Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

17 Ocak 2011

SOL YANIM ACIYOR !...

Ocak 17, 2011
SOL YANIM ACIYOR !...

Sol yanım acıyor bu akşam !
Şiddetini ölçemediğim ve artçı sarsıntılarla devam edegelen bir ayrılık arifesinde gönlüm…
Artık ne kaybetmekten korktuğum bir sevdam ve ne de adını hatırlayamamaktan muzdarip olacağım bir sevdiğim var…

Hayat ne garip aslında. Yaşamak istediğin birçok şey oluyor ve ne gariptir ki istediğin zaman yaşayamıyorsun bunları da..Yaşamak istediğinde ise ya çok erken oluyor ya da çoktan geç kalmış. Gerçi hoş ikisinde de bir şey fark etmiyor aslında; yaşayamadıktan sonra…Bazen yüreğimde kelebeklerin uçuştuğunu hissettiğim zamanlar oluyor ve biliyorum ki kelebeklerin ömrü çok kısa olur; bu yüzden midir bilinmez ama benim de gönlümde ki hisler bir kelebek ömrünce sürüyor. Bazen de umutsuzluk yolculuğuna çıkıp yalnızlığımı daha çok sevesim ve ona daha bir sıkı sıkı sarılasım geliyor ve diyorum ki kendime; böylesi daha iyi. Ne seni üzecek biri var hayatında, ne de üzüleceğin bir sevdan başında. Biraz rahatlar gibi olsa da içim ya sonrası diyorum ! Sonrası mağlum işte. Yine başladığım yerdeyim; değişen bir şey yok. Her şey eskisi gibi yerli yerinde… Kalbimi kontrol ediyorum o da yerinde. Demek ki kaybım yok bu depremde. Sarsıntılar ara ara yoklasa da göz yaşlarımla beni onlarda sona erecek nasılsa bir müddet sonra. Ve ben yine eskisi gibi kozasından henüz çıkmaya hazırlanan bir kelebek misali başka umutların peşine düşmek için doğacağım yeniden… Belki yine yara alacağım, terk edileceğim, ağlayacağım ama hiçbir vakit sevginin karşısında yenilmeyeceğim…

Ve sen anlamadın ya beni artık önemi yok hiçbir şeyin…Şimdi benim için sen de herkes gibisin. Ne senden öncesi ve ne de senden sonrası diye bir şey olmayacak hayatımda. Ne gözlerin, ne ellerin ve ne de adın kalacak senden yadigar. Hepsini unuttum bak, hatırlamıyorum sana ait hiçbir şeyi. Sen diye biri var mıydı bilmiyorum inan. Şaşırdın değil mi, beklemiyordun oysa benden böyle bir şeyi. Senin için yas tutacağımı düşünmüştün belki de. Beklediğin gibi olmadı biliyorum ama sen beni tanımıyorsun daha. Benim ne kadar güçlü olduğumu bilmiyorsun. Ben senin gibi kaç sevdadan döndüm yarı yoldan. Senin ki ise bir kıvılcımdı gelip geçti işte öylesine. Yakmadı bile inan yüreğimi. Yaksaydı duramazdım böyle. Bu kadar rahat olamazdım, böylesine şeyler söyleyemezdim ardından. Yollarımız ayrılıyor artık, buraya kadarmış. Dünya küçük belki günün birinde bir yerde karşılaşırsak seninle, gözlerinden tanıyacağım seni. Çünkü bir tek gözlerini sevmiştim, bir tek onlara inanmıştım ben… Sana baktıkça kendimi görüyordum onlarda. Sıcaktı, sevgi doluydu ve bazen de yaramaz bir çocuk edasındaydı. O yüzden tek istediğim senden gözlerini alma benden. Gözlerin bir tek hatıra olarak kalsın ve ne vakit aklına düşersem, gözlerime bak sende. Kim bilir belki de kendinden bir iz bulursun ve hatırlarsın mazide bıraktığın beni de…
Şimdi veda vakti ve artık son satırlar sana yazacağım. Ne zaman ki dara düşersin, bir dost sesi duymak istersin; o vakit ara beni. Belki iki sevgili olamadık seninle ama iki dost olmayı başarabiliriz kimbilir.. Ve günün birinde karşılaşırsak herhangi bir yerde ve gözümden akan iki damla yaş görüp de üzülürsen şayet sakın ola düşüp de bir hataya üzülme!. İnan seni unutamadığım için akmayacaktır göz yaşlarım, mutlaka toz kaçmıştır ondan olacak derim şimdiden sana… Ve beni unutmamış diye düşünüp sevinme bir şeyler beklemek için... Köprünün altından çok sular geçti, izleri çoktan sildi, tıpkı seni de sildiği gibi. Bir çizik daha attım hayata. Sil baştan yaşamak olsa da her şeyi ardıma bakmadan gidiyorum işte, başka baharlar da açmak üzere…Hoşcakal. Hoşcakal tomurcuk kokulu sevdam, sevdiğim…



