Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

19 Şubat 2011

HZ. MUSA’NIN TANRI’YA SORUSU

Şubat 19, 2011
HZ. MUSA’NIN TANRI’YA SORUSU

Musa dedi ki: Ey soru hesap gününün sahibi Tanrı, yapıp düzdün, neden yine bozar yıkarsın? Cana, canlar katan erler, dişiler yaratırsın... sonra bunları yıkar, mahvedersin; neden?

Tanrı dedi ki: Bu suali inkar yüzünden, yahut gafletle ve nefsine uyarak sormuyorsun, biliyorum. Yoksa hoş görmez, gazap eder, bu soru yüzünden seni incitirdim. Fakat bizim işlerimizdeki hikmetleri, varlık sırlarını araştırıyorsun... bunu bilip sonra da halka bildirmek ve her ham kişiyi bu suretle olgunlaştırmak istiyorsun. Sen bunu biliyorsun ama halka da bildirmek için sormaktasın.

Çünkü bu sual yarı bilgidir. Hiç bilmeyen, bu bilgiden dışarıda kalan bu soruyu soramaz. Sual de bilgiden doğar, cevap da... nitekim diken de toprakla sudan biter, gül de!

Hem sapıklık bilgiden olur, hem doğru yolu buluş... nitekim acı da rutubetten hasıl olur, tatlı da! Bu nefret ve sevgi, aşinalıktan gelir... hastalık da iyi gıdadan olur, kuvvet de!

Tanrı Kelim'i de, acemilere bu sırrı bildirmek, onları faydalandırmak için kendini acemi yaptı. Bizde kendimizi ondan daha acemi yapalım da bilmez gibi cevabını dinleyelim. Eşek satanlar, o satışın anahtarını elde etmek için birbirlerine adeta düşman olurlar, çekişir dururlar.

Tanrı buyurdu ki: Ey akıl sahibi Musa, madem ki sordun gel de cevabını duy.

Ey Musa, yere bir tohum ek de bunun sırrını anla, insafa gel! Musa tohum ekti, ekin bitti, kemale gelip başaklandı, güzelce, düzgünce yetişti... Orağı alıp biçmeye başladı. Gaybtan kulağına bir ses geldi:

Neden ekiyor, besliyorsun da kemale gelince kesiyor, biçiyorsun? Musa dedi ki: Yarabbi, burada tane de var saman da... onun için kesiyorum. Çünkü tanenin saman ambarına konması layık değil... saman da buğday ambarına konursa yazık olur! Bu ikisini karıştırmak hikmete uygun olamaz. Mutlaka eklerken ayıt etmek lazım.

Tanrı dedi ki: Bu bilgiyi sen kimden aldın da bir harman meydana getiriyorsun? Musa Tanrın bana bu temyizi sen verdin dedi... Tanrı dedi ki: Öyleyse bende nasıl olur da temyiz olmaz? Halk arasında temiz ruhlar da var, topraklara bulanmış kara ruhlar da. Bu sedeflerin hepsi bir değil... birisinde inci var, öbüründe boncuk! Buğdayları samandan ayırmak nasıl lazımsa bu iyiyi de kötüyü de ayırmak vacip. Bu alem halkı, hikmet hazineleri gizli kalmasın, meydana çıksın diye yaratılmıştır.

Ben bir hazineydim dedi Tanrı, hem de gizli... bunu duyda cevherini kaybetme, meydana çıkar!



Mesneviden




 

DUYGU KONTROLÜ

Şubat 19, 2011
DUYGU KONTROLÜ


Şu anda hissettiğiniz duygular size bir armağandır, bir rehberdir, bir destek sistemidir, harekete geçmeniz için bir çağrı mekanizmasıdır.Onları bastırır, hayatınızdan uzaklaştırmaya çalışırsanız, yada büyütür her şeyi devralmalarına izin verirseniz, o zaman hayatın en değerli şeyini KENDİNİzi ziyan ediyorsunuz demektir.....

Duygularınızın değerini bilin, onları sevin, duygular bize insan olduğumuzu hissettiren en büyük armağanlardır..

