Ş A İ R A N E
“Biliyorsun ben hangi şehirdeysem Yalnızlığın başkenti orası.” – Cemal Süreya “Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek…” – Özdemir Asaf “Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya.” – Gülten Akın “Cıvıl cıvıldı gözleri Yeni dağılmış bir ilkokul gibi.” – Can Yücel “Duyguluysan işin zor, Yaşamda yeniksindir.” – Özdemir Asaf “İçim hem kimsesizdi hem kalabalık.” – Edip Cansever “Hüznümle vedalaşmayı bana öğretmediler.” – Gülten Akın “Dönmeyeceğimiz bir yer beğen, Başka türlüsü güç.” – Turgut Uyar “Vasiyetimdir: Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta.” – Didem Madak “İçime gene Yolculuk mu düştü, nedir?” – Orhan Veli “uçurumlar var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında kendiyle kendi arasında.” – Nilgün Marmara “Sen ki saçından tırnağına kadar Bir hürriyete bedelsin.” – Turgut Uyar “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz.” – Edip Cansever “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” – Özdemir Asaf

Bu Blogda Ara

10 Nisan 2011

KISSADAN HİSSE…

Nisan 10, 2011 0
KISSADAN HİSSE…

Bir gün, mevlana ve öğrencileri yolda yürürken, birbirleri ile şakalaşan ve oynayan bir köpek sürüsü ile karşılaşırlar.

Mevlana'nın öğrencilerinden bir tanesi der ki:

- Hocam bakınız, köpekler kendi aralarında ne kadar huzurlu ve mesut bir şekilde eğleniyorlar, keşke bütün insanlar da bu köpekler gibi olsaydı, o zaman hiç kavga ve savaş... olmazdı.

Mevlana Celaleddin-i Rumi, öğrencisine beklemesini söyler ve oradan uzaklaşır. kısa bir zaman sonra mevlana, elinde bir parça kemikle döner ve elindeki kemiği köpek sürüsünün ortasına fırlatır. az önce birbirleri ile oyun oynayan köpekler, bu sefer kemiği kapabilmek için birbirleri ile mücadele etmeye ve birbirlerini hırpalamaya başlarlar. bunun üzerine mevlana der ki:

Yavrum bak, işte insanlar da böyledir. ilişkilerinde gerçek yüzlerini hep gizlerler ama menfaat söz konusu olunca da aynen böyle birbirleri ile kavga ederler.


Mevlana

05 Nisan 2011

SESLENİŞ…

Nisan 05, 2011 0
SESLENİŞ…
Sormadım bir gün bile sana çıkıp ta beni seviyor musun diye.
Beklemedim senin de benim seni sevdiğim gibi sevmeni;
Ve öyle ki sana baktığım gibi bakmanı…
Her yürek farklıdır dedim, her yürek sen gibi sevemez dedim kendime.
Yalandan sözlerle avuttum bunca zaman kendimi sensizlikte
Hep başka sevdaların türkülerini dinledim
Dinlerken hep bekledim,
Beklerken özledim.
Ben sensizlikte seni sevmeyi seçtim.
Severken hep seni zikrettim…

Gözlerim hep uzaklara doğru yolculuktaydı.
Binmediğin otobüslerde, geçmediğin yollardaydı.
Sana dair karaladığım tüm satır aralarında,
Söyleyemediğim ve yüreğimde biriktirdiğim cümlelerdeydi.
Bir türlü ulaştıramadığım.
Ve gözlerime geçiremedim bir türlü söz,
Anladım ki olmayacaktı, sensiz bu gözlerde bir işe yaramayacaktı.