Mehpare ÖĞÜT
Denemeler




....

Ocak 17, 2011
....


'' İçimdeki sen renginde sevgiler'' isimli yazıdan...

Susma...
Susarsan aklım sende kalır, uyuyamam.
Martılar da getirmez olursa sesini... Çiçekler de açtıkça benzemez olursa sana... Bulutlar savrulmaz olursa başımda sen gibi... Her yudumda ve her solukta dolmaz olursan içime su gibi, hava gibi...
Susma...
Susarsan aklım sende kalır, uyuyamam.
Ses ver...
Yüreğinle sev beni.

Muammer ERKUL



....

Ocak 17, 2011
....

Bazen hayallerimin büyüsüne kapılıp atlıyorum düşler gemisine.. Rotam belli olmuyor ama çoğu zaman yanaşıyorum limanı sen olan aşk sahiline.. Yıldızları bol olan karanlık bir gece hayal ediyorum.. Ama ıssız bir yer olmasına rağmen kuşların sesi geliyor nedense.. İşte o an gözlerimi kapatıyorum kuş sesleri içinde, seni ise yanımda his...setmeye çalışıyorum sessizce.. Yüreğinden tutup sevginle dans etmeye çalışıyorum gözlerinin içindeki denizden fısıldayan aşk şarkılari eşliğinde.. Düşler gemisinde romantik bir hava var bu gece.. Bedenini sarıp ruhunla dans ederken dayanamıyorum artık nedense.. Yürekten bir öpücük konduruyorum bana gülümseyen o eşsiz güzelliğiine.. Yaşaran gözlerimize aldırmadan diz çöküyorum önünde.. Usulca haykırıyorum yüreğinin sözcüsü gözlerine "seni seviyorum" diye.. Sesimi duymuş olucaklarki gökyüzümüzü basıyor martılar, gagalarındaki mavi güllerle.. Gökyüzünden mavi gül yağdırıyorlar üstümüze, senin mavi gülleri nekadar çok sevdiğini bilircesine.. Başımızdan aşağı mavi güller yağarken ağlayan gözlerinden tutunup sesleniyorum yüreğine "Tüm benliğinle beni bir ömür boyu eşin olarak kabul edermisin" diye.. Hemen ardımdan yüreğimden çıkan sesle bağıyırıyor tüm deniz canlıları "Onunla Evlenirmisin" diye.. Hıçkırıklar içinde kocaman bir evet yankılanıyor ümitsiz bekleyişlerim içinde.. Gözyaşlarının sel olduğu denizin üstünde hiç bırakmadan Sımsıkı sarılıyorum sana saatlerce.. Etrafımızdaki tüm canlılar ise gülümsüyerek ağlıyorlar bu sevgi seline şahitlik edercesine.. Onlar farkında değillersede ben farkındayım bunların hepsi bir hayaldi tabikide.. Ama genede çok mutlu oldum, kaderin olmadığı yerde kendi kaderimi çizdiğimce...