İşte sizi eyleme çağıran 10 eylem sinyali:

1.TEDİRGİNLİK Bu tür duyguların pek fazla yoğunluğu yoktur, İşlerin tam yolunda olmadığına dair bir genel hava verirler.
Mesaj: Can sıkıntısı, sabırsızlık, rahatsızlık, üzüntü yada hafif bir utanç, size işlerin olmasını istediğiniz gibi gitmediğinin mesajını verir. Belki durumu algılayış biçiminiz yanlıştır yada giriştiğiniz eylemler sizin istediğiniz sonuçları getirmiyordur.
Çözüm: Tedirginlik duygularıyla başa çıkmak kolaydır:
1-Durumunuzu değiştirmekle ilgili olarak öğrendiğini becerileri uygulayın;
2-Ne istediğinizi açıklığa kavuşturun;
3-Eylemlerinizi rafine edin.Üretmekte olduğunuz sonuçların kalitesini değiştirin.

2.KORKU: Korkulu duygular, düşük düzeyde kaygıdan başlayıp yoğun kaygılara, anksiyetelere, dehşet ve terörize olmaya kadar hepsini kapsar.
Mesaj: Korku, çok geçmeden bir şey olacağını ve ona hazırlıklı olmak gerektiğini en basit biçimde ifade etmektedir.Ya durumla başa çıkmaya hazırlanmalı yada durumu değiştirmek için bir şeyler yapmalıyız.
Çözüm: Sizi korkutan şeyin ne olduğunu gözden geçirin, kendinizi zihinsel olarak hazırlamak için ne yapmanız gerektiğini değerlendirin.Durumla başa çıkabilmek için hangi eylemlere geçmeniz gerektiğini bulun.Korkunun panzehiri “inanç geliştirme” de büyük yarar sağlar.Korkuların pek çoğunun aslında gerçekleşmediğini unutmayın.

3.İNCİNME: İncinme duyguları genellikle bir kayıp duygusundan kaynaklanır. İnsanlar incindikleri zaman, genellikle başkalarına karşı saldırganlaşır ve onları terslerler.
Mesaj: İncinme sinyalinin verdiği mesaj, beklentilerimizin karışlanmamış olduğudur.Çoğu zaman bu duygu, birinden herhangi bir şey talep edip beklenti içine girdiğinizde talebinizin gerçekleşmediği durumlarda görülür.Bu kayıp duygusu , incinme hissetmenize yol açar.
Çözüm: 1- Gerçekte hiç bir şey kaybetmemiş olabileceğinizi anlatın. Belki de asıl kaybetmeniz gereken şey, bir yanlış izlenimdir.
2- Bir dakika ayırıp durumu yeniden değerlendirin.Kendinize sorun: “Burada gerçekten bir kayıp var mı? Yoksa ben durumu fazla erken yada sert mi değerlendiriyorum?”
3- İncindiğinizi o kişiye zarif ve uygun bir biçimde söyleyin.Yanlış anlamaları önlemek için kendinizi ona açın ve o da size aynı davranışta bulunsun, durumu netleştirin.

4.ÖFKE: Kızgın duygular arasında, biraz kızmaktan başlayıp çileden çıkmaya kadar türlü dereceler bulunur.
Mesaj: Öfkenin mesajı, hayatınız boyunca bağlı olduğunuz nemli bir kural yada standardın bir başkası tarafından hatta kendini tarafından ihlal edilmesidir.
Çözüm: 1- Durumu tümüyle yanlış yorumlamış olabileceğinizi anlayın. Belki sizin kurallarınızı ihlal eden bu insan, o kuralların sizin için ne kadar önemli olduğunu bilmiyordur.
2- Sizin kurallarınızın mutlaka doğru kurallar olmayabileceğini de anlayın(sizin o konuda ki duygularınız çok güçlü olsa bile)
3- Kendinize daha güçlendirici bir soru sorun.Örneğin, “Bu kişinin uzun vadede aslında beni sevdiği doğru mu?” deyin.Öfke paternini kesmek için “Bundan ne öğrenebilirim?” deyin.

5.HIRSLANMA: Sürekli çaba gösterdiğimiz halde ödülleri alamadığımız zaman hırslanırız.
Mesaj: Hırslanmanın mesajı çok heyecan verici bir sinyaldir.Beyninizin, şimdi yaptığınızdan daha iyisini yapabileceğinize inandığını söylemektedir.Şu anda yaptıklarınızın sonuç vermediğini, amacınızı elde etmek için yaklaşımınızı değiştirmeniz gerektiğini söylemektedir.Size daha esnek olmanızı söyleyen bir sinyaldir.
Çözüm: 1- Hırslanmanın dostunuz olduğunu anlayıp, daha iyi sonuçlar almak için beyin fırtınası uygulayıp, yeni yollar bulun.
2- Kendinizi koyuverip tıkanıp kalmayı beklemeden, hırslanmanın verdiği mesajı merak edin ve faydalarını anlamaya çalışın.