Şimdilerde ise efkarımın en koyu yerinde,
Yalnızlık arifesinde olduğum bir saatte ve yine buğulanmış gözlerimle,
Yüreğimin kıyılarına vuran sensizlikte,
Gecenin bir vaktinde nöbet tutmaktayım özlemlerimle…
Okunmayı bekleyen yarım kalmış bir kitap gibi,
Kitap arasında unutulmuş ve kurumuş bir gül gibi,
Dilime inen lal;
Yüreğime inen sükut-u hayal gibi.
Gözlerime inen sis;
Yüreğimi kesen sensizlik gibi,
Öylesine özlüyorum ki seni…
İki kelam etmesek bile,
Bakışsak sadece
O bile yetecek sensizliği gidermeye…
O bile yetecek bu sessizliği dindirmeye…

Mehpare ÖĞÜT
 2011

SAKIN GECİKME…

Nisan 05, 2011 2
SAKIN GECİKME…
İnatçı bir sevdadayım bu sefer;
Durduramıyorum kalp atışlarımı…
Ne desem kar etmiyor yüreğe,
Sevdikçe sevesi geliyor her seferinde…
Şimdi ellerim bomboş farkındayım.
Tutunacak bir dal aramaktayım
Gözlerim hep uzaklarda beklemekteyim.
Biliyorum bu ayrılık bitecek bir gün.
Yaşanacak kavuşma sahnesinin en güzeli
Sen gelince
Şimdiden söylüyorum sakın gecikme…


Mehpare ÖĞÜT
2011


PİŞMAN

Nisan 05, 2011 0
PİŞMAN
Zarlar atılsa da olur atılmasa da
Zaten yenilmişim
Gün batımında
Biri beklemiş ben gitmemişim.

Oysa ki yalnızlığım ölü yalnızlığı
Yastığım gözlerimce ıslak
Düşüncelerim domuzuna kara
Karaya inat ellerinin sıcağı.

Gözlerim kapanmalı uyusam da uyumasam da
Olan olmuş bir kez sönmüş ışıklar
Karanlık kurtlarca aç
Uykulardan artakalan aşklar
Çıplak.

Dudaklarında bir zar atımlık özlem
Yitik anılar saatler ötesinden içre
Günler geçmiş zehir zemberek
"Sazlar çalınır Çamlıca'nın bahçelerinde"

Zarlar atılsa da atılmasa da
Yenilmişim
Bu gece ay doğarken bekle
Bakarsın gelmişim.

 
Türkan İldeniz
(15 Ekim 1956 - Varlık)
Kaynak: Taşra Kızının Deliceleri




....

Nisan 05, 2011 0
....
İrlanda asıllı İngiliz yazar Bernard Shaw, ihtiyarlık yıllarında evinin bahçesiyle çokça uğraşıyordu. Bir gün karısını ziyarete gelen yaşlı bir hanım, onu elinde çapa, iki büklüm görünce tanıyamadı. Gözlüklerini düzelttikten sonra:
"Günaydın bahçıvan efendi," dedi.
"Siz Shaw'ların yanında ne zamandan beri çalışıyorsunuz?"
"Kendimi bildim bileli…"
"Verdikleri ücret sizi geçindiriyor mu?"
"Yalnız yiyeceğimi veriyorlar."


Yaşlı kadın, bahçıvanın bu hâline acımış olacak ki:
"Eğer benimle çalışırsanız, size yiyecek ve giyecekle birlikte yeterli aylık da verebilirim" diye bir teklifte bulundu.


Bernard Shaw:
"Teşekkür ederim, bayan. Ne yazık ki ben, Bayan Shaw'a ömür boyu bağlıyım" diyerek bu teklifi geri çevirdi.


Yaşlı bayan biraz da kızarak:
"Ama bu tutsaklıktan, kölelikten başka bir şey değil…" dedi.


Bernard Shaw ise, gülerek:
"Hayır sayın bayan" dedi. Biz buna 'evlilik' diyoruz."



APTAL PUMA SENDROMU

Nisan 05, 2011 0
APTAL PUMA SENDROMU
Pumayı bilirsiniz. Hani vahşi kedilerin uzak atalarindan.Yaklaşık iki metre uzunluğundaki benekli yırtıcı. Birçok özelliği ile ünlüdür bu ormanların harika kedisi. Ama en çok ta hızlı ve kıvrak koşusu ile tanınır. Avının peşine düştüğü andan itibaren giderek hızlanan ve vücudunun tüm eklem ve kaslarını ortaya koyan hareketlerini seyre...tmek bir zevktir. Bu ölüm koşusu bazen pumanın, bazen ise hayati için koşan kurbanın zaferi ile sonuçlanır.

