymayin. Ben burada durmam vatanima
Giderim. Bu harabe, sizin gözünüze hos bir yer görünüyor, bana degil. Benim naz ettigim yer, padisahin
Koludur” diyordu.
Baykus isedogan sizi evinizden, barkinizdan etmek için hileye sapiyor. Hile ile bizi yurdumuzdan ayirmak,
Yuvamizdan etmek niyetinde. Bu hileci tokluk gösteriyor ama Tanri hakki için bütün harislerden beterdir.
Hirsindan balçigi pekmez gibi yer. Ayiya kuyrugunuzu kaptirmayin. Bizim gibi saf kisileri yoldan çikarmak
İçin padisahtan, padisahin elinden dem vurmakta.
Bir kuscagiz, hiç padisahla düsüp kalkar mi? Bir parçacik akliniz varsa dinlemeyin bu sözü, O, padisahin
Cinsinden mi, vezirin cinsinden mi? Hiç sarimsakla badem helvasi yenir mi? Padisah, adamlariyla beni
Ariyor demesi de hilesinden, fendinden. Bu, kabul edilmeyecek bir malihulya. Bu, olmayacak bir laf,
Ahmak aldatmak için kurulmus bir tuzak! Kim buna inanirsa ahmakligindan inanir .
Zayif bir kuscagizin padisahla ne münasebeti olabilir? En asagi bir baykus , onun beynine vursa ona
Padisahtan yardimci gelecek ha! Hani, nerede?” Demekteydi. Dogan dedi ki:benim bir tüyüm bile kopsa
Padisah, baykus yuvasinin kökünü kazir. Baykus kim oluyor ki? Bir dogan bile beni incitir, gönlümü kirar,
Bana cefa ederse,
Padisah; her yokusta her iniste dogan baslarindan harmanlar yapar, tepeler yüceltir. Benim bekçim, onun
İnayetleridir. Nereye varirsam padisah arkamdadir. Hayalim, padisahin gönlündedir. O, bensiz duramaz.
Padisah beni uçurunca onun ziyasi gibi gönül yücelerinde uçarim. Ay gibi günes gibi uçup gök perdelerini
Asarim.
Akillarin aydinligi, benim fikrimden; göklerin halk edilmesi, benim yüzümdendir. Öyle bir doganim ki
Hüma bile bana hayran olur. Baykus kim oluyor ki sirimi bilsin. Padisah, benim kurtulmam için zindani
Açti, Yüz binlerce mahpusu azadetti. Bir zamancagiz beni baykuslara hemdem etti de benim yüzümden
Baykuslari doganlastirdi. Ne mutlu o dogana ki uçusuma uyar, talihi yar olur da sirrimi anlar. Bana yapisin
Da dogan olun, baykussaniz bile doganlasin! Böyle bir padisaha sevgili olan nereye düserse, düssün, nasil
Olur da garip olur.?
Padisah kimin derdine derman olursa o, ney gibi feryat eder, sessiz sedasiz kalmaz. Ben mülk sahibiyim,
Baskasinin sofrasina oturup yemegimi yemiyorum. Padisah, uzaktan benim davulumu döven Ircii” sesidir.
Benimle davaya girisenlerin ragmine sahidim, Tanridir.
Padisahin cinsinden degilim, hasa bunu iddia etmiyorum. Fakat onun tecellisiyle, onun nuruna sahibim.
Cins olus, sade sekil ve zat bakimindan degildir. Su, nebatta topragin cinsinden sayilir. Rüzgar, atesi
Yaktigi, yanmasina yardim ettigi için rüzgarin cinsi demektir. Nihayet sarap,tabiata nese verdiginden onun
Cinsidir. Cinsimiz, padisah cinsinden olmadigi için varligimiz onun varligina büründü, yok oldu.
Varligimiz kalmayinca da tek olarak onun varligi kaldi. Ben onun atinin ayagi önünde toz gibiyim, toz gibi!
Can da, canin nisaneleri de toprak oldu. Toprakta onun ayak izi var.” Bu izi bulmak için ayagi altinda toprak ol ki basi dik kisilerin taci olasin. Sizi seklimin aldatmamasi için sözümü dinlemeden sarabimi için,
Mezemi yiyin. Nice kisiler var ki suret, onlarin yolarini kesti. Surette kastettiler, Allah'a çattilar.
Bu can da, bedenle birlesmistir ya. Fakat hiç can bedene benzer mi? Göz nuru iç yagiyla es olmustur,
Gönül nuru bir katre kanda gizli. Nese cigerin kizilindandir, gam karasinda, akil bir mum gibi beynim
İçinde. Bu alakadar keyfiyetsiz bir tarzdadir. Akillar, bu keyfiyetsizligi bilmede acizdir. Külli can, cüzi cana
Alakalandi; can ondan bir inci alip boynuna koydu. Meryem nasil gönüller alan Mesih'e gebe kaldiysa can
Da onun gibi koynuna aldigi o inciden gebe kaldi.
Fakat o Mesih, kuru ve yas üstünde, yeryüzünde seyahat eden Mesih degildir. O,Mesih'in sani
Seyahatten yücedir. Can, canlar canindan gebe kaldi ya. Iste cihan, böyle candan gebe kalir. Cihan da
Baska bir cihan dogurur. Bu mahser de baska bir mahser gösterir. Kiyamete kadar söylesem, saysam bu
Kiyameti anlatamam.
Bu, sözler, mana bakimindanyarab” nidasina benzer. Harfler, bir tatli dudaklinin nefesini avlamaga
Tuzaktir. Kulun Yarab” sözüne Tanrinin Lebbeyk” cevabi geldikten sonra, nasil olur dayarab” demekte
Kusur eder? Fakat bulebbeyk” öyle bir Lebbeyk” tir ki onu isitemezsin ama bastan asagiya kadar bütün
Vücudunla tadabilirsin.