6.HAYAL KIRIKLIĞI: Hemen yenilmezse çok yıkıcı bir duygu olabilir.Bir şeyi ebediyen kaçırdığınızı hissedersiniz.
Mesaj: Beklediğiniz şeyin, seçtiğiniz amacın yerine gelmeyeceği durumlarda, beklentilerimizi çok geçmeden değiştirmenin ve onları daha uygun hale getirmenin zamanı gelmiştir.
Çözüm: 1-Bu durumdan öğrenebileceğiniz bir şeyler bulun ve edindiğiniz tecrübeyle, gelecekte olabilecek buna benzer durumlarla baş edebileceğinize güvenin.
2- Yeni bir amaç seçin.Eskisinden bile daha ilham verici olsun.
3- Fala erken karar vermekte olabileceğinizi anlayın. Bazen sizi hayal kırıklığına uğratan konular sadece geçici güçlüklerdir.
4- Geçmişte ne olmuş olursa olsun, gelecekte olacaklar konusunda olumlu beklenti geliştirmek en etkili yollardan biridir.

7.SUÇLULUK: Yada “Pişmanlık” insanların kaçınmak için ellerinden gelen her şeyi yaptığı duygudur ve verdiği mesaj önemlidir.
Mesaj: Suçluluk bize kendi yüksek standartlarımızdan birini ihlal ettiğimizi ve o standardı gelecekte de ihlal etmemeyi garantiye almak için bu konuda derhal bir şey yapmak gerektiğini söylemektedir.
Çözüm: 1-Kendinize bağlamış olduğunuz kritik bir standardı ihlal etmiş olduğunuzu kabullenin.
2- Bu davranışın gelecekte bir daha asla olmayacağına kendinizi adayın.
3- Verilen mesajı anlayıp gerekeni yaptığınız için rahatlayın artık suçluluk duymanıza gerek yok.

8.YETERSİZLİK: Bu değersizlik duygusu yapabileceğimiz bir şeyi yapamadığımızı gördüğümüz zaman ortaya çıkar.Genellikle neye yetersiz olduğumuzu saptarken çok haksız kurallar uyguluyor olmamız işimizi zorlaştırır.
Mesaj: Bu sinyal size şu anda o iş için yeterli beceri düzeyinde olmadığınızı ifade etmektedir.Daha çok bilgi, daha çok anlayış, daha çok strateji gibi araçlar ve güvene ihtiyacınız olduğunu belirtmektedir.
Çözüm: 1- Öncelikle kendinize “Gerçekten yetersizmiyim, yoksa olayı algılayış biçimimi mi değiştirmem gerekiyor?” diye sorun.Eğer duygunuz haklıysa, bu şeyi eskisinden daha iyi yapmanın yolunu aramalısınız.
2-Canınızı sıkmak yerine kendinizi o alanda iyi olan birini model seçebilir ve kendinizi o konuda sürekli gelişime adayabilirsiniz.

9.AŞIRI YÜK: Üzüntü, depresyon ve çaresizlik, aşrı yük duygularından bazılarıdır.Kontrolümüz dışında ki insanların yada olayların hayatımızı olumsuz etkilediğini hissettiğimiz zaman ve bu sorunları kişisel, kalıcı ve değiştirilemez olarak algıladığımızda aşırı yükleniriz.
Mesaj: Sizin için neyin önemli olduğuna karar vermelisiniz.Aşırı yükün nedeni, aynı anda çok fazla şeyle uğraşıyor ve her şeyi kaşla göz arasında değiştirmeye çalışıyor olmanızdır.
Çözüm: 1- Hayatınızda uğraşmakta olduğunuz bütün o şeylerin arasında sizin için en önemli ve kontrol edilebilir olanını seçip ona odaklanmalısınız.
2-Öncelikli yapmanız gerekenleri önem sırasına göre bir liste halinde yazın, durumu kafanızda netleştirin.
3-Listenizdeki ilk şeyin üstüne gidin ve üstesinden gelinceye kadar eylemlerinizi sürdürün.Bunu başarınca hız ve güven kazanacaksınız hemen bir sonraki soruna geçin ve çözümüne odaklanın.