GERATABA





BEN;

Ocak 17, 2011
BEN;
Hiç kimsenin kolu, bacağı
Gözü, kulağı olmak istemedim
Giderse/m kimse sakat kalmasın diye…
Bırakacağım eli tutmak istemedim
Ve yüzüne bakmadım alışkanlık yaratacak kadar
Kalabalıklar içinde yapayalnız kalan olmasın diye…
Solacak güller vermek istemedim
Kaybolan umutların yanında onlarda solmasın diye…
Korktum şüphesiz
Hem kendim için korktum hem sevdiklerimin yerine
Ve koru(n) mak istedim yarala(n) masın diye…
Hiç şüphesiz daha çok sev(eb) ilmek için yaptım hepsini
Ve ne kadar çok sevdiğimi hiç söylemedim
Çekip git(me) sin diye…

Für EDELWEİSS




ACABA

Ocak 17, 2011
ACABA


Uyuyan göllere ay ışığında Sevginin resmini çizsem kim anlar? Tomurcuk ayrılıp, gül açtığında Yağmurun saçını çözsem kim anlar?

Bir mekan kaplamış ne varsa nerde Kendi ötesini saklar her perde Sonsuzluğun sona erdiği yerde Huduttan bir kulaç kazsam kim anlar?

Aşk, kömür beyazı; kin, süt karası Eklenir yarama her dost yarası Et oldum bıçakla kemik arası Cellatla ahdimi bozsam kim anlar?

Doğumda yalan var, ölümde gerçek Bir şeyler anlatır balık, kuş, çiçek Kırık gönülleri toplayıp tek tek Toplayıp göğsüme dizsem kim anlar?

Gün geldi zamanı gömdüm kabire Dağ oldu aklımın verdiği fire Bağlasam telaşı çelik zincire Sabrın derisini yüzsem kim anlar?

İçte deprem olur dışın düğümü İhlâssız çözülmez işin düğümü Aklımdan geçeni, düşündüğümü Okusam kim dinler, yazsam kim anlar?



Abdurrahim KARAKOÇ

 

 





BEN

Ocak 17, 2011
BEN


Ben varım. Var olacağım. Ellerim... Ruhum...Bu gök benim...Benim ormanım...Benim dünyam...Bu benim vücudum ve ruhum;aradığım herşey Ben'de...Ben, var olmanın, yaşayan, yürüyen, hisseden canlı bir ispatıyım.

Gören benim gözlerim ve benim gözlerimin bakışı bütün dünyayı güzelliğe boğuyor. Duyan benim kulaklarım ve benim kulaklarımla duyabilmek, dünyadaki bütün sesleri tatlı namelerle süslüyor. Düşünen benim aklım ve gerçekler benim düşüncelerimle aydınlanıyor. Kendi arzumla seçen benim ve yalnızca arzumla seçtiğim şeylere hürmet ve sevgi duyacağım.

İyi,kötü,doğru,yanlış birçok kelime biliyorum. Ama bunların içinde kutsal olan bir tane var, o da "BEN".

Seçtiğim yolu aydınlatan ışık ve o yolun pusulası içimde ve orada her şeyimle; gören gözüm, duyan kulağım, anlayan ve düşünen aklımla ben varım.

Hedefim ve kendimin tek amacı: huzur ve mutluluk.Mutluluk o kadar yüksek bir değerki, daha üstün bir hedefin bile peşinde koşmaya ihtiyacım yok. Mutluluğum herhangi bir sona giden bir araç da değil. O gidilebilecek en son nokta, ulaşabilecek en büyük hedef. Kendi kendimin hedefi, kendi kendimin sebebi...