MEVLANA
Mesnevi 1.Cilt

23 Nisan 2009

İSYANIM SENİN AŞKINADIR !

Nisan 23, 2009 0
İSYANIM SENİN AŞKINADIR !
Kızgınlıklarım var. Kırgınlıklarım. Yüreğimi kaplayan öfkelerim…
Yalnızlığımla baş başayken bile sızlanışlarım, ağlayışlarım hükmeder tüm gecelere… Görmediğim uzak diyarlardan bir haber beklercesine, bir umut var yüreğimde, tam şuramda duran, sıcacık, kor gibi yakan.
Bir gün kapımı çalacak ve ben geldim diyecek beklediklerim var hayalimde canlandırdığım. Her gün hafifleyeceğine daha bir ağırlaşan bedenim. Yaşın ağırlığından mıdır yoksa çektiğim acılardan mıdır bir türlü adını koyamadığım.
Gözler var arada bir hatırıma düşen. Her gelişinde koca koca yaşlar döktüren…
Kimi zaman da sözler var ki, unutulmayan, unutulmak istenmeyen. Yüreği delip de geçen, gecenin karanlığını bölen, yıldızları patlatan, güneşi söndüren sözler ki, beni benden eden….
Şimdi hayalimdeki kentlerden birinde, gecenin bir yarısında, bir pencerenin altında, ılık bir bahar akşamının verdiği huzurla seni düşünme vakti olsaydı keşke…
Düşüne düşüne sabaha eriştiğim ama içimi kaplayan ümitle…
Sanki sen yanımdaymışçasına, beni hiç bırakmamışçasına, sevgiyle sarılan kollarının arasında, sımsıcak bakan gözlerine bakabilseydim keşke…
Ölmek bile daha kolaydır bunca karmaşık duyguların arasında yaşamaktan.
Verdiğin bir nefes sonra gerisi boş.
Oysa seni sensiz yaşamak ne kadar zor, bir bilsen…
Doğmayan güneşlere, geçmek bilmeyen gecelere inat, yatağıma her yattığımda ilk aklıma gelen sen oluyorsan şayet, ne zor seni sensiz yaşamak…
Bazen düşünürüm de hayatın anlamsızlığını, çaresizliğimden olsa gerek tüm isyanlarım ve anlarım ki ondandır yüreğimde ki tüm öfkeler. Aslında kendime değil sanadır bütün serzenişlerim, bütün ağıtlarım. Ne geceye, ne güneşedir isyanım…
İsyanım kendime değil sana duyduğum ve bir türlü yüreğimden koparıp atamadığım aşkınadır…


Mehpare ÖĞÜT
2009

ORPHEUS İLE EURYDİKE

Nisan 23, 2009 0
ORPHEUS İLE EURYDİKE

İlk musikiciler tanrılardı. Athena, kendisi çalgı çalmazdı ama, flütün yaratıcıydı. Hermes de ıyra'yi yaratmış, apollon'a vermişti.apollon bu çalgıdan öyle güzel, öyle etkili ezgiler çıkarırdı ki olympus'lular kendilerinden geçerlerdi. Hermes kavalı saklamıştı kendine, o da sırası geldi miydi küçücük çalgıdan çoşturucu sesler çıkarmasının becerirdi. Pan da, ağzına sazdan kavalını yerleştirince dinleyenler baharda bülbül şakıyor sanırlardı. Musalarin sesleri ise dillere destandı.

Bu ilk musikicileri, çalgıda neredeyse tanrılarla boy ölçüşecek ölümlüler izledi. İşte o ölümlülerden belki de en önemlisi orphedus'du. Annesi musalardan kalliope, babası da bir thrakia prensi çıkabilirdi. Çalma,, söyleme gücünün siniri yoktu. Hiç kimse, hiç birşey karşı koyamazdı ona.

Thrakia dağlarının durgun ormanlarında
Çalgısının peşinden sürüklüyor orpheus
Bütün o ağaçları, yırtıcı hayvanları

Canlı cansız ne varsa arkasından giderdi orpheus'un. Tepelerdeki ağaçları bile yerlerinden oynatabilirdi orpheus, ırmakların akışını bile değiştirebilirdi.