10.YALNIZLIK: Kendimizi ayrı, diğerlerinin dışında hissetmemize neden olan duygular bu gruba girer.
Mesaj: Yalnızlığın mesajı, insanlarla bir bağa ihtiyacınız olduğudur.
Çözüm: 1- Hemen uzanıp bir bağ kurarak o yalnızlığı sona erdirebileceğinizi bilmektir.Size önem verecek ve sevgi duyacak insanlar her yerde vardır.
2- Ne tür bir bağa ihtiyacınız olduğunu saptayın.Temel bir dosta yada bir kanka ya mı ihtiyacınız var yoksa sadece sizi dinleyebilecek biri olması yeterli mi..


Ve size 10 güçlülük Duygusu: Bunlar olumsuz duyguların panzehiridir.Bunları her gün kullanın hayatınız zenginleşsin.

1.SEVGİ VE SICAKLIK: Koşulsuz sevgi, karşısına çıkan en olumsuz duyguları bile eritebilmektedir.Eğer biri size incinmiş yada kızmış durumda gelirse, siz de ona sevgi ve sıcaklıkla cevap verirseniz, sonunda o kişinin durumu değişecek ve duygu yoğunluğu eriyecektir.

2.TAKDİR VE MİNNET: Bu da sevginin bir başka ifadesidir.Verilenlere karşı teşekkür ve şükür halinde bulunmaktır.Bu duygu durumunda yaşamak, hayatınızı hemen hemen her şeyden daha çok zenginleştirecektir.

3.MERAK: Eğer hayatınızda gerçekten büyümek istiyorsanız, çocuklar kadar meraklı olmayı öğrenin.Eğer can sıkıntısından kurtulmak istiyorsanız, merak edin.Merak ettiğiniz sürece hiçbir şey size yük gibi gelmez aksine zevk ve eğlenceli oluverir.Ders çalışmayı kendiniz istersiniz.Merakı geliştirin hayatınız sonsuz bir neşeyle dolar.

4.HEYECAN VE İHTİRAS: Heyecan ve ihtiras her şeye hareketlilik kazandırabilir.İhtiras, hayatlarımızı hiç olmadığı kadar hızlı bir tempoda ileriye doğru fırlatan eşsiz bir güçtür.Onu kullanın: daha hızlı konuşun, zihninizde imajları daha hızlı oynatın.Öyle oturup ilini dolaşa dolaşa, ağır ağır konuşarak ihtirasla dolamazsınız.

5.KARARLILIK: Kararlılık size sıkıntılı olaylarla, zorluklarla, hayal kırıklıkları ve üzüntülerle nasıl başa çıkacağınızı gösterecektir.Eğer kilo vermek yada ders çalışmak istiyorsanız “kendinizi zorlamak” yeterli olmaz.Ama kendinizi “kararlı bir duruma sokmak” yeterli olur.Kararlılıkla hareket etmek, tutarlı, adanmış bir karar vermek başka her şeyi kesinlikle saf dışı bırakmak demektir.

6.ESNEKLİK: Eğer başarıyı garantiye alacak bir şey varsa o da yaklaşımınızı değiştirebilme yeteneğidir.Olumsuz duyguların hepsi daha esnek olmanız için gelen mesajlardır.Esnek olmayı seçmek mutlu olmayı seçmektir.Kurallarınızda esnek olun acı çekmezsiniz.

7.GÜVEN: Güvenli olduğunuzda risk almaya hazır olursunuz, kendinizde zorlukların üstüne gidebilme cesaretini bulursunuz.

Duygusal Kontrolün Beş Adımı:
1- Gerçekte ne hissettiğinizi tanımlayın.
2- Duygularınızı bilinçlendirip değerini bilin, onların sizi desteklemekte olduğunu fark edin.
3- Duygunun size sunduğu mesajı merak edin.
4- Duygunuzu yalnız şimdi değil gelecekte de kontrol edebileceğinize güvenin.
5- Harekete geçin ve uygulamaya koyulun.


Kaynak: Sosyal Fobi





GÖZ YAŞARTICI

Şubat 19, 2011
GÖZ YAŞARTICI

Kızılderililer,
Demiryollarını unutacak kadar şaşırmışlar telgraf direklerine
Kıvrımlardaki göksel iletişimi geç hatırlamışlar.
Büyücüleri şarlatanlıktan sınıf atlamış birden.

Herşeyi hissedebilen yanık birileri
Yalnızca onlar duyumsuyor
Seslenişimi.