Ben başkalarının ulaşmaya çalıştığı sonların da aracı değilim. Başkalarının bir aleti, tornavidası da değilim. Başkalarının arzularının hizmetkarı da, yarasının bezi de, onların mabedlerine adadıkları kurban da olmayacağım...

Ben bir insanım. Bana ait olan bu mucize, benim sahip olduğum ve koruyacağım bir şey;ben koruyacağım, ben kullanacağım ve onun önünde yalnız BEN secde edeceğim.

Sahibi olduğum güzellikleri, erişilmez değerleri kimseye teslim ve emenet etmeyeceğim. Hatta onları istemediğim sürece kimseyle paylaşmayacağım. Onlar benimdir. Yalnız BENİM. Manevi bütünlüğümün hazinesini, bozuk para gibi harcayıp fakir ruhlara, manevi bütünlüğü olmayanlara sadaka olsun diye rüzgarın hakimiyetine terk etmeyeceğim. Bana ait olan, benim sahip olduğum bütün zenginlikleri;düşüncemi,arzumu,hürriyetimi ben koruyacağım. Bunların içinde üzerine en çok titreyeceğim, en ulu göreceğim şey, şüphesiz hürriyetimdir. Onu kimseye teslim ve emanet etmeyeceğim. Hatta kimseyle paylaşmayacağım.

Babama-çocuğuma,karıma-kardeşlerime, hiçkimseye hiçbir şey borçlu değilim. Onlardan istediğim, talep ettiğim bir alacağım da yok. Hiç birinden benim için yaşamasını talep etmiyorum ve ben de hiçbirisi için yaşamıyorum. Hiçbirinin ruhunda gözüm yok ve artık hiçbiri benim ruhuma hasetle bakamaz.

Onların düşmanı da dostu da değilim. Herbiri hak ettikleri yerde duruyorlar içimde. Bildiğim tek şey varsa, o da sevgimi kazanmaları için, doğmuş olmaları yetersizdir. Sevgimi hiç kimsye laf olsun diye, sebepsiz yere veremem. Şans eseri yanımdan geçen,yanımda duran,yanımda doğup yaşayan kimse onun sahibi olamaz.

Ben sevdiğim insanlara sevgimle şeref veririm. Şeref ise kazanılması gereken bir şeydir. Bunun yolu da söyleneni düşünmek, istenileni söylemek,emredileni istemek,kısacası yaşamak için yerde sürünmeye rıza göstermek olamaz.

Artık insanlar arasından arkadaşlarımı BEN seçiyorum. Ama arkadaşlar,köleler veya efendiler değil. Sevgimin temeli olan hürmetle bağlanıyoruz birbirimize,mecburiyetle değil.Gönlümün istemediğini yapmayacağım. Gönlümün istediğini seçiyor ve seçtiklerimi sevip onlara hürmet ediyorum. Onların ne esiri, ne de hakimi olacağım. Onlara ne emredeceğim, ne de itaat.

Onlarla istediğim zaman, daha doğrusu karşılıklı arzularımız mevcut olduğu zaman ve arzularımızın devamı süresince el ele sıkışacağız,
el ele tutuşacağız,el ele oturup dostluk kuracağız ve yan yana yalnız olacağız.

İnanıyorumki herkes ruhunun tapınağında yalnızdır ve yalnız olmalı, yalnız bırakılmalıdır. Bırakın herkesin içindeki bu mabet dokunulmamış,lekelenmemiş olarak kalsın. Bırakın insanlar istedikleri elleri,istedikleri sevgi ve şiddetle sıksınlar,insanlar mukaddes mabetlerinin kutsal eşiğinden,içeri,onlara rağmen adım atmayın.

Bütün ellerin,en kirlisinin bile mıncıklamaya hak kazandığı anda mutluluğumun ne değeri olabilir?Aptalların bile el uzattığı yerde aklımın,sefil ve güçsüzler de dahil olmak üzere bütün yaratıkların tahakkümü altında kalan hürriyetimin ne kıymeti olabilir?Ve yalnız eğilerek,itaat ederek,hürmet etmediğim kişilerin hürmet etmediğim fikirlerini kabul edeceksem,hayatımın ne kıymeti olabilir?