Peki bir puma avının peşinden ne kadar koşar?

İşte ormanların vahşi avcısını uygarlıkların kurucusu insana örnek yapacak olan da pumanın bu özelliğidir. Puma avının peşinden sürdürdüğü "ölüm koşusunu" her zaman avının cüssesine göre ayarlar. Yani bir ceylan ele geçirmek için koştuğu süre ile, bir tavşanın peşinden geçirdiği süre asla ayni değildir. Çünkü puma akıllı bir hayvandır ve koşarken harcadığı enerji miktarı, avdan elde edeceği potansiyel enerji miktarını astığı anda puma koşmaktan vazgeçer. Yenilgiyi kabul edip başka av arar. Bu nedenle ceylanın peşinden fazla,tavşanın peşinden çok daha az koşar.

İste "aptal puma sendromu" bunun tersini yapan insanların ruh halini ifade etmek için, yani bir tavşanın peşinden yıllarca koşan , sonra da yakaladığı avı bir öğünde bitiren akılsızlar için kullanılır.

Basarının sırrı pumalıktan, yani harcanan emek, ulaşılan sonuç ilişkisindeki dengeyi iyi saptamaktan geçiyor.

Şimdi düşünün bakalım sizin yıllardır peşinde koştuğunuz tavşan ne?




KIRLANGIÇLARI HEP ÇOK SEVDİM.

Nisan 05, 2011 0
KIRLANGIÇLARI HEP ÇOK SEVDİM.
Ayvalık’ta bir açık hava otelindeyim, resepsiyon da açıkta. Resepsiyonun köşesinde bir kırlangıç yuvası var; üç yavru, kafalar dışarda, gagalar açık. Anne ve baba gidip gelip yiyecek getiriyorlar ve ayrı zamanlarda geldikleri için birbirlerini görmüyorlar. Anne birinci yavruya yem veriyor, birazdan baba ge...lip ikinciye, anne tekrar geldiğinde üçüncüye, baba gelip birinciye. İnanılır gibi değil, sırayı hiç şaşırmadılar: ADALET.

Akşama doğru sudan çıktım, baktım yuvaya siyah bir kedi yaklaşmış. O ufacık ana baba canhıraş bir şekilde dalıp, çıkıp kediyi uzağa kadar kovaladılar: CESARET.

Otel sahibi şunları anlattı: bahar başlarında göçten döndüklerinde yuvanın bulunduğu bölümün kapalı olduğunu görünce, resepsiyon görevlisinin kaldığı odaya girip çıkıp onu uyandırmışlar: AKIL.

Sabah su içmek için fiskiyenin üzerinde dolaşıp çığlıklar atıyorlardı, ta ki fiskiye açılana kadar: İLETİŞİM.

Yuvalarını öyle bir yaparlar ki yıllarca dayanır: KALİTE.

Yazları sıcak ülkelere göç ederler: YENİLİK.

Onların yaptığı yuva, diğer kuşların saman çöplerini üst üste koyarak yaptığı dingildik yuvalara hiç benzemez. Benzer bir yuva yapabilen başka bir kuş yoktur: FARKLILIK.

Hiç kırlangıçları bir yerde pineklerken hatırlıyor musunuz?
Devamlı uçarlar: ÇALIŞKALIK.

İnanılmaz hızlıdırlar, su zerresini havada yakalarlar: HIZ.

Binlerce mil uzaktan hep aynı yuvaya dönerler. Ömürlerinin sonuna kadar yuvalarına bağlıdırlar: YURT SEVGİSİ
Kırlangıçları hep çok sevdim.