Tuzlu tenini güneş mavilerine serdiğinde
Kavuran güneş, serinlediğin deniz,
Duşlar, süslenmeler...
Hepsi benim.
Benden kaçıyorsun
Sunak olmak için bize.
Kavgaların son çırpınış

Gidecek başka bir yerin olmadığı için gelsen de,
Hoş geldin.

Eğer gidebilseydin uzak düşlere
Yine ben açacaktım kapıyı
“Hoş geldin”

Yolculukların meşakkatini tartışacaktık.

Yakınlığınca ikna olursun
“Herşeye değer” ya da “kalsın” dersin
Varış noktasında.
O nokta rengimizi almıştır.

Aldırmazsın kapımızı girdikten sonra çalan sempatik
görgüsüzlere
Kalanlarla yetinerek bir dünya kurduğunu düşünürsün
Gayya kuyusuna atıp yaşadıklarını
Yeni yıllara dipsiz yankılarla
Zan altındaki hayatlarla halvet olduğun gecelere
Zoraki gülümseyen bir çağrı.

O son paketi açtın, açtın.
Bir kenara koyarsan,
Parça tesirliyim.
Uzaklaş...

Hiçbir hayat uzmanı çözemez şifreyi
Patlarım !

Şimdi kırmızı kabloyu kes.
Sarıyı sonra...
Zararsız mavi dokunuşlar kalsın.
Sevişelim
Kirli beyazdan çocuklar şekillensin.


İlhan İREM ,
Siyah Kuğunun Şarkısı, s.30-31, 2007



 

17 Şubat 2011

İNSAN KENDİNİ İNSANDA TANIR !

Şubat 17, 2011
İNSAN KENDİNİ İNSANDA TANIR !
İnsan Kendini İnsanda Tanır!
Geçinmek için ne yaptığın beni ilgilendirmiyor. Neyi özlediğini, kalbinin arzuladığı şeye kavuşmanın hayalini kurmaya cesaret edip edemediğini bilmek istiyorum.

Ay´ının etrafında hangi gezegenlerin döndüğü beni ilgilendirmiyor. Kederinin merkezine dokunup dokunmadığını, hayatın ihanetlerince açılıp açılmadı...ğını, daha fazla acı korkusundan kapanıp kapanmadığını bilmek istiyorum.

Saklamaya, azaltmaya ya da düzeltmeye çalışmadan benim ya da kendi acınla oturup oturamayacağını bilmek istiyorum. Benim ya da kendi neşenle olup olamayacağını, insan olmanın sınırlılığını hatırlamadan, bizi dikkatli ve gerçekçi olmamız için uyarmadan çılgınca dans edip coşkunun seni parmak uçlarına kadar doldurmasına izin verip vermeyeceğini bilmek istiyorum.

Bana anlattığın hikayenin doğru olup olmaması beni ilgilendirmiyor. Kendi kendine dürüst olmak için bir başkasını hayal kırıklığına uğratıp uğratamayacağını; ihanetin suçlamasına dayanıp, kendi ruhuna ihanet edip etmeyeceğini bilmek istiyorum.

Güvenebilir ve güvenilebilir olup olamayacağını bilmek istiyorum. Her gün sevimli olmasa da güzelliği görüp göremeyeceğini bilmek istiyorum. Benim ve kendi hatalarınla yaşayıp yaşayamayacağını; bir gölün kenarında durup gümüş ay´a ´EVET!´ diye bağırıp bağırmayacağını bilmek istiyorum.

Nerede yaşadığın ya da ne kadar paran olduğu beni ilgilendirmiyor. Keder ve umutsuzlukla geçen bir gecenin ardından, yorgun, bitap da olsan, çocuklar için yapılması gerekenleri yapıp yapmayacağını bilmek istiyorum. Kim olduğun, buraya nasıl geldiğin beni ilgilendirmiyor. Çekinmeden benimle ateşin ortasında durup durmayacağını bilmek istiyorum.

Nerede, kiminle, ne okuduğun beni ilgilendirmiyor. Diğer her şey bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum.

Kendinle yalnız kalıp kalamadığını ve o boş anlarda sana arkadaşlık eden kendini gerçekten sevip sevmediğini bilmek istiyorum.


Oriah Mountain DREAMER



BURASI YÜREĞİMİN HAYAL ÜLKESİ

Şubat 17, 2011
BURASI YÜREĞİMİN HAYAL ÜLKESİ

Burası Suskunluklar caddesi..
Burada kimseler konuşmaz..
Hep dilsizdir sevmeler ; Kimsenin haddi değildi Gitmeler..
Vebali ödenmemiş hiç bir günah Yüklenmez yüreğe..