Ben, "biz" denen O korkunç hayaleti, esaret, çapulculuk, sefalet, cehalet
ve hayasızlıktan gelen bu rezalet kelimeyi ezdim, çiğnedim, mağlup ettim.

İşte gerçek kudretin gerçek yüzünü görüyorum şimdi.Bu kudreti toprağın üzerinde yüceltiyorum.
Bu kudreti insanlar var oldukları günden beri aramışlar,bu bilinmeyen kudret onlara mutluluk,huzur ve gurur vermiş. Bu kudret,bu tek kelime:

BEN
Buraya ve heryere, benim bayrağım ve işaretim olan kelimeyi yazacağım. Bu kutsal kelime:
BEN



Ayn RAND






GELİNCİK…

Ocak 17, 2011
GELİNCİK…
Uzaklarda bir köyde, çocuğu doğmadan kocası ölmüş, tek başına yaşayan hamile bir kadın kendisine arkadaş olması için dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz.

Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da, oldukça uysallaşır. Bir kaç ay sonra kadının çocuğu doğar.

Tek ba...şına tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır.

Günler geçer ve kadın bir gün bir kaç dakikalığına evden ayrılmak ve yavrusunu evde bırakmak zorunda kalır...

Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır. Aradan biraz zaman geçer ve anne eve gelir.
Gelinciği ve kanlı ağzını görür. Çılgına dönerek gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür hayvanı.

Tam o sırada içerdeki odadan bebeğin sesini duyar. Anne odaya yönelir...

Ve odada beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış bir yılanı görür...

Einstein'in söylediği rivayet edilen bir söz var:

"İnsanlardaki önyargıyı parçalamak benim atomu parçalamamdan çok daha zor."


ÖNYARGININ OLMADIĞI EN GÜZEL GÜNLER SİZLERİN OLSUN!

HÜZÜN ADRES DEĞİŞTİRİR…

Ocak 17, 2011
HÜZÜN ADRES DEĞİŞTİRİR…


Yakışmıyor cepheyi terk edişin,
Mert dayanır, namert kaçar sevdiğim.
Fazla sürmez hatanı fark edişin,
Hüzün eken, hüsran biçer sevdiğim.
...
Adet ettin aşk dersini asmayı,
Hüner saydın sırra kadem basmayı,
Yetti artık çok denedim susmayı,
İsyan eden bayrak açar sevdiğim.

Nice avcı bende silah sınadı,
Geri tepti,sineleri kanadı,
Kırılsa da yüreğimin kanadı,
Yine açar, yine uçar sevdiğim.

Bir resmimiz bile yoksa başbaşa,
Revamıdır ben yanayım,sen yaşa,
Aşk sunacak sakimi yok sarhoşa,
Yine bulur, yine içer sevdiğim.

Aynaların farkı kalmaz düşmanla,
Tanışırsın doğduğuna pişmanla,
Hüzün adres değiştirir zamanla,
Benden geçer,sana göçer sevdiğim.

Üzerime yar sevdiğin sahi mi?
Kalp çalmakta senin gibi dahi mi?
Ağlama der dosta aşık Daimi,
Bu da gelir,bu da geçer sevdiğim.

Cemal SAFİ



BİR AYRILIŞ HİKAYESİ...

Ocak 17, 2011
BİR AYRILIŞ HİKAYESİ...

Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
...parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...

Nazım Hikmet RAN




....

Ocak 17, 2011
....

Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor, yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde, bu böyle olmayabilirdi, düşüncesi, yoksa insan mukadder telakki ( alın yazısı gördüğü ) ettiği şeyleri kabu...le her zaman hazır.

[ Sabahattin Ali - Kürk Mantolu Madonna ]