Ahmet Şerif İZGÖREN


02 Nisan 2011

EL GİBİ…

Nisan 02, 2011 0
EL GİBİ…

Ben sevdanın bahçesine giremeden daha.
Sevdiğim el olup uçmuş başka diyarlara…
Kapanmış bütün kapılar yüzüme birer birer
Kapıma gelip oturmuş da hüzün,
Yalnızlığa bel bağlamışım ben…
Ben ki sevdanın en güzel yerindeyken,
Başlamışım tekrardan ağlamaya.
Zaman durmuş bir anda,
Mutsuzluk girmiş yoluma.
Kaçar olmuşum cümle alemden yana.
Öğrenmişim sevmenin bir adının yalnızlık olduğunu da.
Böylesine yüreğimdeyken sen,
Yüreğim böylesine severken.
Şimdi bir el gibi uzaksın bana…

Mehpare ÖĞÜT
2011





DÜŞ YAKAMDAN HÜZÜN...

Nisan 02, 2011 0
DÜŞ YAKAMDAN HÜZÜN...

Yine vuruyor kalbime hüzün vurma, dur yapma…
Bugün çok yorgunum, gelme üstüme üstüme,
Üzme beni daha fazla, zorlama…
Geçerim inan her şeyden de, yeter ki beni ağlatma.
Kaldıramam bundan sonra hiçbir hüznü, dağlama.
Yaralarımı sakın açma, kıyma bana, dayanamam.
Dönemem çıktığım yollardan gerisin geriye,
Vazgeçemem böylesine severken, bir daha asla.
Vurma hüzün kalbime, vurma, dur yapma.
Çaresizim bak, ne kadar da üşüyorum ısıtsana.
Yarin adını ezberlemiş dudaklarım,
Gözlerimi ise hiç sorma görmez başkasını nasıl olsa.
Onsuz yaşa deme bana, yaşayamam ki asla…
Bekle de bana beklerim biraz daha, sabrederim meraklanma.
Düş yakamdan ne olur hüzün git vur başka kıyılara.
Git ve bir daha çalma bu kapıyı da.
Ben çoktan geçmişim senden
Sen de geçsene benden;
Sen de geç de
Bir daha arayıp sorma…


Mehpare ÖĞÜT
2011


30 Mart 2011

KALP AĞRISI...

Mart 30, 2011 2
KALP AĞRISI...
Hangi ten ister ki sevdiğine başkaları dokunsun
Ve gözlerinden başka ışıklar geçsin…
Mümkün müdür ellerine başka eller değsin
Ama ya değerse diye de hiç içinden geçirmesin…
Eğer seviyorum diyorsa bir insan,
Vazgeçebilir mi öyle kolayca sevdasından…
Sözler değil midir insanları birbirine bağlayan
Ve o ilk bakış değil midir sevenleri birbirine ait kılan…

Bazen de tesadüflerle doludur hayat.
Ve hiç beklemediğin bir anda çalıverir kapını…
Hani o senin canım / kıymetlim dediğin birileri vardır ya,
Çıkıp da geliverir ansızın…
Elin ayağın tutuşur konuşamaz olursun ya o anda;
İşte sevmek bu kadar güzel şeydir dedirten,
Bir kalp ağrın oluverir sonunda…

Uzaklarda bir yerlerde olsa da,
Bilirsin ki tam şuranda, yüreğinde sana aittir yalnızca.
Saatlerce bıkmadan konuşursun onunla,
Ve defalarca sevdiğini söylersin.
Oysa ki cevap veremez sana ama,
Sen bir tek onu sever, sevmese de benim dersin.
O kalp ağrısını çekmeye devam edersin…

Onunla başlar biter bütün cümlelerin.
Bir türlü nokta koyamazsın ve kıyamazsın da aslında.
Hep virgüllerle devam edersin ya yoluna,
Zaman zaman kırıklıklar olsa da,
Bir taraftan da sevinirsin çıktığı için karşına…
Ve ne zaman ki geçse yüreğinin üzerinden,
Tebessümler yollarsın peşin sıra…

Artık küs olduğun aynalarla bile barışıksındır
Ve hiçbir iş koymaz da sana.
Kalbinde kelebekler uçuşuyormuşçasına,
Telaşlı, heyecanlı, cıvıl cıvılsındır ya;
Ve arada bir olsa da kalp ağrısı,
Senden geldiği için çekmeye değer dersin ya…
Ben de diyorum ki sevdiğim sana…
Bu kalp ağrısını çekmeye değerdir; eğer sen varsan sonunda…


Mehpare ÖĞÜT
2011