Eğer günahsa içilen kimse tövbesini zulasına saklamaz..
Ey yar..
Burası sensizlikler ülkesi..
Burada hasret kokan şarkılar oturur..
İçime her gece yokluğun işlerken..
Hiç bir vuslat yazılmaz kaleme..

Mateminden sıkılmış kurşunların hesabını ;
Kimseler bilmez..
Burası kimsesizler sokağı..
Burada kimseler oturur..
Hayalinden başkasına yer verilmez boş kalmış kaldırımlarda.

Gecenin efkarı dinerken gözlere nağme nağme;
Burada benden başkası yazmaz seni..
Ah yar..
Ülkesine küsmüş bir aşk oturur yüreğimin ta uç köşesinde..
Kendisine küsmüş yorgunlar mahseninde yalnızlığına sobelenmiş bir aşk uyur burada..

İmkansızlıklar sahnesine ;
Bir figuran seçilmişken BEN..
Efkarından koca bir SENSİZLikler daha Demliyorum gece nemi gözlerimde..
Oluk oluk içerken yokluğunu ,
Varlığını damla damla arıyorum kurumuş nehirlerimde..

Ey yar..
Burası Bir İstanbul Kaçağı..
Burası hasretine ilk düştüğüm sokak arkası üşümeler..
Kimselerin bilmediği ,Görmediği düşleri yazdığım
İlk ve Son Yer;
Burası Yüreğimin HAYAL Ülkesi….


Fatih KABA
Siirfm’e teşekkürlerimle…






15 Şubat 2011

YETER Kİ SEN GEL

Şubat 15, 2011
YETER Kİ SEN GEL

Hangi gecenin koynunda sarsam da saklasam seni.
Yar deyip de bağrıma bassam da bir daha bırakmasam.
Eller ne derse desin düşsen de yollarıma, düşsem nasip olup da sana.
Günü geldiğinde kavuşsam yeter ki…
Alıp başımızı gitsek birlikte.
Sorgusuz sualsiz hesap vermeden yaşasak seninle...
Kalsak da bu dünyada sen ve ben sadece.
Değişmesek sevgimizi kimseyle…
Yoluna güller mi döksem gelmen için,
Yazdığım şiirlere bir yenisini daha mı eklesem yoksa.
Ne yapsam bilmem ki..
Sen geliyorum de yeter ki;
Yeter ki gel, gel de gör bende ki sevinci..
Susuşlarım bitecek işte o zaman.
Şarkılarım seninle başlayacak ve
Sözlerimin ilk cümlesi hep sen,
Yeter ki gelsen de ben,
Hiç susmasam,
Uyumasam,
Ağlamasam,
Yeter ki geliyorum desen bir bana.
Sen işte gör o zaman bende ki beni…

Kavuşmak bu kadar zor mudur sevene.
Sevip de ayrılık çekene.
Duymadığım kadar güzel midir sesinde.
Ve gözlerin yine bakacak mıdır böylesine sevgiyle.
Adına aşk dediğim yoluna adaklar adadığım bir sevgiye;
İnanmak çok mu zor senin yüreğinde…


Yeter ki gel, gel de gör bende ki sevinci..
Susuşlarım bitecek işte o zaman.
Şarkılarım seninle başlayacak ve
Sözlerimin ilk cümlesi hep sen,
Yeter ki gelsen de ben,
Hiç susmasam,
Uyumasam,
Ağlamasam,
Yeter ki geliyorum desen bir bana.
Sen işte gör o zaman bende ki beni…