Orpheus, eurydike ile evlenmeden önce ünlü argonautlar seferine katılmıştı. Panus'un önderliğinde yapılan bu seferde denizciler arasında ne zaman bir kavga bas gösterse orpheus çalgısını çalmış, gergin sinirleri yatıştırmıştır. Kürek çekenler ne zaman yorulmuşsa, yine orpheus yetişmiştir imdada. Onun çalgısından çıkan ezgiler, bitkin denizcileri ansızın güçlendirmiştir. Arkadaşlarını sirenleden kurtaranda orpheus'dur. Sirenlerin büyülü seslerini duyan denizciler, seslerin geldiği kayalıklara doğru kürek çekmeye başlamışlardı. Orpheus ıyra'sının kaptığı gibi o büyülü sesleri bastıran ezgiler çıkardı. Argo gemisi tehlikeli bölgeden çıkıncaya kadar da çalgısını çalmayı sürdürdü. Orpheus gemide olmasaydı, argonotların kemikleri sirenlerin adasında kalacaktı.

Orpheus'un eurydike'yi ilk ne zaman, nerede gördüğü bilinmiyor, ama ünlü çalgıcının sevgilisinin gönlünü kazanmak için çalgısını "konuşturduğu" sanılıyor; zaten hangi kız karşı koyabilirdi o çalgıya?

İki genç birbirlerini sevdiler, sonunda da evlendiler. Sevinçleri çok, ama çok kısa sürdü. Düğünden sonra gelin, arkadaşlarıyla birlikte giderken otların arasından ok gibi fırlayan bir yılan onu sokuverdi. Zavallı eurydike oracıkta öldü. Dayanılmaz bir acı kapladı orpheus'un her yanını; ölüler ülkesine gidip sevgilisini geri almaya karar verdi. Kendi kendine söyle dedi.

Kandırırım
Demeter'in kızını şarkılarımla,
Ölüler tanrısını kandırırım,
Büyülerim ikisinin de yüreğini,
Alır sevgilimi, hades'ten kaçırırım

Kimsenin sevdiği insan için yapamayacağını o yaptı. Yeraltına inip çalgısının tellerine dokundu. Köpek kerberos kendinden geçti: ıksion çarkı ansızın duruverdi; sisyphos, kayasının üstüne çıkıp oturdu; tantalos susuzluğunu unuttu. Erinyslerin gözleri yaslarla doldu. Hades'in tanrısıyla tanrıçası çalgının büyüsüne kaptırdılar kendilerini.

Cesaretinin ve çalgı çalmadaki ustalığının karşılığını gördü orpheus. Yeraltı tanrısı, eurydike'yi çağırıp ona geri verdi. Bir şartı vardı ama: orpheus önden, eurydike de onun arkasından yürüyecekti. Yeryüzüne çıkıncaya kadar, orpheus arkasına dönüp sevgilisine bir kerecik olsun bakmayacaktı.

İki sevgili yola koyuldular. Hades'in koca kapılarından geçip yeryüzüne çıkan yolu tırmanmaya başladılar. Orpheus, arkasından eurydike'nin gelmekte olduğunu biliyordu; biliyordu ama , içi içini yiyordu. Dönüp bakmak, kendi gözleriyle görüp emin olmak istiyordu. Böylece yürüdüler yürüdüler, karanlıkları geride bırakıp aydınlığa doğru yol aldılar. Orpheus gün ışığına çıkar çıkmaz dönüp ardına baktı. Biraz acele etmişti ama, eurydike daha mağaranın içindeydi. Belli belirsiz karisinin yüzünü gördü. Onu yakalamak için kollarını uzattı, tutamadı.

Bu ne orpheus, bu ne?
Bu ne çılgınlık böyle, seni de yok eden, zavallı beni de?
İşte gene geri çağırır beni zalim kader,
Uyku kapatır kararan gözlerimi,
Dört yanımı saran gece götürür beni, elveda!
Giderim iste uzata uzata ellerimi sana
Artık senin olmayan güçsüz ellerimi

Dedi eurydike. Eurydike, hades'e dönmüştü.

Orpheus, yeraltına inmek istedi yine, ama tanrılar bırakmadılar. Bir ölümlü ikinci kere girebilir miydi ölüler ülkesine? Orpheus, thrakia'nın yabani ıssızlığına döndü. Orada ağaçlarla, dallara, çiçeklere çalgısını çaldı. Durmak, dinlenmek nedir bilmedi, çılgınlar gibi çaldı çaldı söyledi....sonunda maenadlara rastladı. Maenadlar, talihsiz çalgıcıyı paramparça edip kafasını hebros ırmağına attılar. Hebros, kafayı deniz, ta lesbos kıyılarına kadar götürdü. Orada musalar buldular, alıp adanın tapınağına gömdüler. Sonra orpheus'un kaburga kemiklerini topladılar. Onları da olympos dağının eteklerinde bir mezara koydular. O günden beri olympos dağı eteklerinde bülbüllerin şakıması daha bir tatlı, daha bir hüzünlüdür.

Mit'e göre orpheus'un başı hep bağırdı " eurydike, eurydike, eurydike " diye karısının adını....

./ elimi uzattığımda bırakma olur