Mehpare ÖĞÜT
2011



HER NE GÖRÜYORSAN YANSIMADIR…

Şubat 15, 2011
HER NE GÖRÜYORSAN YANSIMADIR…


Bu evren zihinlerin yansımasıdır. Bu evrende her ne görüyorsan bir yansımadır. Tutsaklık gibi görünüyorsa, bu senin yansıman demektir. Özgürleşme gibi görünüyorsa, yine senin yansımandır.
Suda tek bir güneşten yansıyan pek çok güneş gördüğün gibi, aynı şekilde tutsaklık ve özgürleşmeyi de gör. Güneş yükselir ve pek çok havuz vardır … kirli ve temiz, büyük ve küçük, güzel ve çirkin. Tek bir güneş pek çok havuzda yansır. Yansımaları sayan biri pek çok güneş olduğunu düşünür. Yansımalara değil, gerçekliğe bakan biri tek bir güneş görür.
Dünyaya bakış tarzın seni yansıtır. Hırsızsan, tüm dünya aynı meslekteymiş gibi görünür.
Bir kez Nasrettin Hoca ve karısı balık tutmaya gitmiş ve gittikleri yerde yalnızca lisans sahipleri balık tutabiliyormuş. Aniden bir polis memuru belirmiş. Hoca’nın karısı şöyle demiş: “Hoca, senin lisansın var, bu yüzden sen koşarak uzaklaş. Bu arada ben de kaçayım.” Böylece Hoca koşmaya başlamış. Koşmuş, koşmuş, koşmuş… Polis memuru da takip etmiş. Elbette, Hoca karısını orada bırakıp koşunca polis onu takip etmiş. Hoca kalbi patlayacak hale gelene kadar koşmuş. Ama sonra polis memuru onu yakalamış. Polis de ter içindeymiş. “Lisansın nerede?” diye sormuş. Hoca belgelerini çıkarmış. Polis belgelere bakmış ve sormuş: “O zaman neden koşuyordun Nasrettin? Neden benden kaçtın?” Nasrettin, “Bir doktora gidiyorum ve o her yemekten sonra yarım mil koş dedi.” demiş. Polis memuru sormuş: “Tamam, ama peşinden koştuğumu, seni kovaladığımı gördün, bağırdığımı duydun, neden durmadın?” Nasrettin şöyle demiş: “Senin de aynı doktora gidiyor olabileceğini düşündüm.”
Çok mantıklı; olan da bu işte. Çevrende her ne görüyorsan, gerçek şeyden çok bir yansıma. Her yerde kendi yansımanı görüyorsun. Değiştiğin an yansıma da değişiyor. Tamamen sessiz olduğun an tüm dünya sessizleşiyor. Dünya bir tutsaklık değil; tutsaklık bir yansıma. Dünya bir özgürleşme de değil; özgürleşme de bir yansıma.

Her ne görüyorsan bir yansımadır, ta ki tüm görüşler kaybolana, yalnızca üzerinde hiçbir şey yansımayan ayna görülene kadar. Gerçek odur. Bir şey görülüyorsa, yalnızca bir yansımadır. Gerçek birdir; yansımaları pek çok olabilir.


OSHO



AŞK’A DAİR

Şubat 15, 2011
AŞK’A DAİR
"İki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla değebilen
İki kol.
Merdivenlerin oraya koşuyorum,
Beklemek gövde kazanması zamanın;
Çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
Bir şeyin provası yapılıyor sanki.

Kuşlar toplanmış göçüyorlar
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



Cemal Süreyya






LÂ TAHZEN...

Şubat 15, 2011
LÂ TAHZEN...


Üzülme!Üzülebiliyorsan bir kalbin var demektir. Kalpsizler üzül(e)mezler ki. Ne mutlu sana ki, üzülebiliyorsun. Dokunan var demek ki kalbine. Ya dokunulmasaydı kalbine. Ya hüznün gönül toprağını karmasına izin verilmeseydi. Demek ki gözden çıkarılmadın. Demek ki sen hâlâ bir umut tarlasısın.


Üzülme!

Üzülüyorsan, Biri var ki cılız varlığını düştüğü çamurdan kaldırmak istiyor. Onun için dokunuyor kalbine. Kıymetini bil ki, üzmeye değer görüyor seni. Hüzünlerin kalbinin toprağını allak bullak ediyorsa, sen ekilmeye layık bir topraksın demektir. Kaygıların vuruşuyla tuz buz oluyorsa taş katılığında büyüttüğün güvencelerin, yarılan göğsüne umut fidanları dikiliyor demektir.

Üzülme!

Yüzün yerde geziyorsan, ellerin boynuna sarılı ise, içini ısıtacak haberlerin mürekkebi damlıyor olmalı ömrünün defterine. Kar yağıyorsa güvendiğin dağlara, yarının ovalarında rengârenk çiçeklerin olacak demektir. Hırçın fırtınalar sarsıyorsa sevinçlerinin zirvesini, rüzgârlar dövüyorsa umudunun yamaçlarını, bir yüce dağsın sen demek ki, az bekle, eteğinden serin pınarlar akmaya başlayacak demek ki...

Üzülme!

Üzülüyorsan, şımaramazsın. Kibrin kirli tuzağına düşemezsin. Kendini beğenmişliğin çamuruna dolaşmaz ayakların. Uzak geçersin isyanlı yollardan. Heveslerinin ardı sıra düşüp nisyan uçurumlarının başına sürüklenmezsin. Seni Biri yakınlığına çağırıyor demek ki... Gözden çıkarmamış olmalı seni.

Üzülme!

Üzülüyorsan, bir kutlu teselli kapısının önünde bekletiliyorsun demektir. Gözlerini kaldır vefasız dünyanın eşiğinden. Gönlünün elinden çıkar sebeplerin boş avuntularını. Umudunu kes sahte doymalardan. Yüreğini küstür coşkulardan. Kapı açıldı açılıyor demektir.

Üzülme!

Üzülüyorsan, kaybedeceğin bir şeyler var demek ki... Kaybedeceği bir şeyi olanlar çoktan kazanmışlardır. Eline geçmeyenleri saymakla tüketme nefesini, elindekileri saymaya başla. Hepsini saysan bile, nefesini saymaya nefesin yetmeyecek demektir. Bak işte zenginsin.

Üzülme!

Seni bir "İşiten" var. Seni senin kendini bile sevmenden önce O sevdi seni. Senin kendini bile bilmediğin unutuş kuyularından çekip çıkardı seni. Çektiğin acılara habire meşgul çalan telefonlar gibi kör ve sağır değil O. Yüreğinin her yangınına O yetişiyor. Ayrılıklarına ve sıkıntılarına metal soğukluğundaki plazalar gibi umursamaz değil O. Yitirdiklerinin hepsini sana iade edeceğine söz veriyor. Sevdalarına ve özlemlerine çok seçenekli sınav kâğıtları gibi tatsız ve tuzsuz formüller sunmuyor. Seni herkesten çok anlıyor, seni senin kendini düşündüğünden çok düşünüyor. Gözyaşlarınla imzalayasın istiyor yakarışlarını. Bir ebedî çerçevenin içinde, gösterişsiz bir kullukla fotoğraflamak istiyor seni. Dağılıp giden ömür kırıntılarının arasından sıcacık bir kardelen ümidi devşiresin istiyor. Keyfinin çatlak kabuklarının arasından sonsuz teselli pınarları akıtmak istiyor.

Üzülme!

Varlığının tenine çiziktir her hüzün. Varlığından haber verir üzüntün. Hatırlar mısın, bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey bile değildin? Hiç umursanmadan çöpe atılabilecek kirli bir su iken sen, yüzüne bir tek O baktı. Kimselerin arayıp sormadığı, önemseyip adını bir kenara yazmadığı o günlerde, senin adını ilk O andı. Hatırını bildi. Seni yanına aldı. Hep yanında oldu. Sen seni unutup da başını yastığa koyduğunda bile, seni her defasında sabaha çıkardı. Sen Onu defalarca unuttun ama O seni asla unutmadı.

Üzülme!

O'nun en sevdiği kulu da yalnız kaldı. Taşlandı. Sürüldü. Yaralandı. Aç susuz kaldı. Yuvasına uzaktan gözleri yaşlar içinde baktı. Mağarada yapayalnız ve korunmasızdı. Senin gibi üzülen yol arkadaşına sonsuz müjdeler veren tebessümüyle fısıldadı: "Lâ tahzen, innAllahe meânâ."

Üzülme!

Kaldır yüzünü yerden. Omuzlarından sarsıp kendine getirmek istiyor seni Sevgili. "Rabbin sana küsmedi ki..." Gözlerinin içine içine bak sevdiklerinin. "Rabbin seni unutup yalnız bırakmadı ki..."


Senai DEMİRCİ



 

SUSARAK

Şubat 15, 2011
SUSARAK


Güneş altında
söylenmedik söz yokmuş..
Bu yüzden
geceleri söylüyorum sevdiğimi..
Ne gece ne gündüz
yokmuş söylenmemiş söz..
Bende söylenmişleri söylüyorum
yeni biçimde..
Hiç bir biçim kalmamış
dünyada denenmedik...
Bende susuyorum
sevgimi saklayıp içimde....
Duyuyorsun değilmi
suskunluğumu nasıl haykırıyor.
Susarak sevgisini ilan eden
çok var sevgilim ...
Ama bir başka seven yok
benim sustuğum biçimde .....

AZİZ NESİN